Hatimoğulları, 2025’in Türkiye ve parti için zor bir yıl olduğunu belirterek, 3 Mayıs’ta kaybettikleri Sırrı Süreyya Önder’i özlemle andı.

2025 yılı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Hatimoğulları, “2025’te demokratik güvenceler daha çok tahrip edildi. İnsan hakları ihlalleri normal olarak görülmek istendi. Kadınlara yönelik şiddet hız kesmeden arttı. Belediyelere kayyımlar atandı. Depremin yaraları hâlâ sarılmadı. Depremzedeler elektriksiz bir şekilde 2026’ya girdi” dedi.

Hasta tutsaklar ve infazı yaklaşan mahkumların hâlâ cezaevinde olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, AİHM kararlarının uygulanmadığını ifade ederek, Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Çiğdem Mater ve Can Atalay’ın durumuna dikkat çekti.

"Umudumuzu adalet içinde bir geleceğe yönlendirdik"

Barış sürecine dair değerlendirmelerde bulunan Hatimoğulları, 27 Şubat’ta gerçekleştirilen “demokratik toplum ve barış eksenli çağrı”yı hatırlatarak PKK’nin silahlı mücadeleyi sona erdirip demokratik mücadeleye geçme kararı aldığını belirtti. “DEM Parti olarak tüm çabamızı barışa, rotamızı demokrasiye, umudumuzu adalet içinde bir geleceğe yönlendirdik” dedi.

Hatimoğulları, Meclis’te oluşturulan komisyonda önemli dinlemelerin yapıldığını vurgularken, barış sürecinin somut adımlarla ilerlemesi gerektiğini söyledi. “Barış, niyet beyanıyla değil, Meclis’ten geçecek demokratikleşme ve barış paketiyle mümkün olabilir. Kayyım rejimi son bulmalı, siyasi tutsaklar serbest bırakılmalı, demokratik entegrasyon yasası çıkarılmalıdır” diye konuştu.

İktidara ve muhalefete çağrıda bulunan Hatimoğulları, sürecin seçim takvimi veya polemikler uğruna tehlikeye atılamayacağını ifade etti: “Demokratik bir çözüm Türkiye halklarının birliğini güçlendirir. Süreç karşıtlığı ise ülkenin ortak geleceğine düşmanlıktır. Barış kazanacak, adalet kazanacak, emek ve özgürlük kazanacak.”

"Evinizin içini düzeltmeniz, halklarla barışmanız gerekiyor"

Hatimoğulları, uluslararası gelişmelere de değinerek ABD’nin Venezuela’ya yönelik politikalarını eleştirdi, İran’daki baskılara dikkati çekti.

"İran’da milyonlarca insan açlık ve yoksullukla karşı karşıya ve hakkını aramak için meydanlarda. Son protestolarda onlarca sivil katledildi. Saldırılar yoğunlaşıyor. Bunu kabul etmek asla mümkün değildir. Başta İran ve Türkiye olmak üzere bu iki ülke emperyalistler tarafından oynanan oyunları bozmak istiyorsa bunun için atılacak adımlar bellidir: İçerideki baskılara son vermek. Evinizin içini düzeltmeniz, halklarla barışmanız gerekiyor. Bu hakikat tüm Orta Doğu ülkeleri için geçerlidir. Düşman kapınızı çaldığında dağılmamak, hızla toparlanmasının yolu evinizin içine demokrasi, barış, adalet, özgürlükle doldurmanız gerekir. O zaman halklar birbirlerine kenetlenir"

Yeniden Refah Partisi genel başkan yardımcısının bulunduğu makam aracı kaza yaptı: 3 yaralı
Yeniden Refah Partisi genel başkan yardımcısının bulunduğu makam aracı kaza yaptı: 3 yaralı
İçeriği Görüntüle

"Suriye halklarının bize ihtiyacı var, tehditlere değil”

Hatimoğulları, SDG’ye yönelik “teslim olun” çağrısını eleştirerek, “Bugüne kadar hangi sorun teslimiyetçi anlayış ile çözüldü? Geçici yönetimin tekçi, mezhepçi yapısının farkında değil misiniz?” dedi. Hatimoğulları, Alevi ve Dürzilere dönük katliamlar yaşanırken Kürtlere yönelik bu çağrının ne kardeşlik ne de adalet anlayışıyla bağdaştığını vurguladı.

“Kürtler size ellerini uzatıyor. Farklıları yok sayan Şara rejimini Kürde karşı öne sürmekten vazgeçin. Biz bir kez daha diyoruz ki, tehdit dilinden vazgeçin. Suriye halklarının bize ihtiyacı var, tehditlere değil” diyen Hatimoğulları, MHP yöneticilerine de seslenerek tehdit dilinin bölgeye barış getirmeyeceğini hatırlattı.

"IŞİD tehdidini önemseyin"

Türkiye’nin Suriye’deki IŞİD tehdidine karşı somut önlemler alması gerektiğini belirten Hatimoğulları Suriye'deki asıl tehlikenin IŞİD olduğunu belirtti:

"Uyarılarımızı hep yaptık. Yalova'daki çatışmada hayatını kaybeden polislere ben bir kez daha rahmet diliyorum. 10 Ekim Gar Katliamı, Suruç, Reyhanlı ve daha nicesi hakkı ile soruşturulsaydı bugün IŞİD'in bu şekilde Türkiye'nin dört bir yanına üslendiğini görmeyecektik, bu engellenecekti. Ama ne yazık ki bilerek bunun önü açıldı. Belgeleri de mevcuttur. Suriye'deki Kürtleri tehdit etmek IŞİD'i cesaretlendirmektedir. Bölge Türkiye için beka sorunu değil, IŞİD'e karşı bir duvardır. IŞİD tehdidini önemseyin."

Muhabir: DILDAR GÜLER