Ramazan, hem nefis terbiyesi hem de yardımlaşma heyecanıyla milyonlarca Müslümanın kalbinde özel bir yere sahip. Bu dönemde verilen zekât ve fitre, bireysel ibadet olmanın ötesinde, toplumdaki gelir adaletsizliğini gideren birer sosyal köprü görevi görüyor. Maddi imkânlarını paylaşan Müslümanlar, hem manevi huzura erişiyor hem de ihtiyaç sahiplerinin bayram sevincine katkıda bulunuyor.
Kimler zekât ve fitre alabilir?
Fitre ve zekât, ihtiyaç sahipleriyle varlıklı kesim arasında köprü kuruyor. Fitre, Ramazan Bayramı namazından önce verilmesi gereken ve kişinin günlük asgari gıda ihtiyacını temsil eden bir ibadet. Maddi durumu yerinde olan her Müslüman, kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler adına fitre ödeyerek yoksulların bayramını kolaylaştırıyor.
Zekât ise sahip olunan malın üzerinden bir yıl geçmesi ve malın nisap miktarına ulaşması durumunda farz oluyor. Altın, para veya ticaret mallarının kırkta biri oranında dağıtılan zekât, paranın toplumda adil bir şekilde dolaşmasını sağlayarak ekonomiye manevi bir temizlik ve bereket katıyor.
Yardımın ulaşması gereken kişiler
Kur’an-ı Kerim’de belirtilen esaslara göre, zekât ve fitre yoksullara, düşkünlere, borçlulara ve yolda kalmış kişilere veriliyor. Kişinin bakmakla yükümlü olduğu anne, baba, büyükanne, büyükbaba, çocuk ve torun gibi yakınları ile eşleri bu yardımlardan faydalanamıyor. Uzmanlar, yardımların doğru kişilere ulaşmasının hem toplumsal huzuru güçlendirdiğini hem de veren kişinin malını korumasına ve manevi arınma yaşamasına katkı sağladığını vurguluyor.



