Kuzey Kıbrıs Dışişleri (KKTC), Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanlığı’nın 19 Mayıs 1919’a ilişkin yaptığı açıklamaya yazılı açıklamayla yanıt verdi.
Açıklamada, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tarihi gerçekleri çarpıttığı belirtilerek, “asılsız iddialar üzerinden düşmanlık devşirmeye çalıştığı” ifade edildi.
KKTC Dışişleri, 19 Mayıs 1919’un bir “soykırım” değil, Türk milletinin işgal ve parçalanmaya karşı başlattığı bağımsızlık mücadelesinin ilk adımı olduğunu vurguladı.
“Emperyalist Güçlerin Suçları Örtülmeye Çalışılıyor”
Açıklamada, ortaya atılan iddiaların Anadolu’yu işgal eden emperyalist güçlerin ve onlarla iş birliği yapan silahlı grupların işlediği suçları örtbas etmeyi amaçladığı savunuldu.
GKRY’nin açıklamasında yer alan “Türk işgali” ifadesinin de tarihi ve hukuki gerçeklerle bağdaşmadığı belirtildi.
“Türkiye Kurtarıcıdır”
KKTC Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, Türkiye’nin Kıbrıs’taki rolüne ilişkin şu değerlendirmeye yer verildi:
“Garantör Türkiye, iddia edilenin aksine kurtarıcıdır.”
Kıbrıs Türk halkının 1963-1974 yılları arasında EOKA ve Yunan cuntası tarafından sistematik saldırılara maruz bırakıldığı belirtilen açıklamada, Kıbrıs Türklerinin göçe zorlandığı ve adanın yüzde 3’lük bölümüne sıkıştırıldığı ifade edildi.
“Barış Harekâtı Akan Kanı Durdurdu”
Türkiye’nin 1960 Garanti ve İttifak Antlaşmaları kapsamında sahip olduğu hakları kullanarak Barış Harekâtı’nı gerçekleştirdiği vurgulanan açıklamada, müdahalenin Kıbrıs Türk halkının can güvenliğini sağlamak ve Enosis darbesini engellemek amacıyla yapıldığı kaydedildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Türkiye’nin haklı müdahalesi, Kıbrıs’ta Rumların neden olduğu akan kanı ve şiddeti durdurmuş, adanın tamamına barış getirmiştir.”
“Nefret Söyleminden Vazgeçin” Çağrısı
KKTC Dışişleri Bakanlığı, GKRY’nin açıklamalarını “alışılagelmiş siyasi propaganda” olarak nitelendirirken, bu tür söylemlerin Türk ve Rum halkları arasındaki barış çabalarına zarar verdiğini belirtti.
Açıklamanın sonunda Rum yönetimine, “nefret söylemleri ve asılsız ithamlardan vazgeçme” çağrısı yapılarak, egemen eşit iki komşu devlet arasında iyi ilişkilerin geliştirilmesi gerektiği ifade edildi.




