Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lalahan'da, ROKETSAN Üretim Tesisleri Açılışı, Seri Üretim Teslimatları ve Temel Atma Töreni'nde açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Beşiktaş İsrail Konsolosluğu yakınlarında meydana saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, güvenlik güçlerinin müdahalesiyle saldırının engellendiğini belirtti. Erdoğan, saldırıyla ilgili 3 kişinin etkisiz hale getirildiğini, müdahale sırasında ise 2 polisin hafif yaralandığını açıkladı.
“Bugün öğle saatlerinde İstanbul Beşiktaş’ta meydana gelen ve kahraman güvenlik güçlerimizin başarılı müdahalesiyle boşa çıkarılan kalleş saldırıyı lanetlediğimizin bilinmesini istiyorum. Menfur terör eyleminde biri ölü, ikisi yaralı olmak üzere 3 terörist etkisiz hale getirilmiş, müdahale sırasında 2 kahraman polisimiz hafif yaralanmıştır. Saldırıyla ilgili hem İstanbul Başsavcılığımız hem de emniyet ve istihbarat birimlerimiz gerekli tahkikatlarını süratle başlatmıştır. Yaralı polislerimize Cenab-ı Allah’tan acil şifalar diliyor, İstanbul Emniyetine ve İstanbul halkına geçmiş olsun diyorum. Terörün her türlüsü ile mücadelemizi kararlılıkla sürdürecek, bugünkü gibi alçak ve zaman ayarlı provokasyonlarla Türkiye’nin güven iklimine zarar verilmesine müsaade etmeyeceğiz.”
Savunma sanayinde yeni adımlar
Erdoğan, savunma sanayinde önemli yatırımların devreye alınacağını belirterek Kırıkkale’de yakıt üretim tesisleri, Lalahan’da harp başlığı tesisleri ve yeni AR-GE merkezlerinin açılacağını duyurdu. Ayrıca birçok füze ve savunma sisteminin Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine kazandırılacağını açıkladı.
“Bugün savunmada tam bağımsız Türkiye yolunda çok önemli bir eşiği daha geride bırakıyoruz. Birazdan inşallah Kırıkkale yakıt üretim tesislerimizin, Lalahan harp başlığı tesisimizin, ileri teknolojiler AR-GE ve mühendislik merkezimizin açılışını yapacağız. Ayrıca Tayfun, Siper, Atmaca, Hisar A, Hisar O ve Sungur sistemlerimiz ile Çakır, SOM, SİHA’larımızın keskin pençesi MAM-T ve MAM-L gibi birçok silah grubunu kahraman ordumuza teslim edeceğiz. Lalahan füze entegrasyon tesislerimizin de temellerini atacağız. Savunma sanayimizi daha güçlü bir kalkınma ekseni hâline getirecek ve nitelikli istihdam oranını yükseltecek bu yatırımlarla katmanlı hava savunma sistemimizi güçlendirecek, stratejik gücümüzü artıracak, seyir ve balistik füze kabiliyetlerimizi perçinleyecek, akıllı mühimmat ailemize, seri üretim hızımıza ve AR-GE kapasitemize çok önemli katkılar yapacağız. Çelik kubbe'nin vurucu gücünü oluşturan bu sistemlerin daha yüksek üretim temposuna ulaşmasıyla hava savunma mimarimizi daha da tahkim etmiş olacağız. Kritik hava savunma sistemlerimiz, stratejik füze projelerimiz ve akıllı mühimmat kabiliyetlerimiz için kurulan bu yeni altyapı ile kahraman ordumuzun caydırıcılığını çok daha üst seviyelere çıkaracağız.”
Yeni yatırımlarla birlikte hava savunma sistemlerinin güçleneceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin caydırıcılığının daha üst seviyelere taşınacağını söyledi. Yapılan çalışmaların savunma sanayini aynı zamanda ekonomik ve teknolojik açıdan da ileri taşıyacağını vurguladı.
“Savunma sanayinde önümüzdeki dönemin ana hedefi, yüksek teknolojili ürünleri daha hızlı, daha efektif ve daha yüksek adetlerde üretmektir. Yatırımlar, belirlediğimiz hedefe giden yolda çok kritik bir merhaleyi teşkil etmektedir. Tamamlanan yatırım bedeli bir milyar dolar, toplam yatırım ölçeği ise üç milyar dolara ulaşan bu tesis ve sistemlerle menzile daha çabuk varacak, attığımız kararlı adımları daha da hızlandırmış olacağız. Bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyorum. Sektöre yeni bir ufuk çizen bu eserlerin tasarım aşamasından seri üretim sürecine emeği geçen, bu noktada adım atan her bir kardeşimi yürekten tebrik ediyor, ROKETSAN ailemize bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum.”
“Kurucu aktörlerden biriyiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayine ilişkin değerlendirmelerinde Türkiye’nin değişen küresel güvenlik ortamında yön belirleyen ülkeler arasında yer aldığını söyledi.
“Biz kuralların ve süreçlerin yeniden şekillendiği bu yeni nizamın kurucu aktörlerinden biriyiz. Siper savaşlarının yerini siber savaşların aldığı bu yeni sisteme ayak uydurma kaygısı taşımıyoruz. Çünkü hem sahada hem teknolojide yön ve gidişatı artık ülke olarak biz de tayin ediyoruz. Son 23 yılda geliştirdiğimiz ürün, sistem, yazılım ve platformlarla, güçlü insan kaynağımız ve kurumsal kapasitemizle bu alanda söz sahibi olan ülkelerden biri hâline geldik. Hamdolsun bugün Türkiye, kendi semalarını koruyan, kendi platformlarını donatan, kendi mühimmatını geliştiren bir ülkedir. Dahası tüm bunları kendi aklımız, mühendisliğimiz ve insan kaynağımızla yapabiliyoruz. Talep etmeleri durumunda dost ve müttefiklerimizin yardımına koşuyor, küresel barış ve güvenliğe en yüksek düzeyde katkı sunuyoruz.
Burada bir gerçeği sizlere ve ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarıma hatırlatmak durumundayım. Evet, bugün savunma sanayi alanında dünyada parmakla gösterilen bir seviyede yer almanın haklı gururunu yaşıyoruz. Bugün etrafımızda füzeler ve dronlar uçuşurken biz kendimizi güvende hissediyor, gece yastığa başımızı gönül huzuruyla koyabiliyoruz. Bugün Allah korusun başımıza bir şey gelse, başkasına değil, her şeyden önce kendi bileğimizin gücüne güveniyoruz. Bunları sadece biz değil, rakiplerimiz ve hasımlarımız da gayet iyi biliyor. Ama şurası da bir gerçek ki savunma sanayinde, önemi bugünlerde daha iyi anlaşılan gurur verici seviyelere asla kolay gelmedik. Sınandık. Oyalandık. Yarı yolda bırakıldık. Engellendik. Tehdit edildik. Hiç hak etmediğimiz kısıtlamalara maruz kaldık. Ama biz bunların hiçbirine boyun eğmedik.”
“Savunmada ilk 10 hedefi”
Türkiye’nin savunma sanayinde önemli mesafe kat ettiğini belirten Erdoğan, dışa bağımlılığın büyük oranda azaltıldığını ifade etti.
“Hatırlayın, biz Sinop’ta füze testleri yaparken ana muhalefet partisinin genel başkanı “Balıklar füze seslerinden ürküyor, yuvalarını terk ediyor.” diyordu. Biz savunma araçlarımızı çeşitlendirmeye çalışırken bu zatın timsah gözyaşlarıyla uğurladığı selefi ise bölgemizin yangın yerine döndüğü bir dönemde “Bunlara ne gerek var? Bize kim saldıracak?” diyordu. İktidara gelince savunma sanayine dokunacağız diyeninden, tank palet fabrikası üzerinden istismar yapanına kadar akla, vicdana, ahlaka sığmayan nice sabotaj girişimiyle karşılaştık. Değerli kardeşlerim, eğer biz bunlara kulak verseydik savunma sanayinde bugün geldiğimiz noktanın Allah muhafaza yakınından bile geçemezdik. Ama biz “Bütün emelim Türk gençliğinin kanatlanmasını görmektir. Bu uğurda bütün şahsi servetimi feda etmiş bulunuyorum. İcap ederse sırtımdaki gömleğimi bile bu maksat uğruna satmaya hazırım.” diyen rahmetli Nuri Demirağ’ın yolundan gittik. Biz, önüne çıkan sayısız engele rağmen “Biz durumdan vazife çıkardık.” diyerek ömrünü büyük ve güçlü Türkiye’ye vakfeden merhum Özdemir Bayraktar ağabeyimizin mirasına sahip çıktık. Biz, döktürdüğü şahi toplarıyla dönemin savaş konseptini değiştiren, çağ açıp çağ kapatan Sultan Fatih’in emanetini omuzladık. Ve neticede Vecihi Hürkuş’un, Barbaros Hayrettin Paşa’nın, Piri Reis’in çektiği sıkıntıları, zorlukları, cefaları bugünün başarılarıyla taçlandırmayı, bunları gurur tablosuna dönüştürmeyi başardık. Şu rakamlara sizlerin ve aziz milletimin dikkatini çekmek istiyorum. Savunmada dışa bağımlılık oranımızı yüzde 80’den yüzde 20’ye indirdik. Sektörel ciromuz 20 milyar doları geçti. AR-GE harcamalarımız 3,5 milyar dolar düzeyine ulaştı. Aktif proje sayımız bin dört yüzü geride bırakırken proje portföyümüz yüz milyar doları aştı. 2002’de sadece 248 milyon dolar olan savunma ihracatımızı geçtiğimiz sene 10 milyar doların üzerine çıkardık. İlk çeyrekte savunma ve havacılık ihracatımız geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 12,1 artışla 1 milyar 910 milyon dolara ulaştı. 2028 hedefimiz olarak belirlediğimiz 11 milyar dolarlık ihracat hacmini yakalayacak, inşallah savunma ihracatında dünyada ilk ona gireceğiz.”





