Türkiye genelinde her 10 öğrenciden 4’ü temel matematik becerilerini günlük hayata uyarlamakta güçlük çekerken, yabancı dil eğitimi uygulama yetersizliği nedeniyle teorik düzeyde kalıyor. Sosyo-ekonomik imkân farklarının öğrenciler arasında yaklaşık 3 okul yılına eşdeğer bir başarı mesafesi yarattığı bu tablo, akademik başarının bireysel çabadan ziyade sunulan olanaklarla ilişkili olduğunu gösteriyor.
Verilerin yereldeki yansımalarını değerlendiren Eğitim Sen Van Şube Eş Başkanı Funda Demir Bozkurt, kentin eğitim altyapısındaki yetersizliklere dikkat çekti. Van’da 50 kişiye ulaşan sınıf mevcutlarının öğretmenlerin her bir öğrenciye ayırdığı süreyi bir dakikanın altına indirdiğini belirten Bozkurt; donanım ve laboratuvar eksikliğinin yerel gençleri akademik yarışta dezavantajlı bıraktığını, bu durumun ancak nitelikli ve eşit bir altyapıyla aşılabileceğini ifade etti.

"Öğrenci Değil, Yapı Odaklı Başarı"
Matematik ve İngilizce gibi temel derslerde yaşanan zorluklar, genellikle öğrencinin çalışma azmi veya yeteneğiyle ilişkilendiriliyor. Ancak Eğitim Sen Van Şube Eş Başkanı Funda Demir Bozkurt, asıl meselenin öğrencinin gayretinden ziyade eğitimin genel işleyişiyle ilgili olduğunu belirtti.
Bozkurt, "Bu derslerde başarılı olan öğrencilerin tüm alanlarda yetkin olması beklenir. Oysa buradaki başarısızlık öğrenci yetersizliğinden değil, eğitimdeki yapısal eksikliklerden kaynaklıdır. Eğitimdeki sorunlar artık bir tıkanıklık hâline gelmiştir. Bu noktada öncelikle müfredatı ele almak gerekiyor. Günün ihtiyaçlarını karşılamayan ve gelişime kapalı bir içerik söz konusu olduğu için genel bir başarısızlık tablosu ortaya çıkıyor," diye konuştu.
"Eğitimde Yaklaşım Sorunu"
Mevcut modellerin gelişim sürecini sınırladığına dikkat çeken Bozkurt, "Sınav odaklı ve rekabeti esas alan yöntemler; öğrencilerin sorgulama, anlama ve üretme becerilerini geliştirmekte yetersiz kalıyor. Söz konusu temel eksiklikler giderilmediği sürece kalıcı bir iyileşme sağlamak güç görünüyor. Öğretim yöntemleri, öğrenciyi merkeze almak yerine tek tip bir kalıp sunduğu için öğrenme verimliliğini olumsuz etkiliyor," ifadelerini kullandı.

"Fiziki Koşullar Gelişimin Önünde Engel"
Her çocuğun farklı öğrenme biçimlerine sahip olduğunu hatırlatan Bozkurt, okullardaki donanım eksiklerine ve Van’daki duruma dikkat çekti: "Sınıf ortamlarının modern öğretim tekniklerine uygun donanıma sahip olması gerekir. Genellikle bir yetersizlik görüldüğünde fatura eğitimcilere kesilir; oysa asıl mesele yapısal sorunlardır. Van’da birçok okulda sınıf mevcutları 40 kişinin üzerindedir. Bu yoğunlukta bir öğretmenin her öğrencinin bireysel farklılığına hitap etmesi ne kadar mümkündür? Derslik sayısı ve materyal çeşitliliği nitelikli bir eğitim ortamı için yeterli midir? Ayrıca öğretmen atamalarındaki eksiklikler ve güvencesiz çalışma koşulları da bu tabloyu doğrudan etkiliyor."
"Eğitimi Yaşamla İlişkilendirmeliyiz"
Çözümün ancak öğrencinin fikrinin önemsendiği katılımcı bir modelle mümkün olacağını belirten Bozkurt, "Sorunlar aşıldığında her çocuk için sağlıklı bir öğrenme ortamı oluşturulabilir. Öğrenci odaklı ve her çocuğun söz hakkının olduğu bilimsel bir yaklaşımla süreç olumluya dönecektir. İlgi artırmanın yolu, dersleri yaşamla bağdaştırmaktır; çünkü yaparak ve deneyimleyerek edinilen bilgi kalıcı olur. Dersliklerden okul bahçesine kadar her alanda bu bağ kurulmalıdır," dedi.
"Öğrenciyi Merkeze Alan Model"
Motivasyonda asıl sorumluluğun sunulan imkânlarda olduğunu vurgulayan Bozkurt, "Çocuğun sadece dinleyen değil, sürece dahil olan ve üreten biri olduğu; sanat, spor ve bilimle desteklendiği bir ortamda öğrenme isteği de artacaktır. Fırsat eşitliğinin sağlandığı bir düzende başarı kaçınılmazdır. Motivasyonu artırmak için öğretmen ve aileden önce, genel işleyişin sorumluluklarını yerine getirmesi gerekir. Nitelikli, kapsayıcı ve modern bir müfredat temel çözümdür. Bu sağlam yapı kurulmadan bireysel gayretler tek başına yeterli olmayacaktır. Eğitim Sen olarak nitelikli bir eğitim düzeni için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz," dedi.




