İlçede daha önce 10 Ağustos ve 27 Ekim’de 6,1 büyüklüğünde depremler olmuş, bir kişi hayatını kaybetmiş ve bölge afet bölgesi ilan edilmişti. Bu sarsıntılar İstanbul, İzmir, Bursa, Tekirdağ, Çanakkale ve Kocaeli gibi çevre illerden de hissedildi ve bazı binalarda hasara yol açtı.

Adalet Bakanlığı'ndan 140 yeni mahkeme kararı
Adalet Bakanlığı'ndan 140 yeni mahkeme kararı
İçeriği Görüntüle

BBC Türkçe'ye konuşan uzmanlar, 10 Ağustos’tan bu yana bölgede 16-17 bin depremin meydana geldiğini ve bunun Türkiye’de nadir görülen bir “deprem fırtınası” olduğunu belirtiyor.

Prof. Okan Tüysüz, Batı Anadolu’daki küçük ve kesişen fay hatlarının bu hareketliliğin kaynağı olduğunu, magma sokulumlarının da etkili olabileceğini söylüyor.

Doç. Dr. Bülent Özmen ise 6,1 büyüklüğündeki depremleri “ikiz deprem”, diğerlerini artçı sarsıntı olarak nitelendiriyor ve bölgede Simav Fay Zonu dışında haritalanmamış başka fayların da etkili olabileceğini ifade ediyor.

Ölü faylar dirilebilir mi?

Sındırgı’daki depremlerin bazıları eski “ölü fayların” yeniden aktifleşmesinden kaynaklanabilir. Prof. Dr. Hasan Sözbilir, aşırı stres altında bu tür fayların yeniden kırılabileceğini belirtiyor. Depremlerin tetikleyici sebepleri olarak hem tektonik gerilim hem de magmatik hareketler öne çıkıyor.

Uzmanlar, Sındırgı’daki sarsıntıların sınırlı bir alanda yoğunlaştığını, bölgede başka fayların varlığını ve potansiyel büyük depremlere yol açabilecek riskleri de vurguluyor.

Özmen, Gelenbe Fayı gibi yakınlardaki aktif fayların, Sındırgı’daki sismik hareketlerden etkilenme ihtimalinin bulunduğunu belirtiyor. Tüysüz ise Sındırgı’daki deprem etkinliğinin bölge içinde sınırlı kaldığını ve yeni depremlerin büyüklüğünün genellikle altıyı aşmayacağını söylüyor.

Uzmanlar ayrıca, Türkiye’nin her yerinde orta büyüklükte depremlerin meydana gelebileceğini ve tüm bölgelerde hazırlıklı olunması gerektiğini vurguluyor.

Muhabir: ÇETİN GÜR