Belgede, uluslararası sistemdeki güç dengelerinin değiştiği vurgulanırken, “dünya düzeninin artık ABD tarafından taşınmadığı” ifadesi dikkat çekti. Washington’un bundan sonraki süreçte “Önce Amerika” ilkesine yaslanan, güçlü ama ihtiyatlı bir dış politika izleyeceği kaydedildi.
“Şahin olmadan güçlü, güvercin olmadan ölçülü” dış politika
Yeni strateji, ABD’nin bundan böyle ideolojik yönelimler yerine ulusal çıkar odaklı, daha pragmatik bir yaklaşım benimseyeceğini belirtiyor. Belgede, ülkenin askeri kapasitesini ve küresel nüfuzunu korumakla birlikte, mali ve diplomatik kaynaklarını daha “hesaplı” kullanacağı mesajı veriliyor.
Avrupa hükümetlerine demokrasi eleştirisi
Strateji metninde Avrupa ülkelerine yönelik sert değerlendirmeler yer aldı. ABD yönetimi, bazı Avrupa hükümetlerini “demokratik süreçleri zayıflatmak ve kurumları aşındırmakla” suçladı. Avrupa Birliği de dahil olmak üzere çok taraflı yapılar, “ulusal egemenliği gölgeleyen ve siyasi özgürlüğü sınırlayan kurumsal yapılar” olarak nitelendi.
Washington, Avrupa’nın mevcut politikalarla ilerlemesi halinde kıtanın “20 yıl içinde tanınmayacak kadar dönüşebileceğini” savundu. Ekonomik gerilemenin ise, “medeniyetin silinmesi gibi daha çarpıcı bir ihtimalin gölgesinde kaldığı” değerlendirmesi dikkat çekti.
NATO’ya 2027 uyarısı: Yükü devralın, yoksa ABD çekilir
Belgenin en çarpıcı bölümlerinden biri NATO’ya yönelik uyarılar oldu. ABD, Avrupa ülkelerinin 2027 yılına kadar NATO’nun operasyonel yükünün büyük bölümünü üstlenmesi gerektiğini belirtti. Aksi halde Washington’un “NATO’nun aktif savunma koordinasyonundan çekilebileceği” sinyali verildi.
Açıklama, özellikle savunma harcamalarını artırmakta zorlanan Avrupa ülkelerinde yankı uyandırdı.
Türkiye’ye yönelik bölüm: Suriye’de istikrar vurgusu
Belgede Türkiye’ye ilişkin değerlendirmeler daha çok Suriye politikasına odaklandı. Washington, Suriye’de istikrarın sağlanmasının ancak Türkiye, Arap ülkeleri ve İsrail ile yakın işbirliği içinde mümkün olabileceğini belirtti.




