BCN Ebeveyn Akademi Direktörü ve Uzman Klinik Psikolog Meryem Karayaşar Ertan, son dönemde çocuklarda makyaj ve kozmetik ürünlerine özenmenin arttığına dikkat çekti.
Ertan, özellikle 7–8 yaş grubundaki çocukların alışveriş merkezleri, parklar ve okul çevrelerinde kozmetik ürünlerine yöneldiğinin gözlemlenebildiğini belirterek, bu eğilimin çocukların gelişimsel ihtiyaçları açısından titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Dijital İçeriklerin Etkisi
Ertan, sosyal medya ve dijital platformlarda yaygınlaşan içeriklerin bu eğilimi besleyebileceğini ifade etti. Çocukların sıkça izlediği “hazırlan benimle” türü videolarda makyajın normalleştirildiğini belirten Ertan, “Bir çocuk yüzüne fondöten sürdüğünde, yalnızca cildindeki kusurları değil, özgüvenindeki çatlakları da kapattığını hissedebilir” değerlendirmesinde bulundu.
“Erken Yetişkinleşme” Riski
Bu süreci “erken yetişkinleşme” olarak tanımlayan Ertan, “kusursuz cilt” ve “estetik kaygı” gibi kavramlarla erken yaşta karşılaşmanın, çocukların gelişim evreleriyle uyumlu olmadığını söyledi. Erken dönemde dış görünüşe odaklanmanın, merak duygusu ve hayal gücü üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini dile getirdi.
Heves mi, Rehberlik mi?
Çocukların kozmetik ürünlerine ilgisinin yalnızca “heves” olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Ertan, ebeveynlere şu uyarıda bulundu:
“Çocuğunuz ‘heves ediyorum’ dediğinde sınırsız izin vermek, ona özgürlük tanımak anlamına gelmez. Asıl ihtiyaç, yaşına uygun sınırlar ve rehberliktir.”
Koşulsuz Kabul Vurgusu
Ertan, ailelerin görünüş odaklı mesajlar yerine koşulsuz kabul ve destek sunmasının, çocukların psikolojik sağlamlığı için belirleyici olduğunu ifade etti. Sağlıklı yetişkinliğin, çocukların çocukluk dönemini yaşlarına uygun deneyimlerle geçirmeleriyle güçlendiğini belirtti.
Arka Plan: Uzmanlar, küçük yaşlarda kozmetik kullanımına özenmenin beden algısı ve özdeğer gelişimiyle yakından ilişkili olduğuna dikkat çekiyor. Dijital içerikler ve akran etkisi, dış görünüş odaklı kaygıları artıran başlıca unsurlar arasında yer alırken; ebeveyn rehberliği ve yaşa uygun sınırlar, çocukların gelişimsel ihtiyaçları açısından kritik önem taşıyor.




