“Timsahlarla aynı ırmakta yüzmezsiniz, vahşi bir ormana silahsız dalmazsınız, bir aslan karşı dağdan bile kükrese kaçarsınız. Ama yemyeşil bir kırda uzanıp göğe bakarken rahat; çimlerden yavaş yavaş zerkedilen bir zehir varsa, savunmasızsınız. Belki de masallarla mışıl mışıl uykuya dalarsınız. Derken günü gelir sorarsınız: Bir ölü olan Pamuk Prenses’in öpülmesi neden bizi dehşete düşürmez? Yalnızca basit bir öpücük boğazındaki elmayı nasıl çıkarır? Yoksa ima edilen bir sarsılma mıdır?
Hansel ve Gretel’in aileleri tarafından fakirliğe çare olarak ormana atılmaları ve haneye tecavüz, yamyamlık, cinayet, hırsızlıkla devam eden maceralarının anlamı nedir? Cam tabut, camdan pabuçlar ve peri kızlarının kuğu kanatları çalınınca evlenmeye mecbur olması ne anlama gelir?
Elmanın yalnızca kırmızı tarafının zehirlemesi, kırmızı pabuçları sevdiği için ayakları kesilen Karin, Kırmızı Başlıklı Kız… Kırmızı neyin simgesidir? Masallarda işlenen kodlar, yetişkin yaşamımızda bizi nasıl etkiler? Bu masal analizi kitabında aslında hep bildiğiniz şeylerle şaşıracaksınız.”
Masallar, çoğu zaman çocuklukla özdeşleştirilen masum hikâyeler gibi görülür. Ancak Masallar ve Toplumsal Cinsiyet, bu anlatıların arka planında çok daha derin bir anlam dünyası olduğunu ortaya koyuyor.
Yazar Melek Özlem Sezer, masalların toplumsal cinsiyet rollerini nasıl şekillendirdiğini ve kültürel hafızayı nasıl yeniden ürettiğini ele alıyor.
Kitapta, kadın ve erkek karakterlerin temsili, ataerkil düzenin anlatılar yoluyla nasıl normalleştirildiği ve bu kodların bireylerin yaşam algısına nasıl etki ettiği örneklerle açıklanıyor.
Pamuk Prenses’ten Külkedisi’ne, Hansel ve Gretel’den Kırmızı Başlıklı Kız’a kadar pek çok masal, sembolik ve eleştirel bir bakışla yeniden yorumlanıyor. Eser, masalların yalnızca eğlenceli hikâyeler değil, aynı zamanda güçlü ideolojik metinler olduğunu gösteriyor.
2010 yılında Oğuz Tansel Halkbilimi Ödülü ile ödüllendirilen bu çalışma, masallara farklı bir gözle bakmak isteyen okuyucular için ufuk açıcı bir kaynak niteliği taşıyor.




