Van Tuşba Hurdacılar Sitesi ekseninde yürütülen geri dönüşüm faaliyetleri, atıkların ham maddeye dönüştürülmesiyle ekonomiye ve doğaya nefes aldırıyor. "Bu atıklara çöp demiyoruz, ekonomiye kazandırıyoruz" anlayışıyla; Gürpınar’dan Başkale’ye, Bahçesaray’dan Özalp’e kadar kentin tüm ilçelerinden toplanan yıllık yaklaşık 500 ton kâğıt, plastik, demir, cam ve iplik, sanayi için stratejik birer kaynağa dönüştürülüyor. Özellikle 1 ton kâğıdın geri dönüştürülmesiyle 17 ağacın kesilmesinin önlendiği, plastik ve camın doğada yarattığı kalıcı zararların engellendiği bu süreç, kentte adeta bir "çevre nöbeti" niteliği taşıyor.
Ancak Van’da bu materyalleri işleyecek tesislerin bulunmaması sebebiyle ürünlerin Gaziantep, Ankara ve İstanbul gibi uzak sanayi merkezlerine gönderilmesi, yüksek nakliye maliyetlerini beraberinde getiriyor. Demir ticaretinde kâr marjının kilogram başına 25-50 kuruşa kadar gerilemesi; artan personel giderleri, kayıt dışı faaliyetler ve teknik arızalar için Ankara’dan usta bekleme zorunluluğu ile birleşince, bu çevreci döngünün sürdürülmesi giderek zorlaşıyor.

"Fiyatlar dibi gördü, nakliye belimizi büktü"
Sektörde 18 yıllık bir geçmişi olan ve yıllık 500 tona yakın atık topladığını, bu işe amca mesleği olarak başladıklarını belirten Esnaf İskender Işık, "Yaklaşık 17-18 yıldır bu sektörde faaliyet göstermekteyim. Amcamın hurdacı olması sebebiyle bu işe başladık, başka bir mesleğimiz de yoktu. Atık türlerinin tamamını baz aldığımızda, burada yıllık yaklaşık 450 ile 500 ton atık topluyorum. Maalesef her şeye zam gelirken hurda fiyatları giderek dibi gördü; esnafımız işlerin durma aşamasına gelmesinden dolayı çok mağdur," dedi.
Işık, "Bu durum sadece Van ile alakalı değil; Batı’da da geri dönüşüm sektörü durma noktasına geldi. Başta mazot olmak üzere personel giderleri ve sigorta primlerine yapılan zamlar belimizi büküyor; artık çalışamaz duruma geldik. Personel giderlerimiz çok fazla olmasına rağmen fiyatlar sabit kalıyor, hiçbir yükselme olmuyor," ifadelerini kullandı.
Esnaf İskender Işık
"Makine bozulsa ustası Ankara'dan geliyor"
Van’ın coğrafi konumunun yarattığı zorluklara değinen ve teknik destek bulamamaktan dert yanan Işık, "Van, coğrafi olarak en uç noktada bulunduğu için nakliye maliyetlerimiz çok yüksek. Kentte bu malzemeleri işleyecek tesisimiz bulunmadığından topladığımız ürünleri Gaziantep, Adana, Maraş, Ankara ve İstanbul gibi illere gönderiyoruz. Bu mesafe maliyetleri artırırken kış şartları da sektörü iyice durgunlaştırıyor. Gürpınar’dan Başkale’ye, Bahçesaray’dan Çatak, Özalp ve Saray’a kadar tüm ilçelerde çalışıyoruz. Ekipman konusunda da sıkıntı yaşıyoruz; makinelerimiz arızalandığında Van’da tamir edecek usta bulamıyoruz, usta Ankara’dan geliyor," şeklinde konuştu.

"Bu atıklara çöp demiyoruz, ekonomiye kazandırıyoruz"
Yaptıkları işin sadece ticaret değil, bir çevre görevi olduğunu vurgulayan ve atıklara bakış açısını özetleyen Işık, "Biz bu atıklara 'çöp' demiyoruz; geri kazandırarak enerji tasarrufu sağlıyoruz. Örneğin, 1 ton kâğıt geri dönüştürüldüğünde 17 ağacın kesilmesi önleniyor. 1 poşetin doğada yok olması 400 yılı buluyor, cam ise hiçbir şekilde bozulmadan çevreyi kirletiyor. Bizler emekçiler olarak belediyelerle adeta birer temizlik işçisi gibi ortaklaşa çalışıyoruz," dedi.

"Depremden sonra herkes hurdacı oldu"
2005 yılından bu yana sanayi sitesinde olduklarını ancak kayıt dışı faaliyetlerin işlerini bitirdiğini dile getiren Esnaf Yusuf Tekin, "2005 yılından beri sanayi sitesindeyiz; o tarihe kadar şehir merkezindeydik. Kendi imkânlarımızla buraya geldik ve 16 kişiyle işe başladık. Ancak 2011 depreminden sonra Van’da adeta herkes hurdacı oldu. Şu anda Bostaniçi çevresinde ve şehir merkezinde yaklaşık yüz kişi kayıt dışı (korsan) olarak çalışıyor. Kış mevsiminde işlerimiz tamamen durma noktasına geliyor. Şehir merkezindeki hurdacılar halka daha yakın olduğu için insanlar mallarını onlara satıyor. Biz şehirden 7 kilometre uzaktayız. Kışın iş hacmimiz %100 oranında düşüyor," şeklinde konuştu.

"25 kuruş kâr için bu çile çekilmiyor"
Maliyetlerin kârı yuttuğunu ve sektörün bir "yokuş yukarı akışa" döndüğünü belirten Tekin, "Demir ticaretinde bize kalan kâr kilogram başına 25-50 kuruş civarında; bu da yüksek dükkân kiraları karşısında eriyor. Fabrikada demir 12-13 lira olsa da bunun 2 lirası zaten nakliyeye gidiyor. Hurdacı fazla olduğu için sıkıntı yaşıyoruz. İmkanlarımız olmadığı için büyük mal toplayamıyoruz. Bazen akşama kadar siftah bile açamıyoruz. Bu süreç, bir şehrin atıklarını toplayıp yeniden ham maddeye dönüştüren devasa bir ekonomik döngüdür. Ancak Van gibi uzak bir noktada bu döngü; yüksek nakliye maliyetleri ve teknik destek eksikliği gibi engeller nedeniyle adeta 'yokuş yukarı akan bir su' gibi büyük zorluklarla ilerlemektedir," dedi.




