Van ile Hakkâri arasındaki ulaşımı sağlayan alternatifsiz ana hat, kış aylarında çığ, bahar aylarında ise heyelan riski nedeniyle hem yol güvenliğini olumsuz etkiliyor hem de sürücülerin can güvenliğini tehdit ediyor.
Olumsuz hava koşulları nedeniyle sık sık trafiğe kapanan güzergâhta, yamaçlardan kopan dev kar kütleleri ve toprak kaymaları ulaşımı günlerce durduruyor. Bu kritik ulaşım koridorunun işlevini yitirmesi yerleşim yerlerini dünyadan koparırken; yaşanan bu durum sadece trafiği aksatmakla kalmıyor, bölge halkının tüm yaşamını etkileyen ağır bir izolasyon sorununa dönüşüyor.
Mevcut altyapının fay hattı üzerindeki bu yükü taşıyamadığını belirten İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Van Şubesi Başkanı Yakup Ebiri, coğrafi zorlukların ve teknik yetersizliklerin koruyucu önlemleri kısıtladığına dikkat çekti. Güzergâhın sıradan bir yol değil, bir güvenlik hattı olarak ele alınması gerektiğini savunan Ebiri; tünel sayısının artırılması ve akıllı uyarı sistemlerinin kurulmasının kesintisiz ulaşım için artık kaçınılmaz olduğunu ifade etti.

(İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Van Şubesi Başkanı Yakup Ebiri)
"Çığ Riski Hayati Tehdit Oluşturuyor"
Bölgenin sarp arazi yapısı ve sert iklim koşulları, ulaşım üzerinde ciddi olumsuzluklar yaratıyor. Özellikle kış mevsiminde Van-Hakkâri güzergâhını kullanan yurttaşların yaşadığı büyük risklere dikkat çeken Yakup Ebiri, şu ifadeleri kullandı:
“Van-Hakkâri hattı; yoğun kar birikmesi, dik topoğrafya ve yüksek eğimli yamaçların birleşimiyle çığ tehlikesine açık, stratejik bir geçiş noktasıdır. Bu güzergâhta her yıl tekrarlanan kar kütlesi kopmaları, ulaşımın saatler hatta günler süren kesintilere uğramasına yol açmaktadır. Trafiğin durması; sürücülerin dondurucu soğukta mahsur kalarak temel ihtiyaçlara erişememesine ve acil sağlık müdahalelerinde gecikmeler yaşanmasına neden olarak doğrudan yaşamı tehdit eden bir tablo oluşturmaktadır.”

Maliyet ve Coğrafya Engeli
Alınan önlemlerin yetersizliğine değinen Ebiri, teknik çözümlerin yüksek maliyetli olması nedeniyle sürecin yavaş ilerlediğini ifade etti:
"Çığ riskinin yüksek olmasına rağmen önlemlerin sınırlı kalmasının temel nedenleri arasında; bölgenin zorlu coğrafi yapısı, geniş risk alanları ve maliyetli mühendislik projeleri yer almaktadır. Çığ galerileri ve tünel yapıları teknik olarak etkili çözümler olsa da hem ilk yatırım hem de bakım maliyetleri oldukça yüksektir. Bu nedenle mevcut çalışmalar çoğunlukla belirli kritik noktalarla sınırlı kalmakta ve kapsamlı bir koruma sağlanamamaktadır."

Deprem ve İzolasyon Tehlikesi
Bölgenin sismik hareketliliğine de dikkat çeken ve olası bir afet anında Hakkâri’nin tamamen izole olma riskiyle karşı karşıya olduğunu aktaran Ebiri, "Bölge aynı zamanda Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde yer almakta olup önemli bir deprem riski taşımaktadır. Olası bir depremde meydana gelebilecek heyelanlar, zemin oturmaları ve köprü hasarları; Van-Hakkâri yolunun tamamen veya kısmen kapanmasına neden olabilir. Her ne kadar alternatif güzergâhlar bulunsa da bu yolların kapasite, mesafe ve erişilebilirlik açısından yetersiz olması nedeniyle ulaşım pratikte ciddi şekilde aksayacaktır," ifadelerini kullandı.

"Sadece Bir Yol Değil, Lojistik Koridordur"
Yolun kapanmasının toplumsal hayatı felç ettiğini hatırlatan Ebiri, "Bu hattın kapanması yalnızca ulaşımı değil, bölge halkının günlük yaşamını da doğrudan etkilemektedir. Gıda ve yakıt tedarikinde aksaklıklar yaşanmakta, sağlık hizmetlerine erişim zorlaşmakta ve ticari faaliyetler durma noktasına gelmektedir. Bu şartlar, bölgenin afet anlarında dünyadan kopmasına yol açmaktadır. Van-Hakkâri yolunun uzun yıllardır tek ana ulaşım hattı olarak kalması; zorlu topoğrafya ve yüksek altyapı maliyetlerinden kaynaklanmaktadır. Ancak bu bağımlılık; ulaşım sisteminin kırılgan hâle gelmesine ve afet risklerinin artmasına neden olmaktadır” diye konuştu.
Çözüm Yolu: "Stratejik Afet Koridoru"
Bölgedeki ulaşım güvenliğini kalıcı hale getirecek stratejik adımlara vurgu yapan Ebiri, çözüm önerilerini şu sözlerle tamamladı:
"Sonuç olarak bu hattın yalnızca bir kara yolu değil, stratejik bir afet ve lojistik koridoru olarak görülmesi şarttır. Çığ tünellerinin sayısının artırılması, modern erken uyarı sistemlerinin devreye alınması, alternatif güzergâhların planlanması ve yolun en riskli kesimlerinin teknik olarak yeniden projelendirilmesi; hem bölge güvenliği hem de kesintisiz ulaşım için hayati bir zorunluluktur."





