Van, son yıllarda kültür sanat alanında önemli üretimlere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Bu kez sahne, kentin genç yönetmeni Vedat Atlı’nın. Moleküler biyoloji ve genetik alanında eğitim alan Atlı, bilimsel merakını sinema diliyle birleştirerek Kürtçe çekilmiş bir bilim kurgu filmi ortaya koydu.

Film, yalnızca türüyle değil, diliyle ve üretim biçimiyle de bir ilki temsil ediyor. Van’daki Akgöl çevresinde çekilen bu bağımsız yapım hem görsel atmosferiyle hem de “Karbon dışı yaşam formu mümkün mü?” sorusuyla dikkat çekiyor.

Vedat Atlı

“Bilim dünyası artık görsele dönüşüyor”

Uzun bir eğitim süreci geçiren Atlı, sinemaya yönelme sürecini şöyle anlatıyor: “Çocukluktan beri görsele ilgim vardı. Fotoğrafla başladım, sonra videografi derken kurgu ve belgesel geldi. ‘Kral Yolu Belgeseli’ gibi tarih içerikli projeler yaptım. Ama bir yerden sonra bilimsel merakımla sinemayı birleştirme isteği doğdu. Artık bilim sadece makalelerde değil, görsel anlatımlarda yaşıyor. Teoriler artık filmlerle, dizilerle aktarılıyor.”

“Biz neden yaşamı yanlış yerde arıyoruz?”

Atlı, “Yaşam formu neden yalnızca karbona bağlı olmalı? Belki de biz gezegenimizde yaşamı yanlış yerde arıyoruz. Karbon yerine silikon gibi elementlere dayalı farklı bir yaşam formu mümkün olabilir mi, bunu düşündüm. Bu merak bir senaryoya dönüştü ve ‘neden Kürtçe olmasın’ dedim. Çünkü bu fikir evrensel ama anlatım dili bizim olmalıydı,” dedi.

Foto2

“Biz de buradayız demek istedim”

Facebook, Instagram ve WhatsApp’ta ücretli dönem başladı
Facebook, Instagram ve WhatsApp’ta ücretli dönem başladı
İçeriği Görüntüle

Kürt sinemasında bilim kurgu örneklerinin yok denecek kadar az olduğunu vurgulayan Atlı, filmi kendi dilinde çekme kararını bir “kültürel refleks” olarak değerlendiriyor ve şunları ekliyor: “Dünyadaki her millet kendi kültüründen global bir dil üretmek istiyor. Biz Kürtler için de bu bir hak. Ben de ‘bu film kendi dilimle dünyaya ulaşmalı’ dedim. Biz de buradayız, biz de bilime, sanata bir şeyler katıyoruz demek istedim.”

Akgöl: Bilim kurgu atmosferine dönüşen doğal plato

Van’daki Akgöl, filmin hem atmosferini hem de görsel evrenini belirlemiş. Atlı, mekânın filmdeki etkisini şu sözlerle anlatıyor: “Akgöl, doğallığıyla, sessizliğiyle adeta başka bir gezegen gibiydi. Minimal bir sahne gerekiyordu. Orayı görünce ‘burada bilim kurgu çekilmeli’ dedim. Evrenimizi tamamen orada kurduk. Görsel dünyayı yaratan animatör *Uğur Demir’*in emeği çok büyük. O evreni sıfırdan tasarladı.”

Foto4

Bağımsız sinemanın zorlukları ve dostlukla kurulan bir evren

Atlı, “En büyük kalemimiz animasyondu. Neyse ki Uğur Demir bu konuda profesyonel bir isimdi. Bizim sermayemiz onun yeteneğiydi. Kendi imkânlarımızla çektik, çevremiz oynadı. Çünkü fikir saf hâliyle izleyiciye ulaşsın istedik,” ifadelerini kullandı.

“23 dakika boyunca başka bir evrendesiniz”

Atlı, filmin hedefinin izleyiciyi kısa süreliğine gerçeklikten koparmak olduğunu şu sözlerle anlatıyor: “Bilim kurgunun temelinde merak duygusu var. Biz de insanı 23 dakikalığına o dünyanın içine çekmek istedik. İzleyici filmi izlerken kendi evrenini unutuyor, bu da sanatın en güzel tarafı. Sanat bir sonuç değil, bir zihin molasıdır.”

Foto1

Kürtçe bilim kurgu sinemasında yeni bir sayfa

Atlı, Kürt sinemasında bilim kurgu türünün henüz gelişmediğini ama bu filmin bir başlangıç olabileceğini şöyle anlatıyor: “Belki ilk değil ama çok az örnek var. Bizimki de bu alanda bir adım oldu. Yayınlanalı birkaç ay oldu ama çok güzel geri dönüşler aldık. İnsanlar devamını istiyor.”

Evrensel bir dilden dünyaya açılmak

Atlı, “Bu fikir evrensel bir soru. Japoncası, İspanyolcası, Çincesi, Fransızcası da olmalı. Devamında altyazı ekleme özelliği de açacağız. Dünyanın her yerine ulaşmalı diye düşünüyoruz. Belki bir Japon ya da bir Kenyalı da bu soruya cevap arayacak. O yüzden altyazıları çoğaltmak istiyoruz. Bilim evrenseldir, biz de o evrenin bir parçasıyız,” diye belirtti.

Foto5

“Bilim kurgu devam edecek ama öğrenerek ilerleyeceğim”

Atlı, “Bilim kurgu çok yorucu bir tür. Her filmde bir evren kuruyorsunuz. Akademik eğitim almadım, deneye deneye öğreneceğim. Hedefim uzun metraja geçtiğimde ‘evet, bu iş olmuş’ dedirtebilmek. Çünkü sanat zamansız olmalı. 80’lerde çekilmiş bir film bile bugün tazeliğini koruyorsa, işte oraya ulaşmak gerekiyor,” sözleriyle devam etti.

Foto3

Haber: Büşra TAMAN
Video-Montaj: Dıldar GÜLER

Kaynak: vanhaber.tr