Memorial Göztepe Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, kısa süreli ozon maruziyetinin kanser ölümlerini artırdığını açıkladı. Özdoğan, solunabilir seviyedeki ozonun canlı dokular için tehlikeli bir molekül olduğunu vurguladı.
Journal of Hazardous Materials dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, 2000 yılında 261 bin 270 olan ozon bağlantılı kanser ölümleri, 2023’te yüzde 80 artışla 469 bin 860’a çıktı. Trafik ve orman yangınlarından kaynaklı emisyonlar, ölümlerin başlıca nedeni olarak belirlendi.
Çalışmada, ozon maruziyetinde her metreküp başına 10 mikrogramlık artışın, karaciğer kanserinde yüzde 0,42, tiroid kanserinde ise yüzde 1,43 artışa yol açtığı belirlendi. Kısa süreli ozon maruziyeti, kanser kaynaklı tüm ölümlerin yüzde 6,37'sini oluştururken, en büyük oranlar yüzde 10,8 ile Brezilya, yüzde 6,3 ile Şili ve yüzde 6 ile Tayland'da görüldü.
Troposferik ozonun doğrudan bir emisyon kaynağından çıkmadığını belirten Özdoğan şu ifadeleri söyledi:
"Bunun yerine azot oksitlerin ve uçucu organik bileşiklerin, güneş ışığı varlığında girdiği fotokimyasal reaksiyonlar sonucunda oluşan ikincil bir kirleticidir. Stratosferdeki ozon tabakası dünyayı koruyucu bir kalkan görevi görürken, solunum seviyesindeki ozon, canlı dokular için son derece reaktif ve tahrip edici bir moleküldür."
Kronik veya tekrarlayan kısa süreli ozon maruziyetinin, hücrelerin antioksidan savunma mekanizmalarını baskılayarak kalıcı bir oksidatif stres durumu oluşturduğunu ifade eden Özdoğan, bu durumun DNA hasarına, telomer kısalmasına ve genetik değişimlere yol açtığını belirtti.
"Çin'deki Fudan Üniversitesinde yapılan çalışmalar, ozonun etkilerinin 'akciğer-karaciğer ekseni' üzerinden yayıldığını göstermiştir. Ozon maruziyeti, akciğer mikrobiyotasını bozarak sistemik dolaşıma inflamatuar sinyaller gönderir ve bu sinyaller karaciğerde lipid metabolizmasını bozar ve demir bağımlı hücre ölümü mekanizmalarını tetikler. Bu bulgu, ozonun neden solunum sisteminden uzak organlarda kanser ölümünü artırdığını açıklayan temel bir biyolojik köprüdür."
Kanser hastaları ve risk grubundaki bireyler için ozon maruziyetini en aza indirmenin tedavi başarısı ve yaşam kalitesini doğrudan etkilediğine değinen Özdoğan, ozon konsantrasyonlarının en yoğun olduğu saatlerde dış mekan aktivitelerinin kısıtlanması, hava kalitesi takibi, antioksidan destekli beslenme ve iç mekan güvenliğinin önemli olduğunu ifade etti.


