Van'da 2011 deprem felaketinden sonra başlayan yoğun kentsel dönüşüm ve yapılaşma süreciyle birlikte kent merkezi, yol ve kaldırım işgali sorunuyla boğuşuluyor.

Şehrin en işlek caddelerinde ve merkezi mahallelerinde dahi, müteahhitlerin inşaat malzemelerini, vinç ayaklarını ve hafriyatları kamu alanlarına taşıması; esnafın ruhsatsız yapı kurma ve kaldırım işgali gibi ihlalleri sonucu kaldırımlar yayalar için fiilen kullanılamaz hâle gelmiş durumda.

Bu durum, yaya güvenliğini tehdit ederek vatandaşların yürüyüş hakkını ihlal ediyor ve onları tehlikeli araç yollarına inmeye zorluyor. Olası bir afet anında güvenli tahliye ve acil müdahale yollarını da kapatarak şehrin afetlere karşı direncini tehlikeli ölçüde düşürüyor. Teknik mevzuatın varlığına rağmen sahada süregelen bu ihmaller, kentin hem günlük yaşam kalitesini hem de afetlere karşı direncini olumsuz etkiliyor.

İnşaat firmalarının sürekli tekrarlayan bu ihlalleri, sadece engelli vatandaşların erişim hakkını gasp etmekle kalmıyor, aynı zamanda İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Van Şubesi Eski Başkanı Mihail Atik'in de işaret ettiği gibi, olası bir deprem veya acil durum anında hayati önem taşıyan güvenli tahliye ve acil müdahale yollarını da kapatarak şehrin afetlere karşı direncini tehlikeli ölçüde düşürüyor. Kentin bu karmaşık yapısı ve süregelen güvenlik zaafları, Atik'in dikkat çektiği teknik ve idari sorunların aciliyetini artırıyor.

Mihail Atikİnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Van Şubesi Eski Başkanı ve İnşaat Mühendisi Mihail Atik

Kentin ortak alanları sürekli işgal altında

Mihail Atik, mevzuatın eksik olmadığını ancak liyakatli takibin olmadığını belirterek deprem sonrası getirilen kritik bir şartı açıkladı:

"Aslında gerekli mevzuat ve planlar 2011 yılı gerçekleşen Van depreminden öncede vardı fakat kimse uygulamayınca ya da liyakatli bir takip olmayınca hiç yokmuş gibi kentler işgal edilebiliyor. Yine de depremden sonra; inşaat ruhsatı koşulu olarak 'yol ve kaldırım işgali izin belgesi' şartı getirildi. Buna göre bir inşaatın başlanabilmesi için sadece ruhsat yeterli olmuyor, ilave olarak müteahhit inşaat sahasının yol ve kaldırımı nasıl işgal edeceğine dair bir planlama hazırlayıp 'işgal izin' belgesi almak zorunda. Bu şekilde ilgili planda asgari yaya ve taşıt geçişleri uygun şekilde bırakılmalı ve yaya yolu için gerekli tedbirler sağlanmalıdır. Yine acil durumlarda (ambulans, itfaiye vb.) geçişlerinin garantisi verilmeli. Yine inşaat çevresi boyunca tedbirler mutlaka sağlanmalı diye mevzuatlarda ifade edilmektedir."

Ağır ekipman güvenliği ve denetim

Vinç ve ağır makinelerin güvenliğine yönelik denetimlerin yasal yükümlülükleri hakkında Atik, periyodik kontrollerin önemini vurguyarak, "Ağır iş vasıtalarının her biri için yönetmeliklerde ve plan projelerde yerleri ve çalışma koşulları hakkında bilgiler verilmektedir. Bu yüzden yetkilendirilmiş ya da makina ve kimya endüstri kurumu tarafından periyodik olarak kontrollerin sağlanması lazım. Ve bu kontrollerde statik ve dinamik testler uygulanmalı, araçların çalışma yaptığı alanlarda araç ve yaya geçişleri varsa bu konuda belediyeler ilgili firmadan önlem alınmasını talep edebilir ve bunun takibini yapmakla yetkilidir," dedi.

Yol Işgali 2

“Yerel yönetimler caydırıcı cezalar uygulamalı”

Kaldırım işgallerinin acil durum tahliyesinde yarattığı büyük tehlikeye dikkat çeken Atik, denetim eksikliğinin olası bir afetteki kaçınılmaz sonuçlarını dile getirdi:

"Asıl mesele kentleri kullanma biçimi ve halkın tasarruf şeklidir. Bu konuda yerel yönetimler caydırıcı cezalar uygulamadıkça ve ilgili muhitlerde denetim takip sıklaşmadıkça, özellikle tarif ettiğiniz üzere engelli geçişlerinin kapanması, geçişlerinin zor hale gelmesi olası afetlerde faciaları kaçınılmaz hâle getirir. Bu tedbirlerle beraber inşaat uygulama aşamasında mutlaka bu tür detaylar dikkatlice takip edilip uygunlukları test edilmelidir."

Somut kaza riskleri ve vatandaşın sorumluluğu

İnşaat malzemelerinin oluşturduğu somut risklerin can ve mal güvenliğini tehdit eden birer tuzak olduğunu belirten Atik, "Böylesi bir durumla karşılaşılması durumunda her vatandaş mutlaka ilgili kuruma (belediye, il/ilçe trafik) birimlerine derhâl şikâyette bulunmalı zira bu tarz işgaller birer tuzak gibi can ve mal güvenliklerini tehdit eder. Bu durumlar trafik kazaları başta olmak üzere yaya ve sokak hayvanlarının yaşamını da tehdit etmektedir, özellikle ortada bırakılan bu tür malzemeler güvenlik şeritleri olsa bile gece saatlerine bırakılmadan kaldırılmalıdır," şeklinde konuştu.

“Denetim yapılırsa iş ruhsat iptaline kadar gider”

Güvenlik eksikliği gibi ihmallerde idari yaptırımların hangi aşamada devreye girdiğini açıklayan Atik, "Böylesi bir durumda ilkin uyarı ve tespit aşaması yapılır. İlgili Belediyeye bağlı zabıta veya fen işleri şikâyet/denetim ile tespit yapar; eksiklikler için genelde İhtar / ilk tespit yazısı verilir. İhtar sonucunda düzeltme yapılmazsa zabıta idarî para cezası uygular; gerekli hâllerde işin durdurulması, şantiye çevresinin belediyece düzenlenmesi/çıkarılması (masraflar müteahhitte rücu edilir) ve ruhsat işlemlerinin askıya alınması söz konusudur. 3194 sayılı İmar Kanunu çerçevesinde ruhsata aykırılıklar için daha ağır idarî süreçler başlatılabilir. İdarî yaptırımın sonuç vermemesi veya tehlikenin sürmesi hâlinde belediye encümen kararıyla ruhsat iptali, yıkım veya icra yoluyla müdahale başlatabilir; ayrıca ihmalin ağır ve net olarak cana kast ya da ağır yaralanma riski taşıması durumunda Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulur."

Yol Işgali 3

“Yol işgaline yerel yönetimler izin veriyor”

Yol işgali izinlerinin birden fazla yerel yönetim birimi tarafından verildiğini belirten Atik, risk analizinin ideal şartlarını açıkladı:

"Genellikle geçici yol/kaldırım işgali izinleri Belediye (imar/ruhsat + fen işleri) ve Zabıta birimleri tarafından verilir; karayolu kenarı işleri ise il/merkez seviyesinde Karayolları Genel Müdürlüğü veya ilgili il özel idaresince verilir. İzin sürecinde şantiye proje sorumlusu, iş güvenliği uzmanı ve belediyenin teknik birimi tarafından trafik ve can güvenliği açısından değerlendirme yapılması gerekir. Değerlendirme; yaya/araç geometrisi, acil müdahale yolları, gece aydınlatma, bariyer/işaretleme ve tahliye senaryolarını kapsamalıdır. Pratikte risk değerlendirmesinin kalitesi yerel uygulamaya göre değişir; ideal süreç İSG raporu + belediye onayı şeklindedir."

“Müteahhitlerin yükümlülükleri var”

Müteahhitlerin gürültü, toz ve titreşim kirliliğini minimize etme yükümlülüklerinin 6331 sayılı kanunla düzenlendiğini belirten Atik, denetim birimlerini sıraladı:

"6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, İş Ekipmanları ve çevresel sağlık yönetmelikleri, işveren (müteahhit) için risk değerlendirmesi yapma, çalışanların ve çevrenin korunması, toz/gürültü/titreşim ölçümleri, kişisel koruyucu donanım ve kontrol tedbirleri alma yükümlülüğü getirir. Ayrıca belediye yönetmelikleri (gürültü yönetmelikleri) gece çalışma sınırlamaları koyar. Denetimler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (il müdürlükleri), belediye zabıta ve çevre birimleri ile iş güvenliği uzmanlarının ortak denetimiyle gerçekleşir; tespit hâlinde idari para cezaları, çalışma durdurma ve düzeltme emirleri uygulanır."

Yol Işgali 4

“Halk bilgilendirilmeli”

Şantiye panolarının halkı bilgilendirmede önemli bir rol oynadığını belirten Atik, "Ruhsat süreçlerinde şantiye sorumlusu, iletişim numarası, çalışma saatleri, acil durum planı gibi bilgilerin şantiye panosunda görünür olması genelde zorunluluktur. Belediyeler ayrıca gerekli gördüğünde çevreleyen hane halkını yazılı/ilan yoluyla bilgilendirilmesini isteyebilir," şeklinde konuştu.

Sarımsak ucuzladı ama esnaf kazanamıyor
Sarımsak ucuzladı ama esnaf kazanamıyor
İçeriği Görüntüle

Atik, genel bir uyarıyla kent planlamasının geleceğe yönelik olması gerektiğini belirterek uyarısını sonlandırdı: "Son olarak afetler sermaye için yeni birer fırsat olarak görülmemeli ve buna yol açacak uygulamalardan kaçınılmalıdır. Kentler ortak yaşam alanları ve geleceğe mirastır. Bu yüzden plan, proje, idari ve iktisadi tasarruflar halkın, doğanın ve hayvanların menfaatine göre yapılmalı ve olabildiğince projeksiyonel bakış açıları ile gelecek yüzyıllara göre planlar/projeler ile şekil almalı aksi takdirde kısa süreli şişirilmiş kentler birer facia merkezi hâline gelebilir."

Muhabir: Zelal Sahidenur SARİ