Van’da son dönemde art arda yaşanan silahlı saldırılar, ölüm ve yaralanmalar ciddi bir endişe iklimi yarattı. Özellikle kent merkezinde meydana gelen ve kamuoyuna yansıyan olaylar, bireysel silahlanmanın ulaştığı boyutu ve güvenlik sorunlarını bir kez daha gündeme taşıdı.
Son olarak Van merkezindeki bir otelde düzenlenen silahlı saldırıda otel sahibi ile oğlunun hayatını kaybetmesi, Van’da yaşanan şiddet sarmalının ne denli tehlikeli bir noktaya ulaştığını gözler önüne serdi. Bu olayın ardından kamuoyunda yankı uyandıran benzer saldırılar, sokak ortasında yaşanan çatışmalar, yaralanmalar ve intihar vakaları, kentte yaşayan yurttaşların günlük yaşamda kendilerini güvende hissetmesini zorlaştırdı.
Van’da yaşanan ölümler, yaralanmalar ve sokak ortasında gerçekleşen çatışmaların yarattığı tedirginlik üzerine oluşan bu tablo karşısında kentte faaliyet yürüten çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, artan silahlı şiddete ilişkin değerlendirmelerde bulunarak hem önleyici politikaların hayata geçirilmesi hem de acil ve kalıcı tedbirlerin alınması gerektiğine dikkat çekti.
“Toplumun güvenliği için ciddi bir soruşturma ve önlem şart”
Kentteki tabloyu endişeyle değerlendiren İHD (İnsan Hakları Derneği) Van Şubesi Eş Başkanı Av. Mehmet Salih Coşkun, “Maalesef vahamet arz edecek nitelikte birçok olay yaşandı kentimizde. Ölümler, yaralanmalar, sokak ortasında çatışmalar… Bunlar kentimiz açısından ciddi şekilde vahim olaylardır. Bunun bir an önce son bulması ve yetkililer tarafından sağlıklı şekilde soruşturulup bir sonuca kavuşturulması gerekiyor ki toplumun güvenliği sağlanabilsin. Yaşananlar ciddi bir güvenlik açığının olduğunu da gösteriyor,” dedi.
“Gençlerin emeksiz kazanç hayalleri bireysel silahlanmanın önünü açıyor”
Olayların insan hakları boyutuna değinen Coşkun, “Kentin sosyo-kültürel yapısı bu çatışmalara sebep olabiliyor. Sosyal medyada şiddetin özendirilmesi, gençlerin emeksiz kazanç hayalleri bireysel silahlanmanın önünü açıyor ve başta yaşam hakkı ihlali olmak üzere birçok ihlale yol açıyor,” ifadelerini kullandı.
“Herkes sorumluluk bilinciyle hareket etmeli”
İHD olarak olayların başından beri takipçisi olduğuna değinen Coşkun, “Olayları basından takip edip hak ihlalleri olarak değerlendiriyoruz. Bu yalnızca soruşturma boyutuyla çözülecek bir mesele değil; önlenmesi için gerekli çalışmaların yürütülmesi gerekiyor. Kentin idari amirlerinden STK’lara kadar herkesin sorumluluk bilinciyle hareket etmesi şart,” diye konuştu.
“Herkes şu anda tehdit altında”
Toplumun her kesiminin tehlike altında olduğuna dikkat çeken Coşkun, “Herkes şu anda tehdit altında. Herhangi bir tartışmada bireysel şekilde silahlanmış biriyle karşı karşıya kalabilirsiniz. Van ne yazık ki her an her şeyin olabileceği bir kent haline geldi,” ifadelerini kullandı.
“Acilen caydırıcı cezalar gelmeli”
Hukuki düzenlemelere özellikle vurgu yapan Coşkun, “6136 sayılı kanunda cezalar var ama hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle kişiler ceza alsa bile hapishaneye girmiyor. Bu caydırıcı olmuyor. Meclisin acilen caydırıcı cezalara hükmedecek bir düzenleme yapması gerekiyor. Ayrıca sosyal medyada şiddeti özendiren paylaşımlar engellenmeli, gençlerin eğitimden uzaklaşıp farklı yaşam biçimlerine yönelmesi önlenmelidir,” dedi.
“Ekonomik kriz, feodal ilişkiler ve kültürel yozlaşma şiddeti büyütüyor”
Kentte son dönemlerde yaşanan cinayetlerin arttığına dikkat çeken Eğitim Sen Van Şube Eş başkanı Murat Atabay, “Van’da vahşet boyutuna varan cinayetler işleniyor. Bir hafta on gün önce yaşanan cinayet ne kültürümüzle ne insanlıkla bağdaşır. Bundan önce de onlarca cinayet işlendi. Van gibi barışın kenti olmasını istediğimiz bir şehrin şiddet olaylarıyla anılması bizi derinden üzüyor,” ifadelerini kullandı.
Silahlanmanın çok yönlü nedenleri olduğunu belirten Atabay, “Ekonomik zorluklar, gençlerin çıkışsızlığı, feodal ilişkiler ve devlet eliyle güçlendirilen bazı aşiret yapıları bu şiddeti büyütüyor. Devletin silahlandırdığı kesimler ve koruculuk sistemi şiddeti normalleştirdi. Adalete olan güvensizlik, bireyci toplum yapısı ve kültürel yozlaştırma politikaları da etkili,” dedi.
Eğitim sistemi ve medyanın rolü
Eğitim sistemi ve medyanın rolüne de değinen Atabay, “TV dizileri, programlar, reklamlar şiddeti normalleştiriyor. Eğitim sistemi de düşmana karşı şiddeti meşrulaştıran bir dil üretiyor. Bu da toplumu şiddete açık hale getiriyor,” sözleriyle devam etti.
“Bu kültürü değiştirmek için hepimize sorumluluk düşüyor”
Çözüm önerilerini sıralayan Atabay, “Devletin bireysel silahlanmaya karşı ciddi tedbirler alması ve daha önce silahlandırdığı grupların silahlarını geri çekmesi gerekiyor. Eğitim sistemi toplumsal barışı esas alan bir dile kavuşmalı. Gençlerin ekonomik koşullarını iyileştirecek politikalar geliştirilmeli; sosyal, kültürel ve sporsal alanlar artırılmalı. Van’da tüm siyasi partiler, aşiretlerin önde gelenleri, STK’lar ve kentin demokratik yapıları ortak bir uzlaşı oluşturmalı. En basit uyuşmazlığın silahla çözülmeye çalışılması kabul edilemez. Bu kültürü değiştirmek için hepimize sorumluluk düşüyor,” dedi.
“Silah satışları sıkı denetlenmezse gençler birbirini öldürmeye devam eder”
Silahların kolayca ulaşılabilir olmasını en büyük tehlike olarak gördüğünü belirten Van Altı Nokta Görme Engelliler Spor Kulübü Başkanı Mail Tam, “Gençler kahvede otururken en ufak bir tartışmada elleri sırtlarına gidiyor. Neden gençlerimiz ölsün? Biz buna tamamen karşıyız,” diye konuştu.
“Şu anda insanlar adeta bir paket sigara alır gibi silah alabiliyor”
Temel sorumluluğun güvenlik birimlerinde olduğunu belirten Tam, “Birinci görev Emniyet Müdürlüğü’ne düşüyor. Van’da satılan silahların kimlere, neden verildiği ayrıntılı şekilde kayıt altına alınmalı. Şu anda insanlar adeta bir paket sigara alır gibi silah alabiliyor. Bu yüzden gençler birbirini öldürüyor,” dedi.
Aşiret liderlerine de sorumluluk düştüğünü vurgulayan Tam, “Aşiret reisleri büyük birer amirdir. Herkesin çoluğuna çocuğuna sahip çıkması gerekir. Ölümler hepimizi üzüyor, sonuçta hepimiz kardeşiz. Kimsenin ölmesini istemiyoruz,” ifadelerini kullandı.




