Bölge Tabip Odaları, yayımladıkları ortak basın açıklamasıyla, sağlık hakkının Türkiye genelinde ve özellikle bölge illerinde karşı karşıya olduğu sorunları ve derinleşen eşitsizlikleri sert bir dille eleştirdi. Açıklama, mevcut sağlık politikalarının, çatışma ortamının ve küresel savaşların halk sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne serdi.

Tabip Odaları, sağlık hakkının her bireyin en temel hakkı olmasına rağmen, bugün bu hakkın "piyasalaştırıldığı, siyasi tercihlerle daraltıldığı ve eşitsizliklerle kuşatıldığı" uyarısında bulundu. Sağlığın, toplum yararına bir hizmet olmaktan çıkarılıp sermayenin, maliyet hesaplarının ve politik kaygıların nesnesi haline getirildiği belirtildi.

Açıklamada, ülkenin batısı ile doğusu arasındaki sağlık hizmetlerine erişim uçurumunun büyüdüğüne dikkat çekildi:

"Bugün illerimizde kişi başına düşen hekim ve hemşire sayısı ülke ortalamasının çok altındadır. Birçok ilçede uzman hekim bulunmamakta, hastalar yüzlerce kilometre yol gitmek zorunda kalmaktadır."

Bu tablonun, yıllardır uygulanan "Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın" ve kamu kaynaklarını özel sermayeye aktaran piyasacı sağlık politikalarının doğrudan sonucu olduğu iddia edildi.

Tabip Odası Van Haber

Emekçilerin ve halkın mağduriyeti

Bölgedeki sağlık altyapısının ihmal edilmesi, yetersiz istihdam ve güvensiz çalışma koşullarının hem sağlık emekçilerini tükenmişliğe sürüklediği hem de halkı sağlık hakkından mahrum bıraktığı ifade edildi. Açıklamada, sağlık emekçilerinin yüksek iş yükü ve idari baskı altında görev yaptığı belirtilirken, koruyucu sağlık hizmetlerinin bilinçli olarak güçsüz bırakıldığına vurgu yapıldı. Ayrıca, yurttaşların ana dilinde sağlık hizmetine erişiminin sağlanmamasının nitelikli hizmet alımını engellediği belirtildi.

Savaş ve çatışma sağlığı yok ediyor

Erciş Belediyesi muhtarlarla mahallelerin sorunlarını masaya yatırdı
Erciş Belediyesi muhtarlarla mahallelerin sorunlarını masaya yatırdı
İçeriği Görüntüle

Tabip Odaları, bölgesel sorunların yanı sıra, küresel ve yerel çatışma ortamının halk sağlığına etkilerini de gündeme getirdi. Ortadoğu, Gazze, Suriye, Afrika ve Ukrayna'da süren savaşların "sadece ölüm değil; açlık, salgın, yoksulluk ve sağlık hizmetlerinden mahrumiyet" anlamına geldiği vurgulandı.

Açıklamada, Türkiye'de de Kürt sorununun çözümsüz bırakılması sonucu devam eden çatışma sürecinin on binlerce insanın yaşamını yitirmesine ve yıkıma sebep olduğu hatırlatıldı. Bu süreçteki baskıcı politikaların toplum sağlığını doğrudan etkilediği belirtilerek, şu mesaj verildi:

"Barış olmadan ne hekim hastasına ulaşabilir ne de toplumun sağlığı korunabilir. Demokrasi olmadan sağlık politikaları halkın ihtiyaçlarını değil, iktidarların çıkarlarını gözetir."

Sağlık barışın dilidir

Bölge Tabip Odaları, basın açıklamasını net bir çağrıyla sonlandırdı. Sağlığın yalnızca hastalıkların tedavisi değil, "insanca bir yaşamın, barışın, adaletin ve demokrasinin yansıması" olduğu belirtildi.

Çağrıda, sağlık politikalarının piyasacı değil, kamu eliyle ve toplum yararına olacak şekilde planlanması talep edildi. Ayrıca, bölgelerde kalıcı sağlık emekçisi istihdamı, altyapı yatırımları ve güvenli çalışma koşullarının sağlanması istendi. Son olarak:

"Barış, demokrasi ve adalet, toplum sağlığının temel şartı olarak kabul edilmeli... var olan barış süreci geçmiş dönemlerde olduğu gibi dar siyasal hesaplarla heba edilmemelidir."

Tabip Odaları, yaşamdan, emekten, eşitlikten ve barıştan yana saf tutmaya devam edeceklerini vurgulayarak metni "Sağlık, barışın dilidir. Barış, yaşamın nefesidir" sözleriyle bitirdi.

Muhabir: Oktay DİNCER