Türkiye’yi sarsan şiddet olayları; RTÜK üyelerinden yapımcılara, reklam verenlerden usta oyunculara ve psikologlara kadar geniş bir kesimi "ekran şiddeti" üzerine karşı karşıya getirdi. İşte sektör temsilcileri ve uzmanların dikkat çeken değerlendirmeleri:

RTÜK ve reklam verenlerden "Sorumluluk" çağrısı

RTÜK üyesi İlhan Taşcı, dizilerdeki şiddet sahnelerinin ölümü sıradanlaştırdığını ve adalet duygusunu zedelediğini savunarak, tüm paydaşların katılacağı bir çalıştay önerisinde bulundu. Bu tartışmalara iş dünyasından da somut bir destek geldi; Yapı Kredi Bankası Kurumsal İletişim Direktörü Arda Öztaşkın, şiddeti özendiren içeriklere reklam vermeyeceklerini duyurarak bunu "etik bir sınır ve kamusal sorumluluk" olarak tanımladı.

Sektörün savunması: "Gençler TV izlemiyor"

Zekanın sınırlarını aşan bir gerilim hikayesi: Limit Yok
Zekanın sınırlarını aşan bir gerilim hikayesi: Limit Yok
İçeriği Görüntüle

Eleştirilerin odağındaki yapımcılardan Fatih Aksoy (Yeraltı dizisi yapımcısı), şiddetin yaygınlaşması ile diziler arasında bir bağ kurmanın yanlış olduğunu belirtti. Aksoy’un dikkat çektiği noktalar şöyle:

  • İzleyici Profili: 12-19 yaş grubunda televizyon izleme oranı sadece %15 ve bu kesim daha çok yarışma programlarını tercih ediyor.
  • Rekabet ve Reyting: 120 dakikalık bir hikayede seyirciyi ekranda tutmak için "büyük olaylara" ihtiyaç duyuluyor; eski aile dizileri günümüz rekabet ortamında izlenmiyor.

Usta Oyuncu Menderes Samancılar: "Önce meclis kendine çeki düzen vermeli"

Sinemanın usta ismi Menderes Samancılar, şiddetin sadece dizilerde değil, haberlerde ve Meclis yayınlarında da olduğunu hatırlattı. Siyasetçilerin nefret söylemlerini azaltması gerektiğini belirten Samancılar, meslektaşlarına da çağrıda bulundu: "Bu saatten sonra silahla yürüyen projelerde yer almamamız gerekiyor. Bu iş parayla ölçülmez, hasarı büyük."

Uzman görüşü: "Duyarsızlaşma ve taklit riski"

Bilimsel araştırmalar ve uzman psikologlar, medyadaki şiddetin tek başına bir neden olmasa da önemli bir risk faktörü olduğunu vurguluyor:

  • Kısa Vadeli Etki: Şiddet içerikleri zihindeki saldırgan düşünceleri tetikliyor ve taklit edilme riski taşıyor.
  • Uzun Vadeli Etki: Çocuklarda şiddete karşı duyarsızlaşma ve bu davranışı olağan görme eğilimi başlıyor.

Psikolog Nesli Zağlı ise konunun çok katmanlı olduğunu belirterek; bireysel psikoloji, aile içi gerilimler ve ekonomik koşulların bu süreci tetiklediğini ifade etti. Zağlı, ebeveynlere çocuklarıyla iletişim kurmalarını, içeriklerin yanlışlığını anlatmalarını ve davranış değişikliklerini yakından takip etmelerini öneriyor.

Kaynak: BBC