Vladimir Nabokov’un en çarpıcı romanlarından biri olan “İnfaza Çağrı”, okurunu tekinsiz bir atmosferde gezdiren, edebi gücü yüksek bir başyapıt.
İlk bakışta bir idam mahkûmunun hikâyesini anlattığı düşünülebilecek roman, aslında çok daha derin bir özgürlük, varoluş ve bireyin toplumla çatışması anlatısı sunuyor.
Romanın kahramanı Cincinnatus C., “iç geçirilemez” olduğu gerekçesiyle ölüm cezasına çarptırılmıştır. Suçunun absürtlüğü bile aslında Nabokov’un kurduğu dünyanın ironik yapısını gösterir: Bu dünya, bireyselliğin tehdit olarak görüldüğü, farklılığın cezalandırıldığı bir düzeni temsil eder.
Cincinnatus’un idamı beklediği hücrede yaşadıkları, gerçek ile hayalin sınırında salınan, zaman ve mekân algısını alt üst eden bir anlatımla işlenir. Nabokov, kelimelerle ördüğü bu labirentte okuru hem büyüler hem de rahatsız eder.

Roman boyunca sorulan asıl soru şudur:
“Özgürlüğü Elinden Alınmış Bir İnsan, Düşüncelerinde Gerçekten Özgür Olabilir Mi?”
Eleştirmenlere göre eser, hem Kafkaesk bir atmosfer taşır hem de Nabokov’un kendine özgü oyunbaz dilini derinlemesine yansıtır. Kitap, yalnızca bir hikâye değil, insanın kendine, topluma ve iktidara dair yüzleşmesi niteliğindedir.
Neden Okunmalı?
Felsefi yoğunluğu yüksek, kısa ama etkili bir roman.
Toplumsal baskı ve bireysel özgürlük üzerine unutulmaz bir metin.
Nabokov’un dil oyunları, atmosfer yaratmadaki ustalığı ve ince ironisi benzersizdir.
Okurda güçlü bir varoluş sorgusu bırakır.
Kafka, Camus, Beckett gibi yazarları sevenler için.
Distopya, varoluş edebiyatı ve psikolojik derinliği olan metinlere ilgi duyanlar için.
“Bir roman hem estetik hem düşünsel açıdan sarsıcı olabilir mi?” diye merak edenler için.




