DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, Türkiye ve Kuzey Kürdistan genelinde 240 gölün 186’sının tamamen kuruduğunu, kalan 54 gölün ise aynı riskle karşı karşıya olduğunu açıkladı. Erçek Gölü kıyısında yaptığı açıklamada konuşan Çiftyürek, “Çölleşme kapıda, Van ve çevresi de bu sürecin merkezinde yer alıyor” dedi.
İklim krizinin artık yalnızca küresel bir sorun değil, Van gibi yerel ekosistemleri de doğrudan etkileyen bir felaket haline geldiğini belirten Çiftyürek, “Şu anda önünde bulunduğumuz Erçek Gölü, ‘Kuş Cenneti’ olarak biliniyor. Ancak gözle görülür biçimde su seviyesi düşüyor. Bu gölün kuruması Van için sadece ekolojik değil, aynı zamanda kültürel bir kayıptır.” ifadelerini kullandı.
‘Erçek ve Van Gölü ciddi tehdit altında’
Çiftyürek, Dicle-Fırat havzasını besleyen tatlı su kaynaklarının büyük ölçüde azaldığını, bunun Erçek ve Van Gölü’nün geleceğini de doğrudan tehdit ettiğini belirtti. Van çevresindeki birçok göl ve sulak alanın artık eski su seviyesini koruyamadığını dile getiren Çiftyürek, “Van Gölü çevresindeki köylerde çiftçiler 8-9 bin dönümlük alanda sulu tarım yapamıyor. Bu durum iklim krizinin Van’daki en somut yansımalarından biridir.” dedi.
‘Çölleşme kuzeye doğru yayılıyor’
Yaptıkları saha araştırmalarının, 30 derece kuzey enlemlerindeki çöl ikliminin Türkiye’nin güneyine ve Kürdistan coğrafyasına doğru ilerlediğini gösterdiğini aktaran Çiftyürek, “Antalya’dan Mêrdîn’e kadar uzanan kuşak önümüzdeki 50-60 yıl içinde çölleşme riskiyle karşı karşıya. Bu süreç Van’ı da içine alan geniş bir ekolojik kırılma hattı yaratacak.” uyarısında bulundu.
‘Maden politikaları doğayı tahrip ediyor’
Çiftyürek, çevreyi en çok tahrip eden etkenlerin başında maden faaliyetleri ve kapitalist üretim anlayışının geldiğini vurguladı:
“Diyadin, İliç, Muş Ovası gibi bölgelerdeki maden sahaları doğayı yok ediyor. Van ve çevresinde de benzer tehlike büyüyor. Kapitalizmin ‘kullan-at’ mantığı, doğayı geri dönüşsüz bir biçimde çölleştiriyor.”
Ayrıca devletin, olası su krizine karşı Dicle ve Fırat nehirlerini batı bölgelerine taşıma planının çok tehlikeli olduğunu belirterek, “Bu nehirler sadece Türkiye’nin değil, Irak ve Suriye’de yaşayan milyonlarca insanın da yaşam kaynağıdır.” dedi.
‘Acil ekolojik önlem çağrısı’
Çiftyürek, iklim krizinin büyük felaketlere dönüşmemesi için madenciliğin sınırlandırılması, fosil yakıt kullanımının azaltılması ve geniş çaplı ağaçlandırma programlarının başlatılması gerektiğini söyledi.





