MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada küresel gelişmeler, bölgesel krizler ve Türkiye’nin rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özellikle “Terörsüz Türkiye” hedefi ve barış sürecine dikkat çeken Bahçeli, barışın taviz ya da teslimiyet olmadığını vurgulayarak milli birlik ve güçlü devlet yapısının altını çizdi.

Bahçeli, dünyada yaşanan çatışmaların yeni bir kaos düzenine işaret ettiğini belirterek, Türkiye’nin bu süreçte denge kurucu bir aktör olarak öne çıktığını ifade etti. Enerji bağımsızlığının stratejik önemine de değinen Bahçeli, Türkiye’nin bölgesel güç konumunu pekiştirdiğini söyledi.

Konuşmasında barış ve çözüm sürecine özel bir parantez açan Bahçeli, “Terörsüz Türkiye; doğru zamanda atılan doğru bir adımdır. Tarihi önemde bir dönüm noktasıdır” dedi. Barışın anlamını net ifadelerle ortaya koyan Bahçeli, bunun bir taviz değil, milletin onurunu ve devletin gücünü koruyarak sağlanan bir denge olduğunu belirtti.

Bahçeli, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

Bahçeli'den "mutlak butlan" ve "Terörsüz Türkiye" mesajı: Yargıtay kararını bir an önce vermeli
Bahçeli'den "mutlak butlan" ve "Terörsüz Türkiye" mesajı: Yargıtay kararını bir an önce vermeli
İçeriği Görüntüle

"Dünyada değerler sisteminin çöktüğü, büyük anlatıların iflas ettiği tarihi dönemeçteyiz. Küresel düzenin derin şekilde sarsıldığı bu dönemde kararlarımızı bu gerçekle ortak sorumlulukla almalıyız. Tarihin kopuş anlarında en etkili güvenlik milli birlik içinde ortak iradeye dayanan güvenliktir. Bu hepimizin ahlaki ve vicdani sorumluluğu. Yaşanılan çatışmalar eskinin tam olarak öldüğünü yeninin ise henüz doğmadığını gösteriyor. Bu da tam olarak kriz durumudur. Her kriz dönemi bir eşiktir. Küresel örgütler işlevselliğini yitirmiş ve çözüm üretme kabiliyetini kaybetti. Trump ve Netanyahu zora dayanan hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı etmiş ve hata etmişlerdir. Bu hatalarını devam etmekteler. Söz varlığı tükenmiş ve batılı akıl için yolun sonu görünmüştür. Trump karşıtı yürüyüşler ve savaş karşıtı tartışmalar karşısında Trump yönetimi gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalacaktır.

'Yeni Dünya Düzeni Kaos Olarak Karşımıza Çıkmakta'

Geçen 20 yıl içinde ayak seslerini duyduğumuz yeni dünya düzeni bugün bir kaos olarak karşımıza çıkmakta. Bu kaos insanlığı etkilemekte, istikrarsızlık dünyayı derinden sarsmakta. Bugünkü dünya durumu fetret dönemini andırmakta. Geçmişin çatışmacı günlerine götürmektedir. Sıcak çatışmalar her geçen gün daha da derinleşmekte. Savaş 39. gününde de karşılıklı saldırılarla devam etmekte. İran'a karşı yapılan saldırılar her geçen gün can kaybını arıtmakta ve altyapı tahribatını giderek büyütmektedir. Tüm bu çok yönlü baskı ve kuşatma girişimlerine rağmen İran halkının dayanıklılığı dünyanın dikkatini üzerine çekmiştir. Başta Trump olmak üzere birçok siyasi aktörün öngörülerini boşa çıkarmıştır. Savaş tedarik zincirini etkilemekte.

İran'ın Direniş İradesi, Trump'ın Öngörülerini Boşa Çıkarmıştır"

İran’a karşı yapılan saldırılar her geçen gün hem can kaybını artırmakta hem de altyapının tahribatını giderek büyütmektedir. İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin yıkıcı gücüyle bir çıkmaza sürüklenmek istenmektedir. Tüm bu çok yönlü baskı ve kuşatma girişimlerine rağmen İran halkının mukavemeti, kararlılığı, dayanıklılığı ve toplumsal refleksi dünya kamuoyunun dikkatini üzerine çekmiştir. Bu direniş iradesi uluslararası çevrelerde şaşkınlıkla karşılanmış, başta Trump olmak üzere birçok siyasi aktörün öngörülerini de boşa çıkarmıştır.

Özellikle Hürmüz Boğazı’na odaklı çatışma dünyada bir taraftan enerji krizini beslemekte, diğer taraftan da tedarik zincirlerini etkilemekte, her geçen gün bu sorunu karanlık ve belirsiz bir geleceğe doğru sürüklemektedir. Dünyada öngörülemez bir istikrarsızlığı derinleştirecek nitelik arz eden bu savaş, uluslararası örgütlerin işlevselliğini ve kalıcı bir barış için arabuluculuk yapmakta aciz olduklarını da göstermektedir.

'CHP Siyaset Yerine Laf Üretmekte'

Yüzyılın başında Ortadoğu’nun sınırları yeniden şekillendirilirken kurulan oyunları bozan, saf ve duru bir iradeyle Cumhuriyeti inşa eden akıl, bugün emperyalizmin farklı maskelerle yeniden ortaya çıktığı bir dönemde de Türk ve Türkiye Yüzyılı’nda aynı kararlılık ve bilinçle her türlü oyunu bozacak güçlü bir terkip ile daha güçlü bir Cumhuriyet iradesi olarak varlığını sürdürmektedir.

Hem dünyada hem bölgede gerçekleşen her türlü hadiseyi düzenli bir şekilde çözümlemek, bunları akıl yoluyla incelemek hepimizin ortak sorumluluğudur. Lakin böylesi bir gerçeklik durumunda bile bugünkü muhalefetin koç başını çeken Cumhuriyet Halk Partisi siyaset yerine laf üretmekte, sorunların çözümüne katkı sunmak yerine basit ve çıkarcı bir tutumla hareket etmektedir.

'Sosyalist Enternasyonle Sığınmakta'

Millet için en değerlisinin ne olduğunun idrakinden yoksun bulunmakta, çeşitli küresel odaklara sığınmakta, yanlış adreste doğru kişiyi aramaktadırlar. Gerçekle arasına mesafe koymuş olan bu anlayış köklerle değil yapraklarla uğraşmakta, gerçeğe sırtını dönüp sanala ömrünü tamamlamış bir söylemle sosyalist enternasyonale teslim olmaktadır. Düşünceleri aklın mayasıyla yoğurma kabiliyetini kaybeden anlayış, ülke, bölge ve dünya gündemini basit çıkarları doğrultusunda değerlendirmekte, devletten, milletten ve gerçekliklerden kopmuş bir görüntü vermektedir.

Öte yandan son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi zihniyetini temsil eden bazı belediye başkanlarının çürümenin had safhasına ulaşmış olmalarını ve milletin kendilerine emanet ettiği makamları her açıdan istismar ettiklerini görmekten büyük üzüntü duymaktayız. Milletimizin içinden geçtiği bu tarihsel dönemde yalnızca teşhis koymak kolaycılıktan ibarettir. Asıl olan çare üretmek ve sorumluluk almaktır ki Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim ortaya koyduğumuz yaklaşım da tam olarak budur. Nitekim sadece tehditleri sıralamak için politikacı gömleğini giymeye dahi gerek yoktur.

Nitekim sahada güç üreten bir Türkiye’nin diplomasi masasında da etkili bir aktör olarak öne çıkması kaçınılmaz olmuştur. Rusya-Ukrayna Savaşı’nda üstlenilen arabuluculuk rolü bu kapasitenin somut bir göstergesi olmuş, benzer şekilde bölgesel gerilimlerde Türkiye’nin denge kurucu rolü daha görünür hâle gelmiştir. Bu çerçevede Türkiye krizleri yönetebilen ve yönlendirebilen bir aktör olarak konumlanmaktadır.

'Enerjide Bağımsızlık Türkiye'nin Kızılelma'sıdır'

Öte yandan hayatın her alanının enerjiyle şekillendiği gerçeği göz ardı edilemez. Enerji evlerimizi aydınlatan, şehirlerimizi diri tutan, sanayimizi ayakta tutan, teknolojiyi ileriye taşıyan görünmez bir kuvvettir. Üretimin sürekliliğini sağlayan, kalkınmanın hızını belirleyen, millî güvenliğin stratejik temelini oluşturan ve toplumsal refahın seviyesini tayin eden başlıca unsurdur.

Karadeniz’deki doğal gaz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki petrol keşifleri ve uluslararası alandaki enerji arama faaliyetleriyle birlikte Türkiye güçlü altyapısının katkısıyla artık bir geçiş ülkesi olmaktan çıkmış, bölgede enerji istikrarının, güveninin ve barışın merkezi hâline gelmiştir. Çünkü artık enerji uluslararası sistemde güç dengelerini belirleyen en kritik unsurlardan biridir. Ve bu anlayışla açıkça ifade etmek gerekir ki enerjide bağımsızlık Türkiye’nin KIZILELMA'sıdır.

'Barış Bir Taviz Değildir'

Terörsüz Türkiye; doğru zamanda atılan doğru bir adımdır. Tarihi önemde bir dönüm noktasıdır. Barış; teslimiyet değildir. Barış; taviz değildir. Barış; milletin onurunu koruyarak, devletin gücünü muhafaza ederek sağlanan bir dengedir. Barış; adaletin, kardeşliğin ve milli varlığın birlikte yükseldiği bir ülküdür."

Kaynak: HABER MERKEZİ