Türkiye’nin en çok güneş alan illerinden Van, Kasım 2025 itibarıyla 223,7 MW kurulu güce ulaştı ve 150 bin hanenin elektriğini üretecek kapasiteye geldi. Ancak bu hızlı artış, kentin asıl geçim kaynağı olan hayvancılığı da yakından etkiliyor. Güneş panellerinin kurulduğu yerlerin mera alanlarıyla bütünleşmesi; hayvanların otlak yerlerinin azalması ve doğal dengenin bozulması gibi riskleri beraberinde getiriyor. Enerji yatırımları ile yerel üretim değerleri arasında kurulacak bu denge, Van’ın hem çevreci enerji hem de gıda güvenliği hedeflerine eş zamanlı ulaşmasını sağlayacak.
Güneşin gücü ile toprağın veriminin bir arada yürütülmesi gerektiğini savunan Elektrik Elektronik Mühendisi Nuh Yıldız, bu noktada Van’ın geleceği için planlama vurgusu yapıyor. Yüksek rakımın panellerde verimliliği artırdığını ancak meraların da kentin gıda sigortası olduğunu belirten Yıldız, "Enerji yatırımlarımızı planlarken hayvancılık potansiyelimizi de gözetmek durumundayız; meraları koruyan bir yaklaşımla her iki sektörde de verim alabiliriz" dedi. Enerjinin sadece taşınan bir kaynak olmanın ötesine geçip kente fabrika ve istihdam sağlayacak bir teknoloji üssü vizyonuyla ele alınması gerektiğini ifade etti. Doğru bir stratejiyle Van’ın hem enerjide hem de tarımda bölgenin parlayan yıldızı olabileceğini belirtti.
Elektrik Elektronik Mühendisi Nuh Yıldız
“Yüksek rakım ve ince atmosferin gücü”
Van’ın coğrafi konumunun paneller üzerindeki fiziksel etkisini anlatan Elektrik Elektronik Mühendisi Nuh Yıldız, “Van ili, yıllık yaklaşık 2.800–3.000 saat güneşlenme süresi ve 1.700 metreyi aşan rakımıyla stratejik bir konuma sahiptir. Yüksek rakım, atmosfer tabakasının daha ince olmasına bağlı olarak güneş ışınlarının daha az soğurulmasını sağlar. Bu durum, ışınların panel yüzeyine daha dik ve daha yüksek enerji yoğunluğuyla ulaşmasına olanak tanır. Ayrıca fotovoltaik paneller sıcaklığa duyarlı sistemlerdir; ortam sıcaklığı arttıkça elektriksel verimleri düşer. Van’ın sağladığı serin iklim koşulları, panellerin daha düşük sıcaklıklarda çalışmasını mümkün kılarak verim kayıplarını minimize etmektedir,” ifadelerini kullandı.
“Enerji koridoru değil, sanayi merkezi olmalıyız”
Kurulu gücün sadece bir başlangıç olduğunu ve üretilen enerjinin bizzat Van’da katma değere dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, “Şu anki 223,7 MW kurulu gücümüz, yıllık 350–400 milyon KWH elektrik üretmemizi sağlıyor. Ancak 500 MW gibi devasa kapasitelerin sadece üretilip uzak şehirlere iletilmesi büyük bir fırsat kaybıdır. Van’ı bir 'enerji koridoru' olmaktan çıkarıp 'sanayi merkezi' haline getirmeliyiz. Bu kapasite; Van’da panel, inverter ve batarya üretim fabrikalarının kurulmasını tetiklemelidir. Sadece santral kurulumundaki geçici işçilerle değil, bu ucuz enerjiyi kullanan fabrikalarda çalışan binlerce sürekli personelle kalkınabiliriz,” şeklinde konuştu.

“Kesintisiz güç için bataryalı depolama şart”
Güneş enerjisinin süreksiz yapısına karşı çözüm önerilerini sunan ve altyapı zorunluluğunu vurgulayan Yıldız, “Güneşin doğası gereği gece üretim olmaması bir dezavantajdır. Bu nedenle şebeke kararlılığı için Bataryalı Enerji Depolama Sistemleri (BESS) entegrasyonu kritik öneme sahiptir. Ayrıca 154 KV ve 380 KV seviyelerinde yeni trafo merkezleri ve enerji nakil hatları tesis edilmelidir. Van’ın vizyonu sadece güneşle sınırlı kalmamalı; güneşin olmadığı saatlerde hidroelektrik (HES) kaynakların devreye girdiği hibrit bir yapı kurulmalıdır. Bu entegre ekosistem, Van’ı bölgesel bir enerji hubı konumuna taşıyacaktır,” dedi.
“Yatırımlar tarım ve hayvancılığı tehdit etmemeli”
Van’ın güneş enerjisi potansiyelini değerlendiren ve bölgedeki stratejik yatırımların yerel ekonomiyle uyumuna dair şu uyarılarda bulunan Yıldız, "Van, güneş enerjisi noktasında devasa bir cevhere sahip ancak bu yatırımlar şehrin can damarı olan tarım ve hayvancılıkla çatışmamalıdır. Eğer bilimsel bir planlama yapılmazsa, hayvancılığımızın kalbi olan meraların panel tarlalarına dönüşmesi otlatma kapasitemizi bitirir ve kırsal ekonomimizi zayıflatır. Şehrimizi bir enerji üssü haline getirirken, gıda güvenliğimizi ve meralarımızı da aynı kararlılıkla korumak zorundayız," şeklinde konuştu.

“Panel mezarlığına dönüşme riskine dikkat”
Sektörün geleceğine dair "güneş paneli mezarlığı" riskine de değinen Yıldız, "Gelecek nesillere ağır bir çevresel yük bırakamayız; bu panellerin 25-30 yıllık bir ekonomik ömrü var ve ömrünü tamamlayan sistemlerin geri dönüşümü için bölgeye özel tesisleri şimdiden planlamalıyız. Sadece düz alanlara panel dizmek yerine, tarımsal üretimle enerji üretimini aynı sahada buluşturan çok amaçlı arazi kullanımı stratejilerini hayata geçirmeliyiz. Van’ı basit bir 'kablo ve panel sahası' olmaktan çıkarıp, verimli topraklarını koruyarak teknoloji geliştiren ve sürdürülebilir enerji ihraç eden bir inovasyon merkezine dönüştürmek asıl vizyonumuz olmalıdır," dedi.




