Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın iptaline ilişkin “mutlak butlan” kararını değerlendirerek, kararın hukuk ve usul açısından sorunlu olduğunu savundu.
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Arınç, söz konusu davanın CHP’nin iç meselesi olduğunu belirterek taraf olmak istemediğini ifade etti. Ancak bir hukukçu ve siyasetçi olarak değerlendirme yaptığını kaydetti. Arınç, istinaf dairesinin verdiği kararı incelediğini belirterek, “yetki, görev ve usul hukuku bakımından yanlış buluyorum” dedi. Siyasi partilerle ilgili ihtilaflarda bugüne kadar Yüksek Seçim Kurulu dışında bir yargı merciinin karar vermediğini hatırlattı.
Kararda “ihtiyati tedbir” uygulanmasını da eleştiren Arınç, bunun süreci daha da karmaşık hale getirdiğini ifade etti. Kararın Yargıtay incelemesine taşınması gerektiğini ve hızlı şekilde hukuka uygun bir sonuca varılmasının önem taşıdığını söyledi. Söz konusu kararın bir parti kapatma kararı olmadığını ancak etkileri itibarıyla siyasi işleyişi zayıflatabilecek sonuçlar doğurabileceğini belirten Arınç, bu tür müdahalelerin demokrasi ve siyasal kurumlar üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini dile getirdi.
Arınç, geçmişte yaşanan parti kapatmalarını da hatırlatarak açıklamasında şunları da kaydetti:
“Siyaset açısından baktığımızda da gördüğümüz manzara iç açıcı değildir. Bendeniz, üç partisi Anayasa Mahkemesi tarafından, bir partisi de 12 Eylül Darbesi ile kapatılmış; yine bir partisi kapatılmaktan bir oy farkla dönmüş, açılan her davada hakkında siyaset yasağı talep edilmiş bir siyasetçiyim. BAM kararı elbette bir parti kapatma kararı değildir ancak sonuçları itibariyle bir partiyi işlevsiz hale getirmek, içini karıştırmak ve gücünü yok etmek neticesini doğurabilecek bir karardır. Kendi tecrübemle söylemek isterim ki bu tür müdahaleler siyasi partilerden daha çok başta siyaset kurumu olmak üzere kurumların işlevsiz kalmasına ve demokrasinin yolunun kesilmesine sebebiyet verir.
Merhum Erbakan Hocamız partimiz her kapatıldığında kimseyi sokağa, taşkınlığa ve vurup kırmaya teşvik etmemiştir. Alınan kararı üzüntüyle karşılar ve büyük davamız yanında bunun nokta kadar değeri yoktur diyerek yoluna devam ederdi. Biz yolumuza devam ettik ve AK Parti ile milletimizin yolunun bizimle olduğuna inandık. Düşe kalka ama dosdoğru yürüdük. AK Partiyi kuran kadro nice darbeler, muhtıralar, yol kesmeler, tehditler ve kumpaslara rağmen yıllardır milletin güvenini taşıyor. Yine bu kadro, önüne kurulan barikatları tekme tokatla yıkmak yerine zaman içerisinde hukuk ve sabırla milletimize güvenerek yoluna devam ediyor. “Muhtar bile olamaz!” çığlıklarının atıldığı günden bugüne geldiğimizde, hukuka ve aziz milletimize güvenimiz neticesinde de bugün 11 yıl kesintisiz Başbakanlık, 12 yıldır da kesintisiz Cumhurbaşkanlığı görevi yapan bir liderimiz ve milletimizin gönül tahtında olan AK Partimiz var.”





