Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Fatih Mehmet Kaya yaptığı açıklamada, belirtileri çoğu zaman sindirim sistemi ya da hormonal sorunlarla karıştırılan yumurtalık kanserinde erken tanının kritik önem taşıdığı vurgulandı. Erken teşhis konulduğunda tedavi başarısının yüksek olduğuna dikkat çekildi.
Yumurtalık kanserlerinin yalnızca yaklaşık yüzde 20’sinin erken dönemde tespit edilebildiğini aktaran Kaya, bunun en önemli nedeninin tümörün karın boşluğunda uzun süre belirti vermeden büyümesi olduğunu ifade etti.
Belirtiler sıkça başka hastalıklarla karıştırılıyor
Kaya, karın iç basıncındaki artışa bağlı şişkinlik hissi, kasıklarda ağrı, gaz ve sindirim problemleri, mide bulantısı, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, uzun süren kabızlık, sık idrara çıkma, iştahsızlık ve açlığa rağmen tokluk hissinin yumurtalık kanserinin önemli belirtileri arasında yer aldığını kaydetti.
Tümörün büyümesiyle karın içi basının arttığını ve özellikle zayıf bireylerde kitlenin elle hissedilebilir hale gelebildiğini anlatan Kaya, tümörden etkilenen bağırsaklar nedeniyle iştahsızlık, sindirim bozuklukları ve istemsiz kilo kaybının da görülebileceğini belirtti.
Kaya, kabızlık, beslenme düzeninde bozulma, halsizlik ve kilo kaybının birlikte görülmesinin yumurtalık kanseri açısından önemli bir uyarı olduğunun altını çizdi.
“Menopoz sonrası jinekolojik muayene ihmal edilmemeli”
Erken teşhisin tedavi başarısını doğrudan etkilediğini vurgulayan Kaya, düzenli jinekolojik muayenenin sadece üreme döneminde değil, menopoz sonrası dönemlerde de aksatılmaması gerektiğini söyledi. Yumurtalık kanserlerinin önemli bir bölümünün menopoz döneminde tespit edildiğini hatırlattı.
"Yumurtalık kanseri tedavi edilebilir bir hastalıktır ancak ilerlediğinde ölümcül seyredebilir. Her kist kanser değildir fakat kistin yapısını, riskini ve takibini belirleyecek kişi mutlaka hekimdir." ifadelerini kullanan Kaya, bitkisel yöntemlerle kistlerin geçeceği düşüncesinin tehlikeli olduğuna dikkat çekti.
Risk faktörleri
Kaya, yumurtalık kanseri için risk faktörleri arasında ilerleyen yaş, fazla kilo, hiç doğum yapmamış olmak, geç yaşta doğum, menopoz sonrası hormon tedavisi, ailede meme veya yumurtalık kanseri öyküsü, genetik yatkınlık, yumurtlamayı artırıcı ilaç kullanımı, kısırlık tedavisi, meme kanseri geçmişi ve sigara kullanımının bulunduğunu belirtti.
Bu risklere sahip kişilerin vücutlarındaki değişimleri yakından takip etmesi ve düzenli doktor kontrollerini aksatmaması gerektiğini vurguladı.




