Van Kapıköy Gümrük Kapısı önünde bir araya gelen Göç Araştırmaları Platformu üyeleri, Ortadoğu’da son günlerde derinleşen askeri krize dair açıklama yaptı. Mezopotamya Göç İzleme Derneği (GÖÇ-DER) Eşbaşkanı Mehmet Vecih Aydoğan tarafından okunan açıklamada, 28 Şubat’tan bu yana tırmanan saldırıların bölgeyi ağır bir kriz ortamına sürüklediği vurgulandı. Açıklamaya DEM Parti Van Milletvekili Mahmut Dindar, yerine kayyım atanan Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Abdullah Zeydan, DEM Parti Van İl Eşbaşkanı Veysi Dilekçi, DBP Van İl Eşbaşkanı Cemal Demir, ilçe belediye eşbaşkanları ve çok sayıda yurttaş da katıldı.
Bölgesel kriz ve zorunlu göç hareketliliği
Basın metninde, özellikle ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile İran’ın misillemelerinin birçok ülkeyi etkileyebilecek geniş bir kriz riski doğurduğu ifade edildi. Devam eden bombardımanların sivil yaşam alanlarını tahrip ettiği ve on binlerce insanın göç etmek zorunda kaldığı belirtilen açıklamada, özellikle İran’ın batı bölgelerinden Türkiye’ye doğru bir göç hareketliliğinin başladığına dikkat çekildi.

Kürt halkına yönelik baskılara kınama
Açıklamada ayrıca İran yönetiminin kendi sınırları içerisindeki Kürt nüfusa yönelik gerçekleştirdiği saldırı ve baskı uygulamaları da sert bir dille kınandı. Sivilleri hedef alan hiçbir güvenlikçi politikanın kabul edilemez olduğu vurgulanarak, bölgede yaşayan tüm topluluklara yönelik hak ihlallerinin derhal son bulması talep edildi.

Uluslararası topluma ve kamu kurumlarına çağrı
Göç Araştırmaları Platformu çatısı altında toplanan dernekler, insan hakları ve insancıl hukuk kurallarının savaş koşullarında dahi sivillerin korunmasını zorunlu kıldığını hatırlattı. Göç etmek zorunda kalan insanların barınma, beslenme ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmasının devletlerin hukuki ve insani sorumluluğu olduğu belirtilirken; ilgili kamu kurumları ve uluslararası mekanizmalar, ayrımcılığı önlemek ve gerekli tüm insani tedbirleri almak üzere ivedilikle göreve çağrıldı. Savaş ve baskı politikalarından kaçanlara kapıların açılmasının bir insanlık gereği olduğunun altı çizilerek, bölgede demokratik ve insan haklarına dayalı bir çözümün tesisi istendi.
Bölgesel Kriz ve Zorunlu Göç Hareketliliği
Basın açıklamasında, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile İran’ın misillemelerinin geniş çaplı bir bölgesel kriz doğurduğu ifade edildi. 28 Şubat’tan bu yana devam eden bombardımanların sivil yaşam alanlarını tahrip ettiği ve on binlerce insanı yerinden ettiği belirtilirken, özellikle İran’ın batı bölgelerinden Türkiye sınırına doğru ciddi bir hareketliliğin başladığı vurgulandı. Kürt halkına yönelik her türlü baskı ve saldırının kınandığı açıklamada, uluslararası topluma sivillerin korunması için ivedilikle harekete geçme çağrısı yapıldı.
Mahmut Dindar: "Kimsenin Asketi Değiliz, Barış İstiyoruz"
Göç platformunun ardından konuşan DEM Parti Van Milletvekili Mahmut Dindar, Ortadoğu coğrafyasında yüzyıllardır süren savaş ve asimilasyon politikalarına tepki gösterdi. Dindar, "Emperyalist ve siyonist güçlerin bu topraklarda ameliyat yapmasına karşıyız. Biz Kürtler olarak ne siyonist Amerika’nın öncü birliğiyiz ne de idam devleti İran’ın katliamlarının yanındayız. Biz kendi dilimiz ve kültürümüzle, hukuk çerçevesinde yaşamak istiyoruz. Kimsenin askeri ya da jandarması değiliz" dedi.
Hükümete Acil Çağrı: "Saddam Dönemindeki Mağduriyetler Tekrarlanmasın"
Olası bir büyük göç dalgasına karşı devletin hazırlıksız olduğunu savunan Dindar, geçmişte Irak’taki saldırılardan kaçan binlerce insanın sınırlarda yaşadığı perişanlığı hatırlattı. İçişleri Bakanlığına konuyla ilgili daha önce soru önergesi verdiğini ancak yanıt alamadığını belirten Dindar, şu uyarılarda bulundu:
"Saddam döneminde sınırlardan giren on binlerce insanın ne barınacak yeri ne de yiyeceği vardı; dağlarda perişan oldular. Hükümete ve devlete buradan tekrar sesleniyoruz: Olası bir göç halinde bu insanlar nereye gidecek, ne yiyecek? Devletin mutlaka bu konuda somut tedbirler alması gerekiyor. Biz bu coğrafyada savaş istemiyoruz; haklarımızı demokratik ve barışçıl yollarla aramaya devam edeceğiz."
Açıklama; Mezopotamya Göç İzleme ve Araştırma Derneği, Çukurova Göç İzleme ve Araştırma Derneği ile Marmara Göç İzleme ve Araştırma Derneği'nin ortak imzasıyla kamuoyuna duyuruldu.




