Van Milletvekili Gülderen Varlı, Türkiye’de artan nefret söylemleri, ayrımcı uygulamalar ve son olarak Samsun’da yaşanan olayla ilgili olarak İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na yazılı soru önergesi sundu.

Önergede, toplumsal şiddeti körükleyen nefret söylemlerinin giderek daha görünür ve yaygın hale geldiğine dikkat çekildi. Bu durumun önlenmesi için atılan adımların yetersiz kaldığı vurgulanırken, aksine ayrıştırıcı dil ve uygulamaların arttığına işaret edildi. Türkiye’de özellikle siyasi söylem ve politikaların toplum içindeki kutuplaşmayı artırdığı ifade edildi.

Varlı, özellikle batı illerinde Kürt yurttaşlara yönelik ırkçı saldırıların ve linç girişimlerinin süreklilik kazandığını belirterek, toplumu bir arada tutması gereken siyasal dilin ayrıştırıcı bir işlev gördüğünü kaydetti. Bu durumun farklı kimlikler arasında güvensizlik yarattığı ve toplumsal barışı zedelediği vurgulandı. Ayrıca çeşitli araştırmaların, nefret söylemi ve suçlarının Türkiye’de artık istisnai değil, gündelik yaşamın bir parçası haline geldiğini ortaya koyduğu ifade edildi.

Önergede, ayrıştırıcı söylemlerin başta Kürtler olmak üzere farklı inanç, kimlik, cinsiyet ve siyasi görüşlere sahip kesimleri hedef haline getirdiği belirtilirken, nefret suçlarına ilişkin kapsamlı bir yasal çerçevenin bulunmamasının ve cezasızlık algısının bu tür eylemleri beslediği dile getirildi. Yetkili mercilerin etkili müdahale ve önlem almakta yetersiz kaldığı, soruşturma süreçlerinin çoğu zaman “münferit” değerlendirilerek sonuçsuz bırakıldığına dikkat çekildi.

Son olarak 11 Nisan 2026 tarihinde Samsun’un Bafra ilçesinde TOKİ inşaatında çalışan iki Kürt işçinin, Kürtçe müzik dinledikleri gerekçesiyle sosyal medya üzerinden hedef gösterildiği ve ardından linç girişimine maruz kaldığı hatırlatıldı. Olayda kışkırtıcı tutumların öne çıktığı, buna rağmen müzik dinleyen işçilerin gözaltına alındığı ve 12 Nisan’da serbest bırakıldığı ifade edildi.

Varlı, saldırıya uğrayan işçilerin gözaltına alınmasının, buna karşın saldırganlara yönelik etkili bir işlem yapılmadığı iddialarının cezasızlık algısını güçlendirdiğini belirtti. Bu durumun benzer olayların tekrarına zemin hazırladığına dikkat çekildi.

Önergede İçişleri Bakanı’na şu sorular yöneltildi:

Samsun’un Bafra ilçesinde yaşanan olayla ilgili adli ve idari soruşturma başlatılıp başlatılmadığı, Bu bağlamda;

1. Samsun ili Bafra ilçesinde 11 Nisan 2026 tarihinde yaşanan olayla ilgili başlatılmış bir adli ve idari soruşturma var mıdır? Varsa, soruşturmanın kapsamı ve mevcut durumu nedir?

2. Söz konusu olayda linç girişiminde bulunduğu iddia edilen kişi veya kişiler tespit edilmiş midir? Bu kişiler hakkında herhangi bir işlem yapılmış mıdır?

3. Olay sırasında veya sonrasında kamuya açık şekilde ırkçı ve nefret içerikli açıklamalar yapan kişi ve gruplar hakkında herhangi bir inceleme veya soruşturma başlatılmış mıdır?

4. Olayda mağdur konumunda olan işçilerin gözaltına alınmasının gerekçesi nedir? Bu uygulama hangi hukuki dayanağa dayanmaktadır?

5. Türkiye genelinde son 10 yıl içerisinde nefret suçları kapsamında değerlendirilen olay sayısı kaçtır? Bu olayların kaçı fiziksel şiddetle sonuçlanmış, kaçı ölümle neticelenmiştir?

6. Söz konusu nefret suçlarının kaçı Kürt yurttaşlara yönelik gerçekleşmiştir?

7. Daha önce benzer şekilde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan saldırılarda etkin soruşturma yürütülmemesi ve cezasızlık iddiaları hakkında Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir?

DEM Partili Dindar: Van, büyükşehirler arasında en pahalı suyu kullanıyor
DEM Partili Dindar: Van, büyükşehirler arasında en pahalı suyu kullanıyor
İçeriği Görüntüle

8. Nefret söylemi ile toplumsal şiddet arasındaki ilişkiye dair Bakanlığınızın herhangi bir araştırması veya raporu bulunmakta mıdır?Varlı, farklı kimlik ve kültürlere yönelik ayrımcılığın önlenmesi için yürütülen çalışmaların yanı sıra Samsun özelinde ve ülke genelinde alınacak önlemleri de gündeme taşıdı.

Önergede son olarak, Türkiye’de bireylerin istedikleri dilde müzik dinlemesinin suç teşkil edip etmediği ve üçüncü kişilerin bu duruma müdahalesine izin veren herhangi bir hukuki düzenleme olup olmadığı sorularına da yer verildi. Ayrıca Kürtçeye yönelik artan ayrımcı uygulamaların ortadan kaldırılması için planlanan somut adımların açıklanması talep edildi.

Muhabir: BAZİT EVREN