Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Doha’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Orta Doğu’daki mevcut savaşın etkilerini değerlendirdi.
Orta Doğu’daki mevcut savaşın etkilerini değerlendiren Fidan, “Bölgeyi eşi benzeri görülmemiş bir krizin içine çeken bu savaşın birincil sebebi İsrail’dir. Diplomatik müzakerelerin sürdüğü bir evrede İsrail’in kışkırtmalarıyla başlayan ve hedefleri genişleyen bu saldırılar sadece bölgemizi devasa bir savaş alanına çevirmekle kalmamış, aynı zamanda küresel istikrarı da sarsmıştır” dedi.

Bakan, İran’ın bölge ülkelerine gerçekleştirdiği saldırılara ilişkin de, “Gerekçesi ne olursa olsun, İran’ın bu eylemleri kabul edilemez. Bu saldırılar hem bölgesel istikrarı tehdit ediyor hem de kalıcı kırılmalara yol açıyor. İran’a yapılan saldırılar yanlışsa, İran’ın saldırıları da bir o kadar yanlıştır” ifadelerini kullandı.
Fidan, Katar’a yapılan saldırıları kınadıklarını belirterek, “Hiç hak etmedikleri bir saldırıya maruz kalan Katarlı kardeşlerimize Türk halkı ve Cumhurbaşkanımız adına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Türkiye, kardeş Katar’ın yanında olmaya devam edecektir” dedi.
Bölgedeki savaşın devam eden etkilerine de dikkat çeken Fidan, “Riyad’da düzenlenen 12 ülkenin katıldığı toplantıda, saldırıların durdurulması, ateşkesin sağlanması ve çatışmaların yayılmasının önlenmesi için ortak adımların atılması konusunda mutabık kaldık. Şartlar zor, ama en iyi çözümler en zor şartlarda kendisini gösteriyor” ifadelerini kullandı.
Fidan, dün Riyad’daki toplantı sırasında yaşanan bir diyaloğu da aktardı:
"Dün akşam Riyad'da gerçekleşen toplantı tek bir gündemle yapılan bir toplantıydı. Suudi Arabistan'ın daveti üzerine oraya gittik, 12 ülke olarak oradaydık. Savaştan doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenen bölge ülkeleri masa etrafındaydı. Tek gündem maddesi, İran'ın bölgeye yönelik saldırıları nasıl durdurulur ve ne türden tedbirler alınmalı konusunda bölgedeki saldırıya doğrudan ve yoğun bir şekilde maruz kalan ülkeler, bizim gibi kardeş ülkelerden nasihat almaya yönelik bir toplantı yaptılar. Uzun sürdü. Ortak bir akıl araması içerisinde olduk. Herkes durumun aciliyetini ortaya koydu. Yapılan saldırlar tabii bizim başımıza bu derece yoğunlukla gelmediği için yakından hissetme imkanımız olmuyor ama muhataplarımızı dinledikçe yüzlerce dronun ve füzenin aynı anda gönderilmesi normal hayatın artık sürdürülemez hale gelmesi konusu, artık devletleri kalıcı birtakım tedbirler alma yönünde harekete geçirmeye itiyor. Onlar tartışıldı.
Dün akşam toplantı başlamadan önce ikili görüşme yaparken Pakistanlı kardeşimizle, Abbas Arakçi aradı. Onunla da görüştük. Hatta şöyle de bir diyalog oldu. 'Sen şimdi bizi arıyorsun, yukarıdan da füzeler geliyor. Riyad'da az önce füzeler vuruldu. Yani bari toplantının yapıldığı zaman füze göndermeyin Riyad'a.' Onlar da tabii kendilerince diplomatik pozisyonlarının belli ortamlarda dikkate alınmasını istiyorlar. Onları dinledik. Gerekli cevapları verdik. Her zaman için bizim durduğumuz yer, biz onlara yapılan saldırıyı haklı bulmuyoruz ama onların da bölge ülkelerine yaptıkları saldırıyı haklı bulmuyoruz. Bir yanlış, başka bir yanlışa gitmemeli. İran, burada çatışmayı bu şekilde yaygınlaştırma yolunu tercih etmemeliydi. Bu konuda çalışmalarımız devam edecek."





