İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan gerilim ve bölgedeki siyasi gelişmeler, Van turizminin yapısını yeniden gündeme getirdi. İran’a komşu olan Van’da, Kapıköy Sınır Kapısı üzerinden gelen İranlı turistler kentin turizm hareketliliğinde önemli bir yer tutarken, uzmanlar turizmin tek bir ülkeye bağlı olmasının ciddi riskler barındırdığına dikkat çekiyor.
Kırk Değirmenler ve Şamran Kanalını Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Erdem Güngör, Van’ın turizm potansiyelinin uzun yıllardır dar bir çerçevede değerlendirildiğini belirterek, turizmin büyük ölçüde İranlı turistlere dayalı bir yapıya dönüşmesinin kentin geleceği açısından risk oluşturduğunu ifade etti.
Güngör, turizmin yalnızca İranlı ziyaretçilere bağlı olmasının siyasi, ekonomik ya da sınır kapılarındaki olası gelişmelerde Van’ın turizm gelirlerinin ciddi şekilde etkilenmesine yol açabileceğini belirtti.
“Van Çok Daha Geniş Bir Turizm Potansiyeline Sahip”
Van’ın tarihi, kültürel ve doğal zenginlikleriyle çok daha geniş bir coğrafyaya hitap edebilecek bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Güngör, özellikle Van Gölü’nün bu anlamda büyük bir değer taşıdığını söyledi.
Van Gölü’nün eşsiz maviliği, adaları ve doğal güzellikleriyle Türkiye’nin en önemli turizm hazinelerinden biri olduğunu belirten Güngör, göl çevresinde yapılacak doğru planlama ve tanıtım çalışmalarıyla Avrupa’dan Rusya’ya, Orta Asya’dan Arap dünyasına kadar geniş bir turist kitlesinin kente çekilebileceğini ifade etti.
Tarih Ve Doğa Turizmi İçin Güçlü Değerler
Güngör, Van’ın tarihi mirasının da turizm açısından büyük bir potansiyel taşıdığını belirterek Gürpınar’daki Kırk Değirmenler, bu değirmenlere hayat veren ve Urartu döneminden günümüze ulaşan Şamran Kanalı, Urartu döneminin önemli merkezlerinden Çavuştepe Kalesi ve görkemli yapısıyla dikkat çeken Hoşap Kalesinin tarih turizmi açısından önemli değerler olduğunu dile getirdi.
Doğa turizmi açısından Muradiye Şelalesi ve kış turizmi için önemli bir merkez olabilecek Abalı Kayak Merkezinin de Van’ın turizm çeşitliliğini artırabilecek önemli destinasyonlar arasında yer aldığını belirtti.
“Van’ı Dünyaya Tanıtmalıyız”
Yıllardır aynı çağrıyı yaptıklarını belirten Güngör, Van’ın yalnızca bir ülkeye değil, tüm dünyaya tanıtılması gerektiğini vurguladı.
“Suyumuzu verin, değirmenler ve Şamran Kanalı yaşasın” çağrısını uzun süredir dile getirdiklerini ifade eden Güngör, su kaynaklarının korunmasının tarihi mirasın yaşatılması açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Van’ın turizm potansiyelinin hâlâ tam anlamıyla değerlendirilemediğini belirten Güngör, doğru bir turizm vizyonu ile Van Gölü’nden tarihi kalelere, değirmenlerden şelalelere uzanan zenginliklerin kenti bölgenin önemli turizm merkezlerinden biri haline getirebileceğini ifade etti.
Güngör, Van’ın geleceği için tarihî, doğal ve kültürel mirasa sahip çıkılması ve kentin dünya turizmine güçlü bir şekilde tanıtılması gerektiğini sözlerine ekledi.




