2011 yılındaki sarsıntıların ardından geçici barınma amacıyla acil çözüm olarak kurulan ve bugün artık "konteyner mahalle" halini alan bölgede, yaklaşık 80 aile hâlâ zorlu kış şartları, kronik işsizlik ve barınma sorunlarıyla tek başına mücadele ediyor.
Modern konut projeleriyle kentin pek çok noktası ayağa kaldırılırken, bu dar bölgeye sıkışmış yurttaşların kalıcı bir yuvaya kavuşma hayalleri her geçen yıl biraz daha hüsranla sonuçlanıyor. Derme çatma konteynerlerde çocuklarını büyütmeye çalışan mahalle sakinleri; yağmurun içeri sızdığı, dondurucu soğukların metal duvarları aştığı bu dar alanlarda yetkililerden seslerini duymalarını bekliyor.

Sosyal yardımlarla hayata tutunmaya çalışan bu 80 hane, sadece seçim dönemlerinde hatırlanmaktan yorulmuş durumda ve artık vaat değil, başlarını sokabilecekleri sıcak bir yuva talep ediyor.
"Beş öğrencim var, çocuklarımın geleceği için çaresizim"
Seyrantepe’de yaşayan Ayşe Pulat, yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi:
"Kızım 14 yaşındayken buraya geldik, tam 15 yıldır bu konteynerlerde yaşıyorum. Evimiz hemen şu ilerideydi, depremde yıkıldı. Engelli olduğum hâlde tapumu alıp gerekli her yere başvurdum ancak kimse bize yardım elini uzatmadı. Yıllardır buradayız, ne gelen var ne giden. Bizim tek isteğimiz başımızı sokacak, yağmurun ve çamurun içeri girmediği sıcak bir yuvadır. Çocuklarımın ders çalışabileceği bir odası bile yok.

Evin içi buz gibi, sadece elektrikle ısınmaya çalışıyoruz. Seçim zamanı gelip vaatlerde bulunuyorlar ancak sonrasında herkes bizi unutuyor; yurttaşların sesini duymuyorlar. Ben iki ayda bir aldığım bin liralık çocuk parasıyla geçinmeye çalışıyorum. Eşimle birlikte sokaklardan hurda toplayarak rızkımızı kazanıyoruz. Beş öğrencim var ve hepsi çok başarılı çocuklar. Bir anne olarak onlara hak ettikleri hayatı veremediğim için çok çaresizim. İşkur’a defalarca başvurduk ama eğitim durumumuz bahane edilerek bize iş de verilmedi."

"Kışın karın altındayız, yazın hurda topluyoruz"
Geçim derdinin ve barınma sorununun had safhaya ulaştığını belirten mahalle sakinlerinden Mehmet Abi ise durumlarını şöyle özetledi:
"İşimiz gücümüz çok zor, düzenli bir iş bulamıyoruz. Bazen günlük ekmeğimizi bile kazanmakta güçlük çekiyoruz. Yaşamak gerçekten çok zorlaştı. Yılın 5-6 ayı burada kar altındayız. Yaz aylarında ise hurda toplayarak geçiniyoruz; tek geçim kaynağımız budur. Sosyal yardımlaşmanın getirdiği destekler dışında pek bir imkanımız yok. Her gelen söz verip gidiyor ancak somut bir adım atılmıyor.
Beklentimiz, bize başımızı sokacak konut tarzı bir yer verilmesidir. Artık kiralar karşılanamaz bir hâl aldı; bugün bir ev tutmak istesek kiralar 25 bin liradan aşağı değil. Fakir yurttaş zaten bitmiş durumda. Ben de bu imkansızlıklar içinde ortada kalmış bir haldeyim."

"Zenginler gitti, biz garibanlar burada sahipsiz kaldık"
Depremin üzerinden geçen 15 yıla rağmen unutulduklarını söyleyen Hatun Kanakan, sitemini şu cümlelerle paylaştı:
"Depremin üzerinden onca sene geçti ancak ne halimize bakan var ne de bize bir destek veren. Sadece Ramazan aylarında bir koli yardım gelirse geliyor, onun dışında kapımızı çalan yok. Sürekli olarak 'Bu sene size TOKİ çıkacak, bu sene yardım gelecek' diyerek bizi oyalıyorlar. Burada 81 hane benzer durumda. Durumu iyi olanlar, arsası olanlar evlerini yapıp gittiler. Biz gariban yurttaşlar burada sahipsiz kaldık.

Dört torunum ve oğullarımla birlikte bu zor şartlarda idare etmeye çalışıyorum. Bir oğlum cezaevinde, onun yolunu gözlüyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın sesimizi duymasını istiyorum. Ben yaşlı bir insanım, torunlarımla birlikte çok kısıtlı imkanlarla yaşam mücadelesi veriyorum. İki üç ayda bir verilen bin lira ile geçinmek mümkün mü? Bizim de günahımız yok mu? Devletimizden destek ve kalıcı bir çözüm bekliyoruz."





