6 Şubat 2023’te yaşanan ve 11 ili etkileyen büyük felaketin yıl dönümünde, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Van Şubeler Platformu tarafından geniş kapsamlı bir açıklama yapıldı.
BES Van Şubesi yöneticisi ve KESK Van Şubeleri Dönem Sözcüsü Nihat Tunç tarafından okunan metinde, depremin üzerinden geçen üç yıla rağmen acıların taze, sorunların ise katlanarak arttığı ifade edildi. "Asrın felaketi değil, asrın ihmali" vurgusunun yapıldığı açıklamada, on binlerce can kaybının sadece doğa olayıyla açıklanamayacağı, denetimsizlik ve cezasızlık politikalarının bu ağır tabloda başrol oynadığı belirtildi.

"53 bin değil, çok daha fazlasını kaybettik"
Resmî verilere göre 53 bin 537 kişinin yaşamını yitirdiği hatırlatılan açıklamada, KESK Kriz Koordinasyon Merkezleri’nin sahadaki gözlemlerine dayanarak gerçek rakamların çok daha yüksek olduğu savunuldu. Deprem sonrası 5 milyon kişinin göç etmek zorunda kaldığına ve yüz binlerce insanın geçim kaynağını yitirdiğine dikkat çekilirken; aradan geçen üç yıla rağmen konteyner kentlerdeki yaşam koşullarının insan onuruna aykırı bir hal aldığı dile getirildi. Özellikle kış aylarında yaşanan su ve elektrik kesintilerinin depremzedeler için hayatı daha da zorlaştırdığı, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimin ise hâlâ yetersiz kaldığı vurgulandı.
Rant düzeni ve deprem vergileri sorgusu
Açıklamada, son 21 yılda toplanan 40 milyar dolarlık deprem vergisinin akıbeti sorulurken, imar aflarıyla "çürük yapıların yasal hale getirilmesi" sert dille eleştirildi. Dönem sözcüsü Nihat Tunç, deprem sonrası Kızılay’ın çadır satma skandalını hatırlatarak, kamusal hizmetlerin piyasaya terk edilmesinin bedelini halkın canıyla ödediğini ifade etti. Ayrıca, deprem risk raporu almanın maliyetinin asgari ücretin katbekat üzerinde olduğunu belirten Tunç, "Halk yoksulluktan binasını test bile ettiremiyorken, afet yönetimi müteahhit düzeni üzerinden yürütülemez" dedi.

KESK’ten çözüm için 8 acil talep
Açıklamanın sonunda, yeni felaketlerin önüne geçilmesi için şu talepler sıralandı:
Tüm kamu binaları bağımsız ve bilimsel ölçütlerle acilen denetlenmeli, dayanıksız yapılar boşaltılmalıdır.
Deprem risk raporları ve bina kontrolleri kamu tarafından ücretsiz gerçekleştirilmelidir.
"Rezerv alan" ve "acele kamulaştırma" gibi mülkiyet hakkını tehdit eden rant odaklı uygulamalara son verilmelidir.
Emek ve meslek örgütlerinin katılımıyla demokratik ve bağlayıcı bir "Deprem Kanunu" hazırlanmalıdır.
Tek evi olan yurttaşlara binalarını güçlendirmeleri için devlet desteği ve teşvik sağlanmalıdır.




