Van’ın Tuşba ilçesine bağlı Bardakçı Mahallesi’nde, plastik üretimin gölgesinde kalmış asırlık bir gelenek, son temsilcisiyle hayata tutunuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı Osman Eşme, babasından devraldığı çarkın başında, unutulmaya yüz tutmuş seramik sanatını sabırla geleceğe taşıyor. Bir zamanlar yirmiye yakın atölyenin çark sesleriyle yankılanan köyde, çırak yetişmemesine rağmen toprağa şekil vermeye devam ediyor.

Zanaatkârların birer birer elini eteğini çekmesiyle sessizliğe bürünen seramik sanatı, üretim faaliyetlerinin durma noktasına geldiği bir dönemden geçiyor. Çömlekçilik ateşinin sönmek üzere olduğu bu süreçte, geleneksel yöntemleri koruyan Van’ın tek temsilcisi, ürünlerini Bedesten Çarşısı’ndaki dükkanında satıyor. Plastik ürünlerin istilasına ve çırak yetişmemesine rağmen kadim mirası omuzlayan usta; toprağın sabır isteyen yolculuğunu ve Urartulardan günümüze ulaşan bu sanatı her dokunuşunda yeniden yaşatıyor.

"Urartu mirasını çamurla şekillendiriyoruz"

Van'ın köklü geleneklerini yaşatan Çömlek Ustası Osman Eşme, bu kadim zanaatın bir tarih mirası olduğunu vurgulayarak Bardakçı köyünün dönüşümünü ve seramiğin plastik ürünlere karşı verdiği mücadeleyi şu sözlerle özetledi:

"Yaklaşık on dört yıldır bu işi yapıyorum. Daha önce bizim köyümüzde on beş yirmiye yakın çömlek atölyesi vardı. Çanak çömlek ve seramik işini yaptıkları için zaten köyümüzün adı Bardakçı diye geçiyor. Ancak plastik ürünler seri üretime geçince, 1976 yılından sonra seramik işi bizim köyde yavaş yavaş terk edilmeye başlandı. Ustalar para kazanamadıkları için bu işi bırakmak zorunda kaldılar. Ben 2004 yılında seramik işine başladım; köyde eski fırınlar hâlâ duruyordu. Ben bu işi babamdan öğrendim ve seramik sanatının yok olup gitmesine gönlüm el vermedi. Kendi çabalarımla bu sanatı bugüne kadar getirdim. Eskiden ilgi çok daha iyiydi ama son yıllarda ilgi azaldı. Eskiden Bardakçı köyünde atölyem vardı, şimdiyse Van merkezde Bedesten Çarşısı’ndaki dükkânımızda ürünlerimi satıyorum," ifadelerini kullandı.

Osman EşmeÇömlek Ustası Osman Eşme

"2 bin 500 yıllık Urartu mirasını yaşatıyoruz"

Sakarya’da fabrikada patlama: Yaralılar var
Sakarya’da fabrikada patlama: Yaralılar var
İçeriği Görüntüle

Yaptıkları işin köklü bir geçmişi olduğunu vurgulayan Eşme, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yaptığımız seramik sanatı, Urartulardan günümüze kadar gelen 2 bin 500 yıllık bir tarihtir. Fırınlarımızdan ayaklı tornalarımıza, atölye düzenimizden ürünlerin biçimine kadar her şey bu kadim gelenekle aynıdır. Hatta bugün sadece geleneksel kaplar değil, eski Urartu eserlerini de aslına uygun şekilde yeniden canlandırıyorum. Ancak bu sanat, tarihten geldiği gibi büyük bir sabır ve emek istiyor. El becerisi olan bir kişi bile ancak 4 yılda usta olabiliyor. Yapılış süresi ürünün boyutuna göre değişiyor; bazı küçük parçalar dakikalar içinde bitiyor ancak büyük küpleri, formunun bozulmaması ve çökmemesi için günde sadece yirmi-otuz santim yükselterek, günler süren bir sabırla tamamlıyorum," dedi.

Eşme, "Bu zahmetli yolculuğun sonunda ortaya çıkan ürünler, aslında sağlığımızın da anahtarı. Eskiden plastik yoktu; peynirler, sular ve gıdalar hep bu sağlıklı seramik küplerde saklanırdı. Bugün hâlâ kentte en çok peynir, su, kavurma ve turşu küpleri ilgi görüyor. Bizim toprak ürünlerimiz plastikten çok daha sağlıklı ve doğal olsa da maalesef plastik ürünler ucuz ve kırılmaya dayanıklı olduğu için daha çok tercih ediliyor. Bugün kimse seramik gibi hem ağır hem de sabır isteyen işlerde çalışmak istemediği için bu zanaat kan kaybediyor. El emeği göz nuru bu eserlerin fiyatları ise işçiliğine göre bin TL ile 3 bin TL arasında değişiyor," şeklinde konuştu.

Osman Eşme Detay

“Toprağın sabır isteyen yolculuğu”

Çömleğin üretim aşamalarını anlatan usta Osman Eşme, sürecin zahmetine dikkat çekti: "Önce kil ocağından toprağı çıkartıp güneşte kuruturuz. Kuruduktan sonra eler; iri taneler ile ufak taneleri ayırırız. Elediğimiz o ince tanelere 'poşi', balçık kıvamına getirilen çamura ise 'palur' deriz. Çamuru ayakla çiğner, bir gün dinlendirir, sonra tekrar yoğurup tornada şekillendiririz. Atölye içinde on günde kuruyan ürün, dışarıda iki gün güneş görür. Yazın kuruma süresi iki günken, bahar aylarında on günü bulur. Kuruma bitince fırın derecesini ayarlar, malzemeyi yükleriz. Ateşi yavaş yavaş yükselterek 8 saat boyunca yakma işlemini yaparız," şeklinde konuştu.

"Çırak bulamıyorum, sanatlarımız kayboluyor"

Gelecek nesillere bu zanaatı aktarmakta zorlandığını belirten Eşme, sözlerini şu çağrıyla tamamladı: "Usta yetişmiyor, ürünlerimizi istediğimiz gibi satamıyoruz. Kendi çabalarımla bugüne kadar geldim; şimdi çırak olarak sadece kendi oğullarımı yetiştirebiliyorum çünkü dışarıdan çırak bulunmuyor. Yeni kuşağın bu işlere ilgisi maalesef yok. Sadece seramik değil, saysak yüzden fazla sanatımız kaybolup gitti. Ben bu kadim sanatlara destek verilmesini istiyorum. Bu sanatlar devam etsin, unutulmasın," dedi.

Osman Eşme Çömlek

Muhabir: SEMİH SARMA-DILDAR GÜLER