Kredi notu yüksek olmasına rağmen kredi veya kredi kartı başvurusu reddedilen tüketicilerin sayısındaki artış, bankacılık sektöründeki strateji değişikliğini gözler önüne seriyor. Bankalar artık sadece Kredi Kayıt Bürosu (KKB) puanına bakmak yerine, "davranışsal risk analizi" adı verilen yeni bir değerlendirme yöntemini devreye aldı. Bu yaklaşımla birlikte, müşterinin son aylardaki hesap hareketleri ve harcama disiplini kredi onay sürecinde belirleyici rol oynamaya başladı.
Para trafiği ve harcama alışkanlıkları mercek altında
Yeni sistemde düzenli maaş girişi, fatura ödemeleri ve standart alışveriş harcamaları "güvenli" kabul ediliyor. Ancak hesaba gelen ani ve açıklamasız para transferleri, olağan dışı nakit hareketleri bankalar tarafından risk sinyali olarak kodlanıyor. Özellikle sanal bahis ve oyun sitelerine yapılan düzenli ödemeler, bankacılık sisteminde "kırmızı alarm" olarak nitelendiriliyor. Bu tür harcamalar, kişinin geri ödeme kapasitesini zayıflatan unsurlar olarak görüldüğü için kredi notu 1900 (en yüksek) bile olsa başvurunun reddedilmesine neden olabiliyor.
Bankalar kendi iç analizlerini kullanıyor
Bankalar, Merkez Bankası Risk Merkezi verilerinin yanı sıra kendi bünyelerinde geliştirdikleri yapay zekâ destekli analiz sistemlerini de sürece dahil ediyor. Tüketicilerin nakit avans kullanım sıklığından harcama yaptığı sektörlere kadar pek çok detay, artık kredi onay mekanizmasının temel taşlarını oluşturuyor. Uzmanlar, kredi limitlerini korumak isteyen vatandaşların hesaplarındaki para trafiğini şeffaf ve düzenli tutmaları gerektiği konusunda uyarıda bulunuyor.




