Türkiye genelinde etkili olan yoğun yağışlar, özellikle Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki su kaynaklarına adeta can suyu oldu. Son yıllarda ciddi kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalan Van ve çevre illerde, kış ve ilkbahar aylarında düşen bol miktardaki yağışlar baraj seviyelerinde dikkat çekici artışlar sağladı. Yaşanan bu olumlu gelişme, bölge halkı ve üreticiler arasında kuraklık endişesinin yerini umutlu bir bekleyişe bırakmasını sağladı.

Son 38 yılın en yüksek yağış seviyesi

İpekyolu Belediyesi'nden Sanat Sokağı'nda çevre temizliği farkındalığı
İpekyolu Belediyesi'nden Sanat Sokağı'nda çevre temizliği farkındalığı
İçeriği Görüntüle

Meteorolojik verilere göre, 1 Ekim 2025 ile 31 Mart 2026 tarihlerini kapsayan su yılında bölgeye düşen yağış miktarında rekor bir artış kaydedildi. Uzmanlar tarafından paylaşılan çarpıcı veriler şu şekilde:

  • %87'lik Rekor Artış: Bölgedeki yağışlar, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 87 oranında artış gösterdi.
  • Tarihi Zirve: Mevcut su yılında ulaşılan seviyenin, son 38 yılın en yüksek yağış oranı olduğu açıklandı. Hatta bazı özel havzalarda kış yağışlarının son 66 yılın zirvesine ulaştığı aktarıldı.

Tarımda verim artışı bekleniyor

Artan yağışlar, sadece içme suyu rezervlerini değil, bölge ekonomisinin kalbi olan tarım arazilerini de doğrudan olumlu etkiledi. Özellikle yaz aylarında yaşanabilecek su sıkıntısına karşı baraj rezervlerinin güçlenmesi, tarımsal sulama açısından kritik bir rahatlama sağladı. Uzmanlar, toprak doygunluğunun üst seviyede olması sayesinde bu yıl bölgedeki hububat ve bakliyat üretiminde ciddi bir verim artışı yaşanacağını, çiftçilerin kuraklık kaynaklı finansal risklerinin minimuma indiğini belirtiyor.

"İklim Silahı" iddialarına bilimsel yalanlama

Öte yandan, bölgede sıra dışı şekilde artan yağışların ardından sosyal medya platformlarında hızla yayılan “iklim silahı” (HAARP) ve “hava manipülasyonu” iddialarına uzmanlardan net bir cevap geldi. Meteoroloji mühendisleri ve iklim bilimciler, yaşanan yağış döngüsünün tamamen küresel atmosferik hareketler ve meteorolojik süreçlerle bağlantılı olduğunu vurgulayarak, bu tür komplo teorilerinin hiçbir bilimsel dayanağı bulunmadığının altını çizdi.

Kaynak: HABER MERKEZİ