Adalet Bakanlığı'ndan 140 yeni mahkeme kararı
Adalet Bakanlığı'ndan 140 yeni mahkeme kararı
İçeriği Görüntüle

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM'deki grup toplantısında yaptığı konuşmada hem CHP hakkında verilen mutlak butlan kararını hem de devam eden barış ve demokratikleşme sürecini değerlendirdi.

Türkiye'nin tarihinin en uzun ekonomik krizlerinden birini yaşadığını belirten Bakırhan, siyasi alanda da ciddi bir kriz bulunduğunu söyledi. CHP'ye ilişkin yargı sürecini değerlendiren Bakırhan, istinaf mahkemesinin verdiği mutlak butlan kararının yalnızca hukuki bir konu olmadığını savundu.

“Türkiye Siyasetinin Anahtar Kavramı Demokratik Meşruiyettir”

CHP'ye yönelik mutlak butlan kararına tepki gösteren Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:

"Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi'ne karşı istinaf mahkemesinin verdiği mutlak butlan kararı ve genel merkezin kolluk şiddetiyle basılması bu krizin en çıplak yüzü oldu. Butlan kararı salt hukuki bir meselenin çok ötesindedir. Bu karar demokratik siyaseti dışarıdan zorla şekillendirme girişimidir. Hiç kimse bize başka hikaye anlatmasın. Demokratik siyaset dışarıdan hukuk müdahalesiyle şekillendirilmek isteniyor."

Kararın yalnızca CHP'yi değil tüm siyasi partileri ve sivil toplum alanını etkilediğini belirten Bakırhan, demokratik meşruiyet vurgusu yaptı.

"İstisnanın kural haline geldiği bir düzende tek pusula demokratik meşruiyettir. Hiçbir zaman sandığın iradesinin yargı kararnamesi ile iptal edilmesini kabul etmeyeceğiz. Kimse de bize kabul ettirmeyecek. Çok net söylüyoruz. Bizler açısından Türkiye siyasetinin anahtar kavramı demokratik meşruiyettir."

“Yargıtay Derhal Toplanmalıdır”

Bakırhan, mutlak butlan kararının siyasi ve sivil yaşam üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini savunarak Yargıtay'a çağrıda bulundu.

"İstinaf mahkemesinin verdiği karar yalnızca bir siyasi partiyi değil tüm siyaset ve sivil toplum alanının örgütlenme hakkını, demokratik yaşamı derinden tehdit etmektedir. Bu kararla siyasi partilerin ve sivil toplumun tek bir güvencesi kalmamıştır. Yargıtay derhal toplanarak bu garabete bir son vermelidir, Türkiye'de demokratik ve sivil yaşamın önünü açmalıdır."

“CHP'nin Bu Fırtınadan Bütünlüklü Çıkmasını Temenni Ediyoruz”

CHP içerisindeki tartışmalara da değinen Bakırhan, siyasi aktörlere dikkatli olunması çağrısında bulundu.

"Bu yüzden CHP içindeki her aktörü, her söylediğinin sonuçlarını düşünmeye davet ediyoruz. Onun için samimiyetle uyarıyoruz. Bugün rakibine yapıştırdığın etiket yarın senin yakanı tutacak elin provasıdır. Siyaset bugünün öfkesiyle değil yarının yüzleşmesiyle yapılır. Unutmayalım ki bir partinin kapısı kırıldığında aslında siyasetin kapısı kırılır. Toplumun, siyaset kurumuna dair umut ve güveni aşınır. Tarafların buna uygun hareket etmelerini bekliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu fırtınadan bütünlüklü çıkarak gemiyi limana yanaştırmasını temenni ediyoruz."

Barış Süreci Ve Demokratikleşme Vurgusu

Konuşmasının önemli bölümünü barış ve demokratikleşme sürecine ayıran Bakırhan, sürecin yalnızca Kürt meselesiyle sınırlı olmadığını belirtti.

"Bu süreç sadece Kürtlerin sorunu değil. Sadece Kürt meselesinin çözümü değil. Bu süreç aslında Türkiye'nin demokratikleşme sorunudur."

İç siyasi gerilimlerin sürece zarar verdiğini ifade eden Bakırhan, toplumun tüm kesimlerinin sürece sahip çıkması gerektiğini söyledi.

"Bu yaşananlar barış sürecinde atılması gereken adımları gölgeleyecek her türlü iç gerilimi yaratır. Bu da yarar değil, zarar verir. Topluma zarar verir, sürece zarar verir, ülkenin geleceğine zarar verir."

“100 Yıldır Ulus Devlet Anlayışı Orta Doğu'da Dikiş Tutturamadı”

Orta Doğu'daki gelişmelere de değinen Bakırhan, bölgedeki sorunların tarihsel nedenlerine işaret ederek şu değerlendirmede bulundu:

"100 yıl önce cetvellerle ülkeler yarattılar. Ülkelerdeki özgürlüklere, renklere, kimin nerede yaşadığına bakılmaksızın tekçi inkarcı rejimler inşa ettiler. 100 yıldır bu ulus devlet anlayışı Orta Doğu'da bir türlü dikiş tutmadı."

Bakırhan, sürecin temel hedefinin demokratik uzlaşı, evrensel hukuk ve özgür siyaset olduğunu belirterek, herkes için eşit hak ve hukuk anlayışını savunduklarını söyledi.

Kaynak: HABER MERKEZİ