Türkiye edebiyatının iki aykırı ve cesur kalemi, Tezer Özlü ile Leyla Erbil, yalnızca kitap sayfalarında değil, birbirlerine yazdıkları mektuplarda da buluşur. Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e Mektuplar, bir dostluğun, bir edebiyat yolculuğunun ve en çok da bir iç döküşün kitabıdır.
Tezer Özlü’nün Avrupa şehirlerinden, hastane odalarından, tren istasyonlarından gönderdiği satırlar; bir kadının dünyaya karşı direnişini, yazıya sığınışını ve zaman zaman hayatla kurduğu kırılgan bağı fısıldar. Onun kelimeleri çoğu zaman ürkek, çoğu zaman öfkeli; ama her daim sahicidir. Mektuplarda süslü cümleler yoktur; acı, özlem ve varoluş sancısı olduğu gibi durur.
Leyla Erbil’e yazarken sakınmaz kendini Özlü. Çünkü bilir ki karşı kıyıda onu anlayacak bir zihin, bir kalp vardır. Bu mektuplar, yalnızca iki yazar arasındaki haberleşme değil; aynı zamanda bir düşünsel dayanışmanın, kadın olmanın ve yazmanın ağırlığını paylaşmanın belgesidir.
Satır aralarında Avrupa’nın gri gökyüzü, İstanbul’un uzak silueti ve edebiyat çevrelerinin sert rüzgârı dolaşır. Özlü’nün ruh hâli, mevsimler gibi değişir: Bazen umutlu bir bahar sabahı, bazen içe çöken bir kış akşamıdır. Ama her mektup, yazının iyileştirici gücüne duyulan inançla son bulur…





