Van'da yaşayanların adını sıkça duyduğu ancak kimliklerini "Acem, Kürt, Türk, Yerli, Göçmen, İranlı, Azerbaycanlı" gibi ifadelerle tam olarak tanımlayamadığı Küresünniler, belgesel fikrinin çıkış noktasını oluşturdu.
Ekibin hiçbiri Küresünni olmamasına rağmen, bu belirsiz topluluğun yaşadıkları coğrafyanın sakinleri olmalarına rağmen haklarında net bilgiye sahip olunmaması, belgeseli çekmeye iten temel kişisel motivasyon oldu.
Belgesel ekibi, öncelikle Küresünnilerle ve onlar hakkında bilgi verebilecek Küresünni olmayan kişilerle görüşmeler yaparak topluluğu tanımaya çalıştı. Bu süreçte Türkçe ve Farsça literatür tarandı.

“Belgesel için çok sayıda okuma yaptık”
Ekip üyelerinden Yusuf Elik, belgeselin ortaya çıkış hikayesini ve topluluğun yaşadığı zorlukları anlattı.
Elik, hem sözlü hem de yazılı kaynaklarda Küresünniler üzerine net ve hemfikir olunan bilgilerin bulunmadığını, topluluğun tarihi ve etnik yapısı üzerine çeşitli iddialar ileri sürüldüğünü belirtti.
Elik, kimi kaynakların Küresünnilere "Türk ya da Türkleşmiş Kürtler" derken, kimi kaynakların "Kürt ya da Kürtleşmiş Türkler" diyebildiğini, bu muğlaklık içinde karşılaştırmalı okumalar yaparak belgeseli hazırladıklarını aktardı.

“Manevi destekler işimizi kolaylaştırdı”
What Media'dan Hüseyin Bakır ve Yusuf Elik'ten oluşan iki kişilik ekip, uzun bir araştırma ve iletişim kurma sürecinin ardından Van’daki çekimleri birkaç gün içinde tamamladı. Ayrıca doktora tezi çalışan Şahap Bulak ile Siirt’te, Finlandiya’da yaşayan Firouz Saeidi ve Yeni Zelanda’da hayatını sürdüren Ali Abolghasemi ile online kayıtlarla röportajlar gerçekleştirildi.
Küresünnilerin tanınmayı ve bilinmeyi isteyen bir topluluk olduğunu gözlemlediklerini belirten Elik, konuk oldukları evlerde büyük misafirperverlikle karşılandıklarını, bu yapıcı tutumlar ve manevi desteklerin işlerini kolaylaştırdığını söyledi.

Çözüm bekleyen zorluklar ve "Acem" reaksiyonu
Ekip, daha önce Van'da “Lazların Van Özalp’e Göçü, Coğrafya Kader Midir?, 77 Yıllık Vefa: Van Atatürk Lisesi, Kaybolan Kent Kültürü: Eski Van’ın İzinde” adında dört farklı belgesel çekmiş olmanın getirdiği tecrübe sayesinde kayda değer bir lojistik veya bürokratik sorun yaşamadıklarını belirtti. Ancak topluluğun kimlikleri üzerinden yaşadığı karmaşa belgeselin ana teması oldu.
Küresünniler, Sünni mezhepleri nedeniyle İran'da "Kürt" olarak isimlendirilirken, İran'dan gelmiş olmaları nedeniyle Türkiye'de çoğunlukla "Acem" olarak adlandırılıyor. Elik, bu iki isimlendirmenin de topluluğu tarif etmede yetersiz ve hatalı kaldığını vurguladı. Nitekim, Kürtçe’nin Kurmanci lehçesinde konuşan Küresünniler olduğu gibi, kendilerine özgü bir Azerbaycan Türkçesiyle konuşan Küresünniler de bulunuyor.
Elik, Vanlılar tarafından kullanılan "Acem" ifadesinin, İranlı kökleri vurgulamak için kullanılsa da bazen keskin reaksiyonlara yol açtığını gözlemlediklerini, belgeselde bu durumu kayıt altına alarak Küresünnilerin nazarından ötekileştirme duygusunu vermeyi amaçladıklarını şöyle ifade etti: “Vanlılar tarafından kullanılan “Acem” lafının ise Küresünnileri özellikle rahatsız ettiğini fark ettik. İranlı kökleri vurgulamak için kullanılan bu ifadenin bazen keskin reaksiyonlara yol açtığını gözlemledik. Nitekim belgeselde de bu durumu kayıt altına almaya çalıştık ve Küresünnilerin nazarından ötekileştirme duygusunu vermek istedik.”

Kritik mesaj: Mevlana'dan Atıf
Belgeselin fragmanında "Acem Acem’dir, Kürt Kürt’tür. Peki Küresünni nedir?” ifadesinin öne çıkarıldığını belirten Yusuf Elik, belgeselin tamamı izlendiğinde Mevlana’nın şu sözüne atıf yapıldığını vurguladı: “Herkes kendi zannıyla beni dostu kabul etti.”
Elik, “Küresünniler üzerine daha önce kapsamlı ve nesnel bir belgesel hazırlanmamıştı. Bir ilki başarmak istedik. Umarız ki başarılı olabilmişizdir… Hayat ve kültür muhtelif renklerle güzelleşip değer kazanır. Küresünniler de şahsına münhasır renkler taşıyan bir topluluk... Bu belgeselin Küresünniler üzerine yeni nesnel çalışmalara kapı aralamasını ümit ediyoruz,” dedi.





