Doğu Anadolu’nun demografik geçiş noktası olan Van, çevre illerden gelen nüfusla birlikte 2026 yılı TÜİK verilerine göre 1 milyon 100 bin nüfus sınırını aştı. Kütüğü Hakkâri, Bitlis ve Ağrı’ya kayıtlı on binlerce kişinin ikamet ettiği kentte, özellikle 35 bin kişilik Hakkâri nüfusu dikkat çekiyor. Sağlık ve akademi gibi alanlarda bölge için bir istasyon görevi gören Van, Şırnak ve Siirt’ten gelenlerle nüfus yoğunluğunu koruyor.
Ancak kentin bu kalabalık profilinin ekonomik bir kalkınmaya işaret etmediğini savunan ORTAKÇA Derneği Yöneticisi ve Van YYÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Abdulsemet Aydeniz, net göç hızının negatif seyrettiğini vurguladı. Kentin aldığı göçten fazlasını dışarıya verdiğini belirterek, 'Çevre illerden gelişler bir çekim merkezinden değil, kent bir uğrak yeri ve bekleme noktası olmasından kaynaklı' dedi. Genç işsizliğine de dikkat çekerek, kentin gerçek bir cazibe merkezi olması için turizm ve sınır ticaretinde yatırımın şart olduğunu ifade etti.
Van, aldığı göçten fazlasını dışarıya veriyor
Van’a gelen göçün niteliğini veriler üzerinden değerlendirmek gerektiğini aktaran Van YYÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Abdulsemet Aydeniz, “Yıllara göre Van’a gelen göç artışı olup olmadığını öncelikle netleştirmek lazım. Bunun için de son 10-15 yılın verilerine bakmakta fayda var; çünkü Van’da net göç hızının negatif olduğunu biliyoruz artık. Bunun anlamı şudur: Van, aldığı göçten fazlasını dışarıya veriyor. Çevre illerden Van’a olan göçün, Van’ın sosyo-ekonomik olarak bir çekim merkezi olmasından değil; bir uğrak yeri, bir süre bekleme ve sonrasında başka illere göç etme şeklinde seyrettiğini söylemek mümkün, “diye konuştu.
ORTAKÇA Derneği Yöneticisi ve Van YYÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Abdulsemet Aydeniz
"Ciddi bir genç işsizliği var"
Kentin ekonomik darboğazının göç rakamlarına yansıdığını vurgulayan Aydeniz, “Van’ın sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi maalesef son sıralarda. Çok ciddi bir genç nüfus işsizliğinin olduğu bir kentten bahsediyoruz. İstihdam imkânlarının az, çalışabilir durumda olan nüfusun fazla olduğu Van; tabii ki bahsettiğiniz illerden göç aldığında işsiz nüfus oranlarını artırır, “ifadelerini kullandı.
"Kültürel farklılık az, çatışma riski düşük"
Gelen nüfusun yerleşik halkla olan uyumuna değinen Aydeniz, sosyal dengeyi şu sözlerle detaylandırdı: “Sosyal denge açısından bakıldığında da gelen nüfus ile burada yerleşik olan nüfusun sosyo-demografik ve kültürel farklılığının az olması, hatta neredeyse hiç olmaması; olası toplumsal çatışmayı veya gerginliği en aza indirgemektedir. Hakkâri, Ağrı ve Bitlis’ten Van’a gelen nüfusun kültürel olarak farklı olduğunu söylemek zor. Kültürel farklılığı daha çok dil, etnik kimlik, inanç, yaşam tarzı, gelenekler ve değerler üzerinden değerlendirmekteyiz. Dolayısıyla bahsettiğimiz illerden gelenlerin bu açıdan pek de kültürel farklılık oluşturacak bir yapıda olmadığını söylemek mümkün.”
90'lar ile bugün arasındaki fark
Güncel göç hareketlerinin 1990’lı yıllardaki zorunlu göç dalgasından farklı olduğunun altını çizen Aydeniz, “Van’ın kentsel alanda yaşayan nüfusunun radikal bir artış yaşadığı dönem olan 1990’lar ile bugün arasında hem nicelik hem de nitelik olarak bir fark olduğunu söylemek gerekiyor. 1990’larda köy boşaltmaların ve zorla yerinden edilmelerin sonucu olarak şehir nüfusunun iki üç katına çıkması ile günümüzdeki sosyal ve ekonomik nedenli olağan göç hareketi arasında fark vardır. Önceki dönem göç; zorunlu ve çatışmalardan kaynaklıyken, yakın dönem göç ise daha ekonomik ve kentin potansiyel olarak sunabileceği fırsatlar nedeniyle gönüllü ve daha az olmaktadır, “diye aktardı.
"Yatırım olmazsa refah artmaz"
Van'ın potansiyelini kullanabilmesi için radikal adımlar atılması gerektiğini savunan Aydeniz, çözüm önerilerini şöyle sıraladı: “Van, hâlihazırda hak ettiği bir çekim merkezi olma konumunda değil. Çok büyük bir turizm ve ticaret potansiyeline sahip bir sınır kenti konumunda olan Van’ın bu iki alanda ciddi yatırımlara ihtiyacı var. Bu iki alanda yapılacak yatırımlar, hem burada yaşayanların refah düzeyinin artışını beraberinde getirir hem de kenti çevre illerden daha nitelikli beşerî sermayeyi çekebilecek bir konuma getirir.”





