İran, İsrail ve ABD arasında iki haftadır devam eden savaşın yanı sıra Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel lojistik sistemini krize sürükledi. Enerji maliyetlerindeki sert yükseliş ve limanlarda bekletilen gemilerin operasyon giderleri, dışa bağımlı gıda tedarik zincirinde büyük hasar yarattı. Sıcak çatışma ikliminin sevkiyatları yavaşlatması, Türkiye’nin en doğusundaki ticaret merkezi olan Van’da piyasa maliyetlerini hızla tırmandırdı.

Coğrafi uzaklığı ve üretimin dışa bağımlı olması nedeniyle bu sarsıntıyı en şiddetli şekilde hisseden şehir Van oldu. Süreci değerlendiren Van TSO 6'ncı Grup Gıda Komite Meclis Üyesi Şükrü Çılgın; İstanbul-Van nakliye bedellerinin ikiye katlanması ve sınır kapısındaki işlevsizliğin gıda sektörünü ciddi bir tıkanıklığa sürüklediğini belirtti. Hammadde akışındaki aksaklıklar ile "yarın mal bulamam" kaygısının fiyat istikrarını bozduğuna dikkat çeken Çılgın, kentin lojistik konumu nedeniyle bu süreçten en derin yarayı alacak yer olduğunu vurguladı.

"Hürmüz kapandı, tedarik durdu"

Kentin ekonomik yapısını ve küresel krizlerin yerel piyasaya etkilerini değerlendiren Van TSO 6'ncı Grup Gıda Komite Meclis Üyesi Şükrü Çılgın, "Van, İran ile sınır komşusu olması nedeniyle ticari anlamda bu ilişkiden beslenen bir kent. Ancak bölgedeki gerilimin ve savaş durumunun uzaması, kentimizi ekonomik açıdan zor bir sürece itiyor. Meseleyi sadece İran ile sınırlı tutmamak gerekir; gıda tedarik zincirimiz tamamen dışa bağımlıdır. Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla birlikte ithalat gemileri mahsur kalmış ve ürün sevkiyatı durma noktasına geldi. Bu lojistik tıkanma, maliyetleri artırarak doğrudan iç piyasaya yansımaktadır,” ifadelerini kullandı.

“Lojistik sarsıntı en çok Van’ı etkileyecek”

Maliyet artışlarının temelinde yatan enerji sorununa dikkat çeken Çılgın, "Plastik ve çuval gibi hammaddelerin tamamı doğrudan petrol ve enerjiye bağlı. En temel gıda maddesi olan ekmeği üretmek için bile enerji şart; ancak biz bunu ithal ediyoruz. Savaş ortamı, enerji maliyetlerini 5 katına çıkaracak kadar tehlikelidir. Bu yükün üzerine bir de lojistik giderler eklendiğinde, asıl darbeyi Türkiye’nin en uç noktası olan Van alacak. Çünkü biz burada üretim yapmıyoruz; her şeyi Batı illerinden getiriyoruz. Mesafe uzak olduğu için nakliye maliyetleri doğrudan bizim soframızı etkiliyor,” diye konuştu.

"İstanbul-Van nakliyesi ikiye katlanıyor"

Erciş Belediyesi muhtarlarla mahallelerin sorunlarını masaya yatırdı
Erciş Belediyesi muhtarlarla mahallelerin sorunlarını masaya yatırdı
İçeriği Görüntüle

Limanlarda bekletilen gemilerin ek maliyetlerine değinen Çılgın, "Limanlarda bekleyen binlerce geminin günlük sigorta ve operasyon giderleri ciddi bir ek maliyet oluşturuyor. Hammadde akışı durunca yerli imalatçı da 'yarın mal bulamayabilirim' kaygısıyla elindeki stoğu yüksek maliyetle fiyatlandırıyor. Van, lojistik zincirinin son halkası olduğu için bu süreçten en derin yarayı alacak kenttir. İstanbul’dan Van’a gelecek bir aracın nakliye maliyeti ikiye katlandığında, bu artış kaçınılmaz olarak her ürüne yansıyacaktır,” şeklinde konuştu.

"Kapıdaki işlevsizlik ticareti kısıtlıyor"

Van merkezindeki ticari yapının hassasiyetine vurgu yapan Çılgın, son olarak şunları ekledi: "Van merkezinde hurma, pirinç ve çay gibi ürünleri kısıtlı miktarlarda satarak geçinen çok sayıda yarı toptancımız bulunuyor. Sınır ticareti yapan firmalarımız da bu daralmadan payını alacaktır. Şu an devletin belirlediği kotalar dâhilinde sınırlı ürün girişi yapılsa da gümrük kapısının mevcut işlevsizliği bu ticareti iyice kısıtlıyor. Komşudaki günlük hareketliliğin durması bile Van ekonomisindeki tüm sektörleri sarsmaya yetiyor."

Muhabir: SEMİH SARMA