Türkiye’de kayyım atamaları ilk olarak 2016’daki OHAL döneminde, “güvenlik” ve “soruşturmalar” gerekçe gösterilerek uygulanmaya başladı. Ardından bu politika, OHAL sonrasında da çeşitli şehirlerde devam etti. Başta Van olmak üzere pek çok kentte belediye başkanları görevden alınarak yerlerine valiler veya kaymakamlar kayyım olarak atandı. Uygulama yıllar içinde yalnızca Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’ne (DEM Parti) değil; zaman zaman Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’ye bağlı belediyelerde de görüldü. Örneğin Şişli ve Esenyurt gibi ilçelerde zaman zaman benzer müdahaleler gündeme geldi.

Yerel yönetimlere yönelik kayyım politikası, seçilmiş yöneticilerin iradesinin hangi koşullarda devre dışı bırakılabileceği konusunu hem siyasi hem hukuki açıdan tartışmalı bir noktaya taşıdı. Aynı dönemde ülkede barış sürecine dair yeni bir toplumsal beklentinin oluşması, bu tartışmayı daha hassas hâle getirdi.

Bu çerçevede DEM Parti Van İl Eş Başkanı Veysi Dilekçi, Saadet Partisi Van İl Başkanı Özay İlhan ve CHP Van İl Başkanı Seracettin Bedirhanoğlu, farklı perspektiflerden sürece dair değerlendirmelerini Vanhaber.tr ile paylaştı. Partiler, farklı gerekçelerle de olsa kayyım uygulamalarının demokratik temsil, toplumsal barış ve siyasi normalleşme açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

“Bu sürecin temel amacı Kürt sorununun çözümü”

Vanspor’dan, Osman Zeki Korkmaz’a teşekkür
Vanspor’dan, Osman Zeki Korkmaz’a teşekkür
İçeriği Görüntüle

DEM Parti Van İl Eş Başkanı Veysi Dilekçi sürecin bir yıldan uzun süredir devam ettiğini belirterek, “Bir yıldan fazladır bir süreç devam ediyor. Mecliste bir komisyon kuruldu, insanların ve siyasi partilerin görüşleri alındı, en önemli boyutu da İmralı Cezaevi’nde Sayın Abdullah Öcalan ile görüşme gerçekleştirilmesiydi,” dedi.

Sürecin demokratik bir çözüm hedeflediğini vurgulayan Dilekçi, “Bu sürecin temel amacı Kürt sorunun demokratik zeminde çözümü. Türkiye’deki bütün kesimlerin dahil olduğu bir irade ortaya konuldu,” ifadelerini kullandı.

Kayyım politikalarının bu sürecin ruhuna zarar verdiğini belirten Dilekçi, “Kayyım politikaları halkın iradesini yok sayar. Şişli, Esenyurt gibi CHP belediyelerinde de örnekleri var. Bir an önce kaldırılması ve halkın seçtiği iradenin yönetmesi gerekiyor,” şeklinde konuştu.

Dem Parti Van İl Eş Başkanı Veysi Dilekçi-1DEM Parti Van İl Eş Başkanı Veysi Dilekçi

“Kayyım bir irade gaspıdır”

Saadet Partisi Van İl Başkanı Özay İlhan, kayyım uygulamasını açık bir dille eleştirerek, “Kayyım bir irade gaspıdır. Keyfi bir uygulamadır. Hukuk devleti olan bir ülkede böyle bir uygulamanın kabul edilmesi tamamen yanlıştır,” dedi.

Kayyımın ancak olağanüstü koşullarda meşru görülebileceğini belirten İlhan, “Deprem olur, sel olur; makam boşalırsa belki. Ama olağan bir hayatın içinde kayyımın kabul edilebilir yanı yoktur,” ifadelerini kullandı.

İlhan ayrıca sistemin siyasi amaçlarla kullanıldığını savunarak, “Muhalif kesimlere uygulanan keyfi bir sistem söz konusu. Eğer yolsuzluk gerekçesiyle kayyım atanacaksa Türkiye’de Ak Partili belediyelerinin yüzde 99’una kayyum atanması gerekir,” şeklinde konuştu.

Saadet Partisi Van İl Başkanı Özay İlhanSaadet Partisi Van İl Başkanı Özay İlhan

“Halkın seçtiğinin yerine başkası atanamaz”

CHP Van İl Başkanı Seracettin Bedirhanoğlu, temel hakların pazarlık konusu yapıldığını belirterek, “Türkiye’de temel sıkıntı, temel hak ve hürriyetlerin pazarlık konusu yapılmasıdır. Gayri nizami uygulamaların düzeltilmesi gerekir,” dedi.

Kayyım uygulamasının demokratik sisteme uygun olmadığını belirten Bedirhanoğlu, “Halkın seçtiği kişinin yerine başkasının atanması hiçbir yönetim biçiminde kabul edilen bir eylem değildir,” ifadelerini kullandı.

Bedirhanoğlu barış sürecine dair ise şu değerlendirmeyi paylaştı:

“Türkiye’nin kutuplaşmadan çıkması lazım. Toplumsal barış sağlandığında çok ciddi bir ekonomik kalkınma ve refah artışı olacaktır.”

Chp Van İl Başkanı Seracettin BedirhanoğluCHP Van İl Başkanı Seracettin Bedirhanoğlu

Muhabir: TÜLAY GÜVEN-DILDAR GÜLER