ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Tahran’ın olası misillemeleri, bölgede enerji altyapısının yanı sıra su tesislerinin de hedef alınabileceği endişesini gündeme getirdi. Uzmanlar, özellikle deniz suyunu tuzdan arındırma tesislerinin hedef alınmasının Orta Doğu’da ciddi bir su krizine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

İsrail basınında yer alan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin İran’daki bir su arıtma tesisini hedef aldığı iddiası Abu Dabi yönetimi tarafından reddedilse de, çatışmanın ilerleyen aşamalarında tarafların su altyapılarını hedef alabileceği değerlendiriliyor.

Orta Doğu su kıtlığıyla karşı karşıya

Açık kaynaklara göre Orta Doğu, dünyadaki yenilenebilir tatlı su kaynaklarının yalnızca yüzde 2’sine sahip. Buna karşın bölgedeki toprakların yaklaşık yüzde 83’ü su kıtlığı ile mücadele ediyor.

World Resources Institute (WRI) verilerine göre 2050 yılına kadar bölge nüfusunun tamamının ciddi su kıtlığı yaşayacağı öngörülüyor.

Nature dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre ise Orta Doğu ve Kuzey Afrika, küresel deniz suyunu tuzdan arındırma kapasitesinin yüzde 41,8’ine sahip. Bölgede yaklaşık 5 bin tesis bulunuyor ve bu tesisler günlük 28,96 milyon metreküp su üretiyor.

Tuzdan arındırma yatırımları hızla artıyor

The National gazetesine göre bölge ülkeleri 2024–2028 yılları arasında bu kapasiteyi yaklaşık iki katına çıkarmayı planlıyor. Bu kapsamda deniz suyunu tuzdan arındırma altyapısına milyarlarca dolarlık yatırım yapılıyor.

WRI’nın “Aqueduct Su Riski Atlası” verilerine göre Körfez ülkeleri dünyada su kıtlığının en yoğun yaşandığı bölgeler arasında bulunuyor.

Ülkelere göre su üretim durumu

80 yaşına girecek Trump’ın sağlık raporu açıklandı
80 yaşına girecek Trump’ın sağlık raporu açıklandı
İçeriği Görüntüle

Kuveyt: İçme suyunun yaklaşık yüzde 90’ını tuzdan arındırma yöntemiyle elde ediyor. Shuaiba Kuzey, Shuaiba Güney, Az Zour, Shuwaikh, Doha Doğu, Doha Batı ve Subiya tesislerinin toplam kapasitesi günde 2,2 milyon metreküpü aşıyor.

Umman: Suyunun yaklaşık yüzde 86’sını bu yöntemle sağlıyor. 2025’te açılan Musandam tesisi gibi güneş enerjili sistemler kapasiteyi destekliyor.

Suudi Arabistan: Su ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’ini tuzdan arındırma ile karşılıyor. Ras Al-Khair Desalination Plant tesisi günde 1,02 milyon metreküp su üretiyor. United Nations Economic and Social Commission for Western Asia (UNESCWA) verilerine göre ülkede üretimin 2030’a kadar günlük 17,8 milyon metreküpe çıkarılması planlanıyor. Suudi Arabistan, küresel tuzdan arındırma kapasitesinin yüzde 25’inden fazlasını oluşturuyor.

Bahreyn: Al Hidd Desalination Plant gibi modern tesislere yatırım yapmayı sürdürüyor.

Katar: Ras Abu Fontas Desalination Plant tesisi günde 400 bin metreküpten fazla su üreterek ülkenin kentleşme ve sanayi büyümesini destekliyor.

Birleşik Arap Emirlikleri: İçme suyunun yaklaşık yüzde 42’si tuzdan arındırılmış sudan sağlanıyor. Ülke genelinde toplam kapasite günde 7,27 milyon metreküp. Jebel Ali Desalination Plant gibi bazı tesisler tek başına günde 2 milyon metreküpe yakın üretim yapabiliyor.

İsrail: Tuzdan arındırma ve suyun yeniden kullanımı konusunda dünyanın öncü ülkelerinden biri. Sorek Desalination Plant, Ashkelon Desalination Plant, Hadera Desalination Plant gibi tesislerle günlük kapasite 1,91 milyon metreküpe ulaşıyor.

İran: Su arzının yalnızca yüzde 2’sini tuzdan arındırma yöntemiyle sağlıyor ve büyük ölçüde geleneksel tatlı su kaynaklarına bağımlı. Son 5 yıldaki şiddetli kuraklık nedeniyle barajlardaki su seviyeleri de kritik seviyeye gerilemiş durumda.

Olası saldırılar büyük krize yol açabilir

Uzmanlara göre bölgede su üretiminin sınırlı sayıdaki büyük tesise bağımlı olması, bu altyapıları çatışmalarda stratejik hedef haline getiriyor.

2008’de sızdırılan bir ABD diplomatik telgrafında, önemli tuzdan arındırma tesislerinin yok edilmesi durumunda Riyad’ın bir hafta içinde tahliye edilmesi gerekebileceği öne sürülmüştü. 2010 tarihli bir CIA analizinde ise büyük bir saldırının ardından su kesintilerinin aylarca sürebileceği uyarısı yapılmıştı.

Kaynak: AA