Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunduğu soru önergesinde, eğitim sistemindeki anadil politikalarına ve MEB’in “Dilimizin Zenginlikleri” projesine ilişkin dikkat çeken eleştirilerde bulundu.
Sayyiğit, özellikle Kürt nüfusun yoğun olduğu illerde Kürtçe’nin (Kurmancca, Zazaca) eğitimden dışlandığını belirterek, MEB’in projelerinde “yerel dillerin yok sayıldığını” ifade etti.
“Dilimizin Zenginlikleri” Projesi Eleştirildi
Milletvekili Sayyiğit, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından başlatılan “Dilimizin Zenginlikleri” projesinin yalnızca Türkçe üzerinden hazırlandığını belirterek söz konusu projenin Türkçe dışındaki anadilleri görmezden gelen bir anlayışla yürütüldüğünü savundu.
Sayyiğit, şunları kaydetti:
“Projeyle birçok kentte binlerce okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencisine ulaşılması hedefleniyor. Ancak temel kazanım olarak sadece Türkçe üzerinden ‘anadilin zenginliklerinin’ öğretilmesi, diğer anadilleri yok saymaktadır.
Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasında Kürtçe başta olmak üzere birçok anadil bulunmasına rağmen, yerelin özgünlükleri dikkate alınmadan homojen toplum ön kabulüyle hareket edilmektedir.”
“Kürtçe Konuşmayacağım” Uyarısından “Türk’üz, Türkçe Konuşuruz” Şiirine
Sayyiğit, geçmişte ve bugün yaşanan örneklerle eğitimdeki tekçi yaklaşımın sürdüğünü dile getirdi.
2017 yılında Şırnak’ta bir okulda “Kürtçe konuşmayacağım” uyarısının panoya asıldığını hatırlatan Sayyiğit, benzer şekilde Van’ın Başkale ilçesinde öğrencilerin ‘Türkçem benim anadilim / Türk’üz, Türkçe konuşuruz’ dizelerini içeren şiirleri okumaya zorlandığını belirtti.
“Neredeyse tamamı Kürt öğrencilerden oluşan bir okulda bu tür ifadelerin pedagojiyle ilgisi yoktur; aksine çocukları kendi anadillerine yabancılaştırmaktadır,” dedi.
“Tekçi Müfredat Yerine Barışçı Eğitim Modeli” Çağrısı
Sayyiğit, MEB’in politikalarının asimilasyon tehlikesi taşıdığını ve farklı anadillerin eğitimde dışlanmasının “öğrencilerin kimlik gelişimini zedelediğini” savundu.
Eğitim sisteminin barışçı, çok dilli ve kültürel çeşitliliği koruyan bir yaklaşımla yeniden ele alınması gerektiğini söyleyen Sayyiğit, “Türkiye’nin üzerinde kurulduğu coğrafya, Türkçenin yanı sıra Kürtçe, Arapça, Lazca ve birçok anadilin kadim coğrafyasıdır. Bu gerçeği yok saymak, pedagojik değil, ideolojik bir tercihtir. MEB tekçi müfredat yerine bir barış müfredatı oluşturmalıdır” ifadelerini kullandı.
Van’da “Türkçem benim anadilim” videosu tepki çekti
Sayyiğit’in Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e yönelttiği sorular şöyle:
1 – Anadilinde eğitime yönelik 2025-2026 eğitim ve öğretim döneminde neden herhangi bir çalışma yapılmamıştır? Buna yönelik bir adım atılacak mıdır?
2 – MEB’in hazırladığı projelerde Türkçe dışındaki anadiller dahil edilmekte midir? Son 5 yılda Türkçe dışında hangi anadillerde projeler uygulanmıştır?
3 – “Dilimizin Zenginlikleri” adlı projenin hazırlanması ve uygulanması sürecinde Türkçe dışındaki anadillere neden yer verilmemiştir? Yerelin özgünlüğü neden dikkate alınmamaktadır?
4 – Van’ın Başkale ilçesinde anadilleri Kürtçe (Kurmancca, Zazaca) olan öğrencilere “Türk’üz, Türkçe konuşuruz” dedirtmek, pedagojik midir? Andımız’ın yerine benzer uygulamalara mı başvurulması amaçlanmaktadır?
5 – Eğitimde kültürel ve inançsal çeşitliliğin dikkate alındığı bir barış müfredatı neden hazırlanmamaktadır? Buna yönelik herhangi bir adım atılacak mıdır?





