Yeni yıl gecesinde kurulan zengin sofraların ölçüsüz tüketilmesinin sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurgulayan Yavuzaslan, özellikle porsiyon kontrolünün ve doğru besin seçiminin önemine dikkat çekti.
Aşırı kalori alımının sindirim problemleri oluşturabileceğini belirten Yavuzaslan, bunun kronik hastalığı bulunan bireyler için ciddi riskler taşıdığını ifade etti.

Yavuzaslan, yılbaşı gecesine ilişkin şu önerilerde bulundu: “Yılbaşı gecesinde porsiyon kontrolünü koruyarak ne yediğimizin ve içtiğimizin farkında olmalıyız. Sebze ağırlıklı başlangıçlar tercih edilmeli, ağır soslar ve kızartmalardan uzak durulmalıdır. Alkol tüketilecekse mutlaka sınırlandırılmalı ve yanında bol su içilmelidir. Gazlı ve şekerli içecekler yerine su veya maden suyu tercih edilmesi gece boyunca dengeyi korumaya yardımcı olur.”
Aşırı aç kalıp masaya oturmayın
Gün içerisinde öğün atlanmaması gerektiğini vurgulayan Yavuzaslan, aşırı açlıkla sofraya oturmanın gereğinden fazla yemeye neden olabileceğini belirterek dengeli tabakların sindirim sistemini rahatlatacağını söyledi.
Ertesi gün detoksa yönelmeyin
Yeni yıl sonrası yapılan aşırı kısıtlama ve açlık uygulamalarının metabolizmayı olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Yavuzaslan, “Bir gün fazla kaçırıldıysa ertesi gün aç kalmak yerine dengeli ve hafif öğünlerle toparlanmak en sağlıklı yaklaşımdır” dedi.
Kronik hastalara özel uyarı
Diyabet, kalp-damar ve hipertansiyon hastalarının yılbaşı sofralarında özellikle tuz, yağ ve şeker oranı yüksek gıdalardan uzak durması gerektiğini ifade eden Yavuzaslan, bu gruptaki bireylerin beslenme konusunda daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı.
Şişkinlik ve hazımsızlığa bitkisel destek
Yılbaşı sonrası yaşanabilecek şişkinlik ve hazımsızlık sorunlarına karşı yoğurt ve kefir gibi probiyotik besinlerin tüketilebileceğini belirten Yavuzaslan, rezene, anason ve papatya çaylarının da sindirimi rahatlatabileceğini kaydetti.



