Kırk Değirmenler ve Şamran Kanalı’nın 19. yüzyıl sonundaki yapısına ilişkin önemli bir tarihî belge kamuoyuyla paylaşıldı. Kırk Değirmenler ve Şamran Kanalını Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Erdem Güngör, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 4 Mayıs 1896 tarihli kayıtların bölgenin üretim ve su yönetimi kapasitesini açık biçimde ortaya koyduğunu belirtti.
Güngör, kaydın, Norduz Dağları eteklerinden doğan suların vadi boyunca organize edilerek üretim ekonomisine dönüştürüldüğünü gösterdiğini ifade etti. Anlatımda vadinin “zümrüt gibi yemyeşil”, ovanın ise son derece verimli ve sulak olarak tasvir edildiğini aktaran Güngör, dönemin kırsal yapısına dair çarpıcı detaylara dikkat çekti.

Yirmiden fazla değirmen, ayrı su hatları
1896 tarihli metne göre köylerin birbirine yakın konumlandığı ve ekonomik olarak güçlü olduğu belirtiliyor. Evlerin çoğunlukla iki katlı olduğu kaydedilirken, sık ağaçlık alanlar içinde yirmiden fazla değirmenin aktif biçimde faaliyet yürüttüğü aktarılıyor.
Her değirmenin suyunun ayrı bir arkla sağlandığına dikkat çekilen kayıtta, değirmenleri döndüren suyun görevini tamamladıktan sonra ana arka katıldığı ve bu büyük arğın arazi yapısına uygun şekilde dolanarak Van’a kadar ulaştığı belirtiliyor. Söz konusu ana su hattının adının ise Beyharkı (Şamran) olarak geçtiği ifade ediliyor.
“Planlı ve disiplinli bir sistem”
Dernek Başkanı Güngör, bu bilgilerin Kırk Değirmenler’in rastlantısal yapılar olmadığını gösterdiğini belirterek, planlı, disiplinli ve mühendislik bilgisine dayanan bir su ve üretim sistemi kurulduğunu vurguladı.
Her değirmenin ayrı arkla beslenmesinin debi kontrolü, enerji verimliliği ve su paylaşımında düzenli bir organizasyona işaret ettiğini kaydeden Güngör, değirmenleri döndüren suyun yeniden ana hatta katılmasının ise sürdürülebilir su yönetiminin tarihsel bir örneği olduğunu ifade etti.

Bu yapının, modern literatürde “entegre su kaynakları yönetimi” olarak tanımlanan yaklaşımın 19. yüzyıldaki somut uygulaması niteliğinde olduğu belirtildi.
Bölgesel kalkınmanın omurgası
Paylaşımda, dönemin sosyo-ekonomik yapısına da dikkat çekildi. Köylerin zenginliğinin; sürekli ve bol su kaynağına, tarımsal üretim kapasitesine, değirmencilik faaliyetlerine ve Şamran Kanalı aracılığıyla Van şehir merkezine ulaşan su ağına dayandığı ifade edildi.
Su, üretim ve yerleşim arasında kurulan bu zincirin bölgesel kalkınmanın temelini oluşturduğu vurgulandı.
“Bu miras korunmalı”
1896’daki gözlemlerin bugün için açık bir sorumluluk yüklediğini belirten Güngör, o dönemde aktif çalışan değirmenlerin, gür ve temiz akan suların, planlı bir su dağıtım sisteminin ve üretken köylerin bulunduğunu hatırlattı.
Kırk Değirmenler ve Şamran Kanalı’nın yalnızca taş ve sudan ibaret olmadığını kaydeden Güngör, bu mirasın Van’ın tarım tarihini, su mühendisliğinin yaşayan hafızasını ve kültürel sürekliliğin somut kanıtını temsil ettiğini belirtti. Tarihî yapının korunması, envanterinin çıkarılması ve gelecek kuşaklara aktarılması gerektiği çağrısında bulundu.




