Kars’ta İnsan Hakları Derneği (İHD) öncülüğünde; CHP, Sol Parti, DEM Parti, EMEP, 78’liler Derneği ve KESK’in de içinde bulunduğu geniş bir demokrasi bileşeni, 10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısıyla kapsamlı bir ortak açıklama yayımladı.
Kurumlar, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin 77. yılında, tüm insanların doğuştan eşit haklara sahip olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlatarak adalet, barış ve demokrasi mücadelesinin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.
Açıklamada, 10 Aralık 1948’de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin insanlığın ortak değerlerini temsil eden temel bir kurucu metin olduğu hatırlatılarak, bildirgenin aradan geçen yıllara rağmen hâlâ hedeflenen evrensel düzeni tam anlamıyla sağlayamadığına dikkat çekildi.
BM’nin, dünyada giderek artan ayrımcılık, savaş, derinleşen yoksulluk ve ekolojik yıkım karşısında yeterince etkin olamadığı belirtilerek; Ortadoğu, Ukrayna, Afrika gibi bölgelerde süren çatışmaların insan haklarını kullanılmaz hale getirdiği ifade edildi.
Kurumlar, otoriter rejimlerin yükselişi, insan hakları sözleşmelerinden uzaklaşılması ve devletlerin hukukun üstünlüğü ilkesini terk etmesinin, küresel insan hakları sistemini ağır bir krize sürüklediğini söyledi. Buna rağmen dünyanın pek çok yerinde halkların eşitlik, özgürlük, adalet ve barış talepleriyle ses çıkarmaya devam ettiğini vurguladı.
Açıklamanın Türkiye bölümünde, ülkede uzun süredir kalıcı hale gelen OHAL rejimi, belirsizlik yaratan yönetim anlayışı ve hukukun araçsallaştırılmasının yarattığı büyük tahribat dile getirildi. 2025 yılı boyunca yaşam hakkı ihlallerinin arttığı, işkence ve kötü muamelenin yaygınlaştığı, cezaevlerinin ağır hak ihlallerinin merkezi haline geldiği belirtildi.
Kayyım uygulamaları, düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik baskılar, toplantı ve gösteri hakkının sistematik biçimde engellenmesi, gazetecilerin cezaevinden haber yazmak zorunda bırakılması, kadın ve LGBTİ+ haklarına dönük saldırılar da açıklamada geniş yer buldu. Ekonomik kriz, derin yoksulluk ve güvencesizliğin özellikle kadınları, çocukları ve mültecileri en ağır şekilde etkilediği ifade edildi.
Kürt meselesinde 1 Ekim 2024’ten itibaren başlayan yeni sürece dair değerlendirmede, barışın konuşulabileceği bu tarihsel fırsatın doğru değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Çatışma ortamının sona ermesinin hem toplumun geleceği hem de demokratik çözümün önü için hayati olduğu ifade edildi. Kürt meselesinin çözümünün, kimlik ve kültürel hakların eşitlik temelinde güvence altına alındığı kapsamlı bir demokratikleşme programıyla mümkün olacağı belirtildi.
Kadın cinayetleri, LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemi, barışçıl eylemlerin yasaklanması gibi ihlallerin 2025’te de sürdüğü hatırlatılırken; mültecilerin maruz kaldığı ayrımcılık, yoksulluk ve güvencesizlik de insan hakları ihlallerinin önemli başlıklarından biri olarak öne çıkarıldı.
Açıklama şu güçlü mesajla sona erdi:
“İnsan hakları mücadelesi bizim varlık nedenimizdir. İhlalleri belgelemeye, görünür kılmaya ve cezasızlıkla mücadele etmeye; barışın, adaletin ve demokrasinin tesisi için insan hakları değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz.
İnsan haklarıyla insandır…
Görüyoruz, susmuyoruz, mücadele ediyoruz.
Yaşasın barış – Biji aşîtî!”




