Prodüktör olarak başlayan bir yolculuk, sahnede kitleyi okuyan bir sezgiye dönüştü. Ahmet Ozan Sari yani diğer ismiyle DJ John Telli, müziğin ruhunu ve dinleyicinin beklentisini aynı potada eriterek yerelden globale uzanan hikâyesini anlattı.
Müzik dünyasına prodüktör olarak 2014-2015 yıllarında başlayan, Ahmet Ozan Sari yani diğer ismiyle John Telli için sahneye çıkmak, ani bir karar değil; yıllar içinde olgunlaşan bir sürecin doğal sonucu oldu.
Pandemi döneminin ardından DJ’liğe adım atan John Telli, prodüktörlük tecrübesinin getirdiği teknik bilgi ve müzikal birikimi sahneye taşıyarak kısa sürede dikkat çekti.
Müziği yalnızca çalınan bir ritim olarak değil, kitleye kurulan canlı bir iletişim olarak gören John Telli, setlerini hazırlarken hem dinleyicinin beklentisini hem de kendi tarzını dengede tutmaya özen gösteriyor.
Sahnedeki en önemli unsurun ‘kitleyi okumak’ olduğunu vurgulayan John Telli, şarkı geçişlerinden tempo seçimlerine kadar her detayın dinleyiciyle kurulan bağın bir parçası olduğunu ifade ediyor. Ona göre DJ’lik, farklı tarz ve tempolardaki müzikleri fark ettirmeden birleştirebilme sanatı. Bu anlayış, John Telli’nin hem yerel sahnelerde hem de geniş katılımlı organizasyonlarda güçlü performanslar sergilemesini sağladı.

“Sahneye Çıkmak Benim İçin Bir Sürecin Sonucu Oldu”
John Telli, “Müzik dünyasına prodüktör olarak 2014–2015 yıllarında adım attım. Sahneye çıkmak benim için ani bir karar değil, yıllar içinde olgunlaşan bir sürecin doğal sonucu oldu. Pandemi döneminin ardından DJ’liğe yöneldim. Prodüktörlükten gelen teknik bilgi ve müzikal birikimi sahneye taşımam, kısa sürede dikkat çekmemi sağladı. Müziği sadece çalınan bir ritim olarak görmüyorum; benim için müzik, kitleyle kurulan canlı ve anlık bir iletişim” dedi.

“Kitleyi Okumadan Sahne Olmaz”
Telli, “Sahnedeki en önemli şeyin kitleyi okumak olduğuna inanıyorum. Şarkı geçişlerinden tempo seçimlerine kadar her detay, dinleyiciyle kurduğum bağın bir parçası. Farklı tarz ve tempolardaki müzikleri, dinleyiciye hissettirmeden birleştirmek DJ’liğin asıl sanatı. Setlerimi hazırlarken hem dinleyicinin beklentisini hem de kendi tarzımı dengede tutmaya çalışıyorum. Bu dengeyi kurabildiğimde sahnenin kendiliğinden akmaya başladığını hissediyorum” ifadelerini kullandı.

“Kalabalıkla Aynı Ritmi Yakaladığınız Anı Unutamazsınız”
Telli, “Yerel sahnelerde ve geniş katılımlı organizasyonlarda çalarken şunu fark ettim: Kitleyle aynı ritmi yakaladığınız an sahne bambaşka bir yere taşınıyor. O anlarda müzik sadece müzik olmaktan çıkıyor, ortak bir duygunun parçasına dönüşüyor. Bu da benim için sahneyi özel kılan en önemli unsur” diye sözlerine devam etti.

“10 Bin Kişinin Önünde Tanındığımı Hissettim”
Telli, “Bugüne kadar yaşadığım en unutulmaz deneyimlerden biri Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde verdiğim konserdi. Yaklaşık 10 bin kişilik bir kalabalığın karşısındaydım. Sahne boyunca kitleyle kurduğumuz bağ, benim için tarif edilmesi zor bir mutluluktu. Sahnem bittikten sonra kulise doğru giderken insanların adımı haykırması, fotoğraf çektirmek istemesi, tişörtlerine, kitaplarına, hatta kollarına imza istemeleri beni hem çok heyecanlandırdı hem de inanılmaz mutlu etti. O an, yaptığım işin sahnede gerçek bir karşılığı olduğunu hissettim” diye belirtti.

“Dünya Listelerine Girmek Büyük Bir Gururdu”
Telli, “Tokyo Drift remiximin Mısır, Endonezya ve Arjantin gibi ülkelerde hem Apple Music hem de Spotify listelerinde zirveye çıkması benim için büyük bir gurur kaynağıydı. Farklı coğrafyalarda, farklı kültürlerde ürettiğim bir müziğin bu kadar karşılık bulması bana doğru yolda olduğumu hissettirdi. Ancak remixin lisansını yanlış almamız nedeniyle parçanın kaldırılması, bizim için önemli bir tecrübe oldu. O süreci biraz gülerek hatırlıyorum ama bana çok şey öğretti” dedi.
“Kimliğimi Korumadan Global Olmanın Anlamı Yok”
Telli, “Geleceğe dair en büyük hedefim hem prodüktör hem de DJ kimliğimle global sahnelerde ülkemi en iyi şekilde temsil etmek. Bunu yaparken etnik kimliğimi bozmadan, kendi kültürel altyapımı müziğime yansıtarak bir kimlik oluşturmak istiyorum. ‘John Telli’ ismini bir marka haline getirip dünya sahnelerinde kalıcı olmayı hedefliyorum. Aynı zamanda memleketime faydası olan bir isim olarak anılmak benim için çok önemli” ifadelerini kullandı.
“DJ Turizmin Bel Kemiğidir”
Telli, “DJ’liğin geleceğini her zaman parlak olarak görüyorum çünkü DJ’lik yapılabilecek en güzel ve eğlenceli mesleklerden birisi. Bir o kadar da zor olmakla beraber. Çünkü turizm sektörü sürekli sanatçılara kaşe veremez bu mekanların bütçesini ciddi şekilde zorlar. Ama DJ her tarzı çalıp herkese eğlenceyi sonuna kadar yaşatabilir. DJ turizm sektörünün bel kemiğidir DJ’lerin kendini küçük görmemelerini ve mekanların onları ezmemesi dileği ile” diye sözlerine devam etti.



