Medicana Çeşme Tıp Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Pelin Pınar, hipertansiyonun yalnızca ileri yaşlarda görülen bir hastalık olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğuna dikkati çekti. Yaşam tarzı, stres, beslenme alışkanlıkları ve genetik faktörlerin genç yaşlarda da yüksek tansiyona yol açabileceğini belirten Pınar, toplumun her kesiminin düzenli kontrol yaptırmasının önemine işaret etti.

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Pelin Pınar
Hipertansiyonun sinsi seyredebildiğini ifade eden Pınar, sabahları görülen baş ağrısı, ensede baskı hissi ve boyun sertliğinin ilk uyarıcılar arasında yer alabileceğini kaydetti. Kalp çarpıntısı, hafif eforla ortaya çıkan nefes darlığı ve gün boyu süren yorgunluğun da yüksek tansiyon belirtisi olabileceğini belirten Pınar, bu şikâyetlerin çoğu zaman stres veya mevsimsel yorgunlukla karıştırıldığını söyledi.
Görme bulanıklığı, ani kararma ve ışık çakmaları gibi gözle ilgili belirtilerin yanı sıra sık tekrarlayan burun kanamaları ve kulak çınlamalarının da tansiyon yükselmelerine eşlik edebileceğini aktaran Pınar, bu bulguların ciddiye alınması gerektiğini vurguladı.
Dr. Pınar, “18 yaş üstü her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi şart. Ailesinde hipertansiyon öyküsü olanlar, fazla kilolu bireyler, sigara kullananlar ve kronik hastalığı bulunanlar ise doktorun önerdiği aralıklarla daha sık takip edilmelidir” değerlendirmesinde bulundu.
Tedavide ilaç kullanımının yanı sıra yaşam tarzı değişikliklerinin önemine dikkat çeken Pınar, tuz tüketiminin azaltılması, düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme, sigaranın bırakılması ve ideal kilonun korunmasının tedavinin temel unsurları olduğunu ifade etti. Erken teşhis edilen hipertansiyonun doğru tedaviyle kontrol altına alınabileceğini belirten Pınar, zamanında başvurunun hem yaşam kalitesi hem de organ sağlığı açısından belirleyici olduğunu kaydetti.



