Madde bağımlılığı, bugün sadece bireyleri değil toplumun tümünü etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu olarak Türkiye’nin birçok kentinde olduğu gibi Van’da da giderek daha görünür hale geliyor. Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, madde kullanımının bireylerin hem bedensel hem ruhsal yapısı üzerinde ağır tahribatlar oluşturduğunu ortaya koyuyor. Bağımlılık, ani gelişen bir durum değil; deneme ile başlayan ve zamanla zarar verici kullanıma, ardından da bağımlılığa dönüşen yavaş ilerleyen bir süreç olarak tanımlanıyor.

Uzmanlar; özellikle 16–30 yaş arası gençlerin risk grubunda olduğunu, kültürel faktörlerin, akran baskısının ve aile içi iletişim kopukluklarının maddeyle tanışma oranını artırdığını belirtiyor. Bu nedenle hem ailelerin bilinçlenmesi hem de kentte gençlere yönelik sosyal alanların ve önleyici merkezlerin artırılması gerektiğine dikkat çekiliyor.

Van’da faaliyet gösteren Hayatın Renkleri Solmasın Derneği de bu alanda sahada gözlem yapan kuruluşlar arasında yer alırken, bağımlılıkla mücadelenin ancak çok yönlü ve uzun süreli bir çalışmayla mümkün olabileceği görüşü öne çıkıyor.

Van’da madde kullanımında artış ve risk grupları

Osman Turgut, “Uzmanlara göre madde kullanımı en yoğun 16–30 yaş aralığında görülüyor. Literatürde risk grubunun 15–24 yaş olduğu belirtilse de Van’da genç erişkinleri de içine alan 16–45 yaş aralığının riskli hale geldiği ifade ediliyor. Artan kullanımın “kültürel norm haline gelme riski” taşıdığına dikkat çekiliyor. Bu yaş grubunun uyuşturucu tanışması, kullanımı ve bağımlılığa uzanan süreç hakkında bilgilendirilmeye ihtiyaç duyduğu vurgulanıyor,” dedi.

Turgut, “Bağımlılık ile zararlı kullanımın birbirinden ayrılması gerekiyor. Avrupa ülkelerinde ve son yapılan çalıştaylarda da bu iki kavramın artık resmen ayrılıyor. Her madde kullanan bağımlı değil, zararlı kullanımın bağımlılığa dönüşme riski çok daha yüksek,” ifadelerini kulandı.

Osman TurgutHayatın Renkleri Solmasın Derneği Başkanı Osman Turgut

DSM kriterlerine göre bağımlılık belirtileri

Turgut, “Psikiyatri literatürüne göre bir kişide aşağıdaki maddelerden en az üçü varsa bağımlılık tanısı konuluyor: Tolerans gelişimi, madde kesildiğinde yoksunluk belirtileri, bırakmak için yapılan başarısız girişimler, maddeyi temin etmek veya kullanmak için yoğun zaman harcama, fiziksel ve ruhsal zararlara rağmen devam etme, planlanandan fazla veya uzun süre kullanım, sosyal, mesleki ve kişisel işlevlerde belirgin azalma... Bağımlılık aniden gelişen bir hastalık değildir. Sürecin yavaş ve fark edilmesi zor bir şekilde ilerlemesidir,” diye sözlerine devam etti.

Edremit'te muhtarlardan Eşbaşkan Cemil Komi'ye bayram ziyareti
Edremit'te muhtarlardan Eşbaşkan Cemil Komi'ye bayram ziyareti
İçeriği Görüntüle

Ergenlik dönemi: En kritik safha

Turgut, “Madde kullanımının en sık ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde başlaması duygusal dalgalanmalar, kimlik arayışı, bağımsızlaşma isteği, arkadaş gruplarına uyum sağlama çabası gibi nedenlerle riskli davranışların arttığı bir süreç olarak tanımlanıyor. Akran grubunda madde kullanan bireyin bulunması, ergen için maddeyle tanışma ihtimalini ciddi şekilde artırıyor,” dedi.

Turgut, “Madde kullanan gençlerin büyük bölümü sevgisiz, huzursuz, denetimsiz ya da aşırı serbest aile ortamlarında büyüyor. Aile içi şiddet, ilgisizlik, anne-baba geçimsizliği ve ebeveyn gözetim eksikliği, gencin yanlış çevrelere yönelmesine zemin hazırlıyor. Çocuklarımızın gideceği son liman aile olmalıdır,” diye ifade etti.

“Van’ın coğrafi konumu sorunu derinleştiriyor”

Turgut,” İran sınırına yalnızca 90 kilometre mesafede olan Van’da narkotik operasyonlarında Türkiye ortalamasının üzerinde yakalama oranları görülüyor. Şehir hem geçiş güzergâhı olması hem de genç nüfus ve işsizlik gibi sosyoekonomik nedenlerle uyuşturucu ticareti ve kullanımında kritik bir noktaya dönüşmüş durumda,” dedi

“Metamfetamin kullanımı artıyor”

Turgut, Son yıllarda özellikle metamfetamin kullanımının yaygınlaştığı şu sözlerle belirtti: “Narkotik birimlerinin operasyon verileri ve sahadaki kullanıcılarla yapılan görüşmeler, Van’da metamfetamin kullanımının “çok ciddi bir seviyeye” ulaştığını gösteriyor.

Turgut, “Önemli sorunlardan biri de tedavinin yanlış anlaşılması. AMATEM (Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi) ve ÇEMATEM (Çocuk Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi) uygulanan 21 günlük detoks süreci, yalnızca krizin atlatıldığı ve arınmanın sağlandığı bir aşama. Oysa uzmanlar bağımlılığın: Kronik bir beyin hastalığı olduğunu, şeker ya da tansiyon hastalığı gibi tekrar etme özelliği bulunduğunu, tedavinin en az 6 ay, tercihen 1–2 yıl sürmesi gerektiğini belirtiyor,” diye devam etti.

Muhabir: Büşra TAMAN