Van’da on iki yıl önce başlayan eğitim yatırımları, bugün hem kadın istihdamına güç katan bir sektöre hem de binlerce çocuğun hayatına dokunan kapsamlı bir vakıf projesine dönüştü. Her Çocuk Bir Umuttur Vakfı Başkanı ve Özel Montessori Anaokulu Kurucu Ortağı Veysel Özaraz, bir okul kurma fikrini zamanla toplumsal bir dayanışma modeline dönüştürdü. Sadece dersliklerle sınırlı kalmayan bu süreçte Özaraz, kurduğu vakıf aracılığıyla eğitimin ulaşamadığı noktalara köprü olmayı hedefledi. Kent merkezindeki modern eğitim imkânlarını en uzak köylere kadar taşıma gayretinde olan bu girişim, bireysel bir çabanın nasıl kolektif bir iyilik hareketine dönüşebileceğinin somut bir örneğini sunuyor.

Kentin eğitim altyapısındaki açığın tespit edilmesiyle başlayan bu süreç; okul öncesi eğitimden sanatsal faaliyetlere, kadın istihdamından sosyal yardımlaşmaya kadar geniş bir alanda büyük bir katma değere dönüştü. Montessori modelinin bölgedeki ilk uygulamalarıyla temeli atılan bu girişimler, bugün dezavantajlı bölgelerdeki çocukların sesi olmayı hedefleyen “Her Çocuk Bir Umuttur Vakfı” çatısı altında, Türkiye genelinde toplumsal fayda odaklı bir model olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Yılda 3 bin çocuğa ulaşan bu yapı, eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmeye devam ediyor.

Gürpınar’da öğrencilerin yarıştığı parkur renkli görüntülere sahne oldu
Gürpınar’da öğrencilerin yarıştığı parkur renkli görüntülere sahne oldu
İçeriği Görüntüle

Van Montessorri Kreş (3)

"Van'daki eğitim açığını istihdama dönüştürdük"

Sektöre giriş hikâyesini anlatan Veysel Özaraz, "Eğitim sektörüne yaklaşık on iki yıl önce, bir arkadaşımın ortaklık teklif etmesi üzerine aslında biraz da tesadüf eseri başladık. Van'da çok ciddi bir açık olduğunu tespit ettik. Biz de hem bu açığı kapatmak hem de gerçekten aynı zamanda birçok insana ekmek kapısı olması, özellikle üniversiteden mezun olan veya bu konuda iş arayan genç kızlarımıza bir istihdam alanı sağlamak için okul öncesi eğitim sektörüne hakikaten yatırım yaptık," ifadelerini kullandı.

"Çocukların sesi olmak için yola çıktılar"

Vakfın kuruluş amacına değinen Özaraz, çocukların sesi olmayı hedeflediklerini belirterek şunları söyledi: "'Her Çocuk Bir Umuttur Vakfı'nı kurmamızın temel gayesi, ülkemizde eğitim eşitsizliğine karşı çocuklarımıza ve ailelerimize ulaşmak, onların sesi olmak ve onlara destek olmaktır. Biliyorsunuz ki ülkemizde maalesef herkes eğitimde eşit imkânlara sahip değil. Onlara bir nebze de olsa hem maddi hem de manevi anlamda fayda sağlamak bizim ana hedefimiz oldu. ‘Her Çocuk Bir Umuttur Vakfı’, hakikaten bir hikâyeyle, bir hayalle ve bir umutla başladı; şimdi ise gerçek manada çok büyük bir kitleye ulaşıyor ve ulaşmaya da devam ediyoruz."

“Yıllık 3 bin çocuğa doğrudan destek”

Vakfın saha çalışmaları hakkında bilgi veren ve yardımların titizlikle ulaştırıldığını vurgulayan Özaraz, "Türkiye'nin her yerinde gönüllü arkadaşlarımız ve ekiplerimiz var. Bu ekiplerimizin tespitleriyle birlikte, illerimizdeki kaymakamlıklarımızın yönlendirmesi ve sosyal yardımlaşma vakıflarındaki görevlilerin incelemeleri doğrultusunda; köylerde, mahallelerde veya merkezde yaşayan gerçek ihtiyaç sahiplerine vakıf olarak ulaşmaya çalışıyoruz. Merkezimiz Van'dır. Sahada görev yapan arkadaşlarımız var. Bu arkadaşlarımız gidip yerinde tespitlerini yapıyor ve yardımlarımızı o şekilde ulaştırıyoruz. Vakıf olarak yıllık yaklaşık 3 bin çocuğa ulaşıyoruz," şeklinde konuştu.

Van Montessorri Kreş

“Montessori Modeli Van’da hayat buldu”

Van’ı Montessori eğitim modeliyle tanıştıran ilk isim olduğunu hatırlatan Özaraz, "Van’a Montessori anaokulu eğitim modelini ilk getiren kurucu benim. Montessori, temeli İtalya'da Maria Montessori tarafından atılmış bir eğitim modelidir. Bu modelin çocuklarımıza gerçek manada fayda sağlayacağını düşündüğümüz için okulumuzu Van’da kurduk. Kurduktan sonra hakikaten birçok çocuğumuzun hayatında küçük dokunuşlarla çok büyük şeyler başardığımızı gördük," dedi.

Özaraz, “Kurumsal bir kuruluş olan Neşe Erberk Anaokulu’nu da işletip Van’a kazandırdık. Bu anlamda birçok çocuğumuza ve ailemize eğitimsel manada büyük katkılarımız oldu. Şu an iki Montessori okulumuzdan birini ve Neşe Erberk Anaokulu’nu üç yıl önce devrettik. Eğitimlerimize şu an sadece İkinisan’daki mevcut Özel Montessori Anaokulumuz ile devam ediyoruz. Bu sayede Van’a katma değer sunmaya ve insanlarımıza iş alanı açmaya devam ediyoruz," şeklinde konuştu.

"Yetişkinlere de sanat kursu veriyoruz"

Özel Montessori Anaokulunda verilen eğitimin zenginliğine ve kadın istihdamına verdikleri öneme değinen Özaraz, "Özel Montessori Anaokulunda okul öncesi eğitimin yanı sıra çocuklarımızın faydalanması için müzik, resim, yüzme, İngilizce ve robotik kodlama gibi sanatsal faaliyetlerimiz de bulunuyor. Bu faaliyetler çocuklarımızın kişisel gelişimine büyük katkı sunuyor. Kadın istihdamı bizim için çok önemli. Bölgemizde kadınların iş hayatında yer alabilmesi ve kendilerini ifade edebilmeleri için doğru bir iş alanı kurmak gerekiyordu. Bu nedenle sanatsal aktivitelerde eğitim veren kadromuzun neredeyse tamamı kadınlardan oluşuyor. Sadece çocuklar değil, yetişkinler de bizden kurs alabiliyorlar," şeklinde konuştu.

"Sadece yardım etmiyor, bilinçlendiriyoruz"

Vakıf çalışmalarının sadece maddi yardımla sınırlı kalmadığını belirten Özaraz, "İlk olarak anaokuluyla ve okul öncesi eğitimle başladık; amacımız bunu sanatsal faaliyetlerle desteklemekti. Ancak birçok çocuğun eğitime dahi ulaşamadığını gördüğümüz için ‘Her Çocuk Bir Umuttur Vakfı’ kurduk. Bu vasıtayla köylere ve mahallelere gittiğimizde ekibimizde mutlaka bir psikolog ile resim, müzik veya satranç öğretmeni bulunduruyoruz. Gittiğimiz yerlerde sadece çocuklara yardım etmiyoruz, aynı zamanda aileleri de çocuklarının geleceği konusunda bilinçlendiriyoruz. Hikâyemiz anaokuluyla başladı, ‘Her Çocuk Bir Umuttur Vakfı’yla devam ediyor," dedi.

Muhabir: SEMİH SARMA - DILDAR GÜLER