Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Van Şubesi, kamuoyuna yaptığı açıklamada Genel İdari Hizmetler (GİH) ve Yardımcı Hizmetler Sınıfı (YHS) çalışanlarının sağlık ve sosyal hizmet sisteminin “görünmeyen ama vazgeçilmez taşıyıcı kolonları” olduğunu vurguladı. Açıklamada, bu çalışanların yıllardır sistematik biçimde değersizleştirildiği ve hak ettikleri ekonomik ve sosyal haklara ulaşamadıkları ifade edildi.

Açıklamada; GİH ve YHS çalışanlarının belirsiz görev tanımları, ağır iş yükü, düşük ücret politikaları, adaletsiz ek ödeme sistemi ve güvencesiz çalışma koşulları nedeniyle ciddi sorunlar yaşadığına dikkat çekildi. Ayrıca döner sermaye sisteminde yeterince yer bulamayan çalışanların, artan iş yükü ve değersizlik hissi nedeniyle tükenmişlik yaşadığı belirtildi.

SES, sağlık ve sosyal hizmet alanında 40’tan fazla kadro ve unvan bulunmasının çalışanlar arasında ücret eşitsizliğine ve iş barışının bozulmasına yol açtığını vurgularken, GİH ve YHS çalışanlarının toplu sözleşme süreçlerinde de yeterince temsil edilmediğini ifade etti. 3600 ek gösterge düzenlemesinden dışlanmalarının ise eşitsizliğin en somut örneklerinden biri olduğu kaydedildi.

Sendika, bu sorunların çözümü için kapsamlı bir süreç başlattığını duyurarak, 5 Nisan 2026’da geniş katılımlı bir toplantı gerçekleştirileceğini, elde edilecek sonuçların ise 6-7 Nisan tarihlerinde TBMM’de ilgili komisyon ve yetkililere iletileceğini açıkladı. Ayrıca ülke genelinde eş zamanlı basın açıklamaları yapılacağı belirtildi.

SES’in talepleri arasında; eşit işe eşit ücret, görev tanımlarının netleştirilmesi, kadro yapısının düzenlenmesi, döner sermaye sisteminin adil hale getirilmesi ve tüm çalışanlara güvenceli çalışma koşullarının sağlanması yer aldı.

SES Van Şubesi Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Şube Eş Başkanı Figen Çolakoğlu’nun açıklaması şöyle:

Genel İdari Hizmetler ve Yardımcı Hizmetler Sınıfı Kamusal Hizmetlerin Taşıyıcı Kolonlarıdır, Güçlendirilmeleri Gerekir.

Sağlık ve sosyal hizmetler, yalnızca hekimler, hemşireler ya da sahada doğrudan hizmet sunan meslek gruplarından ibaret değildir. Bu hizmetler; veri girişinden hasta kabulüne, yazışmalardan lojistiğe, temizlikten teknik desteğe kadar çok yönlü bir emeğin ortak ürünü olarak var olur. Bu nedenle GİH ve YHS çalışanları, sağlık ve sosyal hizmet sisteminin görünmeyen ama vazgeçilmez taşıyıcı kolonlarıdır.

Ancak ne yazık ki bu emekçiler, yıllardır sistematik bir şekilde görünmez kılınmakta, “diğer personel” gibi tanımlamalarla değersizleştirilmekte ve emekleri yok sayılmaktadır. Sağlık hizmetinin ekip işi olduğu gerçeği sıkça dile getirilmesine rağmen, bu ekibin önemli bir parçası olan GİH ve YHS çalışanları ne hak ettikleri saygıyı görmekte ne de hak ettikleri ekonomik ve sosyal haklara ulaşabilmektedir.

Bugün yüz binlerce GİH ve YHS emekçisi;

• Belirsiz ve ucu açık görev tanımları nedeniyle kendi işi dışında pek çok işi yapmak zorunda bırakılmakta,

• “Her işi yapan personel” anlayışıyla istismar edilmekte,

• Düşük ücret politikaları ve adaletsiz ek ödeme sistemleri nedeniyle yoksullaştırılmakta,

• Döner sermaye sisteminde yok sayılmakta ya da en düşük payı almakta,

• Personel eksikliği nedeniyle ağır ve yoğun iş yükü altında çalıştırılmakta,

• Kadro ve statü sorunları nedeniyle güvencesizleştirilmekte,

• Liyakat yerine keyfiyete dayalı görevlendirmelerle çalışma barışı zedelenmekte,

• Artan iş yükü ve değersizlik hissi nedeniyle tükenmişlik yaşamaktadır.

Bu tablo, yalnızca bireysel mağduriyetler değil, aynı zamanda kamusal sağlık ve sosyal hizmet sisteminin niteliğini de doğrudan etkileyen yapısal bir soruna işaret etmektedir.

Sağlık ve sosyal hizmet alanında 40’ın üzerinde farklı kadro ve unvanın bulunması; aynı işi yapan emekçiler arasında ciddi ücret farklılıklarına, hak kayıplarına ve iş barışının bozulmasına yol açmaktadır. Bu parçalı ve eşitsiz yapı, emeği bölmekte, dayanışmayı zayıflatmakta ve çalışanlar arasında haksız bir rekabet yaratmaktadır.

Öte yandan, GİH ve YHS çalışanları sendikal ve toplu sözleşme süreçlerinde de yeterince temsil edilmemektedir. Yapılan toplu sözleşmeler incelendiğinde, düzenlemelerin büyük ölçüde sağlık hizmetleri sınıfına yönelik olduğu; GİH ve YHS emekçilerinin ise bu kazanımlardan dolaylı ve sınırlı biçimde yararlandığı açıkça görülmektedir. Hatta birçok temel düzenlemede tamamen dışarıda bırakıldıkları da bir gerçektir.Özellikle 3600 ek gösterge gibi kritik bir düzenlemeden GİH ve YHS çalışanlarının dışlanması, bu eşitsizliğin en somut örneklerinden biridir. Yıllardır verilen sözlere rağmen bu alanda somut bir adım atılmaması, emekçilerde ciddi bir güvensizlik yaratmıştır.

Bu durum, yalnızca bir hak gaspı değil; aynı zamanda kamusal hizmet anlayışının da aşındırılmasıdır. Çünkü emeğin değersizleştirildiği, çalışanların güvencesizleştirildiği bir sistemde nitelikli, sürdürülebilir ve eşit bir hizmet üretmek mümkün değildir.

Doğum izni 24 haftaya çıkarılmıştı: Ek 8 hafta için başvurular başladı
Doğum izni 24 haftaya çıkarılmıştı: Ek 8 hafta için başvurular başladı
İçeriği Görüntüle

Bizler biliyoruz ki; sağlık ve sosyal hizmet bir bütündür. Bu bütünün hiçbir parçası diğerinden daha değersiz değildir. Bu nedenle emekçilerin bir kısmını yok sayan, güvencesizleştiren ve yoksullaştıran bir sistem ne adildir ne de sürdürülebilirdir. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) olarak; sağlık ve sosyal hizmet alanında görev yapan Genel İdari Hizmetler (GİH) ve Yardımcı Hizmetler Sınıfı (YHS) çalışanlarının yıllardır biriken sorunlarını görünür kılmak, bu sorunlara kalıcı ve yapısal çözümler üretmek ve emeğin hak ettiği değeri bulması için mücadelemizi büyütmek amacıyla kapsamlı bir süreç başlatmış bulunuyoruz.

Bu kapsamda; 5 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştireceğimiz geniş katılımlı toplantıda ülkenin dört bir yanından gelen saha verilerini, işyeri deneyimlerini ve emekçilerin taleplerini kapsamlı biçimde değerlendireceğiz. Elde edilen sonuçları ve çözüm önerilerimizi 6-7 Nisan tarihlerinde TBMM’de ilgili komisyonlara, milletvekillerine ve yetkili kurumlara doğrudan ileteceğiz.

Aynı zamanda ülke genelindeki tüm şube ve temsilciliklerimizle birlikte eş zamanlı basın açıklamaları gerçekleştirerek, GİH ve YHS emekçilerinin sesi olmaya devam edeceğiz.

Çünkü biliyoruz ki; hak verilmez, mücadeleyle alınır.

Taleplerimiz nettir:

• GİH ve YHS çalışanlarının görev tanımları açık, net ve sınırları belirli hale getirilmelidir.

• Eşit işe eşit ücret ilkesi hayata geçirilmeli, ücret ve ek ödeme sistemindeki adaletsizlikler giderilmelidir.

• Sağlık ve sosyal hizmet alanındaki parçalı kadro yapısına son verilerek tüm çalışanlar “sağlık ve sosyal hizmet emekçisi” unvanı altında tek kadro sisteminde birleştirilmelidir.

• Yardımcı Hizmetler Sınıfı kaldırılmalı, çalışanlar yaptıkları işe uygun kadrolara hak kaybı olmaksızın geçirilmelidir.

• Döner sermaye ve teşvik sistemleri adil hale getirilmeli, tüm emekçileri kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.

• Tüm emekçiler için güvenceli, insanca ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanmalıdır.

• Keyfi görevlendirmeler, angarya uygulamalar ve mobbing son bulmalı; liyakat esas alınmalıdır.

• Derece ve kademe düzenlemesi yapılarak emekçilerin kariyer ve özlük hakları iyileştirilmelidir.

• 3600 ek gösterge ve yeşil pasaport hakkı tüm emekçilere tanınmalıdır.

SES olarak; kamusal, eşit, nitelikli ve ücretsiz sağlık ve sosyal hizmet mücadelesinin ancak emekçilerin haklarının güvence altına alınmasıyla mümkün olacağını biliyoruz. Bu nedenle yalnızca kendi haklarımız için değil, aynı zamanda halkın nitelikli hizmet hakkı için de mücadele ediyoruz.

Görünmeyen emeği görünür kılana, eşitlik ve adalet sağlanana kadar mücadelemiz sürecektir.

Tüm basın emekçilerini, demokratik kitle örgütlerini ve halkımızı bu haklı mücadelede yan yana durmaya, sesimize ses katmaya çağırıyoruz.

SES olarak, bu eşitsiz ve adaletsiz yapıya karşı mücadelemizi büyütmekte kararlıyız.

Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!

Yaşasın örgütlü mücadelemiz!

Muhabir: BAZİT EVREN