Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Faik Özgür Erol, CHP Genel Merkezi’nde CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından taraflar ortak bir basın toplantısı düzenleyerek kamuoyunu bilgilendirdi.
Toplantıda ilk sözü alan Özgür Özel, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında yaşanan gelişmeler ile Meclis’te yürütülen komisyon çalışmalarına dair görüş alışverişinde bulunduklarını söyledi. Özel, siyasetçi Leyla Zana’ya yönelik küfür ve hakaretleri de sert bir dille kınadıklarını belirterek, bu tür saldırıların kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Özel, “Bu topraklar üzerinde Anadolu’da böyle bir şeyin yapılmasını asla ve asla kabul etmiyoruz. İnancımıza, kültürümüze aykırıdır. Hele hele bir siyasetçiye yönelik bu tür saldırılara stadyumların araç edilmesini kabul etmemiz mümkün değildir” dedi.
“Adil Yarınları Umut Ediyoruz”
Özgür Özel, Meclis’te bugün TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve partilerin belirlediği yazım ekibinin bir araya geleceğini belirterek, komisyonun rapor yazım süreci, çalışma yöntemi ve takviminin ele alınacağını aktardı. Komisyonun hızlı hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Özel, partiler arasında bu konuda bir ortaklaşma olduğunu ifade etti.
Özel, “Türkiye’nin hem ‘Terörsüz Türkiye’ hedefini hem de demokratik Türkiye hedefini birlikte hayata geçirebilecek bir süreci mümkün kılmak istiyoruz. Bu topraklarda gözyaşlarının durduğu, kardeşliğin ve barışın hakim olduğu; Türk’ün de Kürt’ün de evladının geleceğinden endişe duymadığı, en iyi eğitimi alabildiği, birlikte kalkınıp adil şekilde paylaştığımız yarınları umut ediyoruz.” dedi.
Suriye Vurgusu
Özel şöyle devam etti: "Hem Türkiye’de hem de Suriye’de Türkler için de Kürtler için de Dürziler için de, Aleviler için de Türkmenler için de anayasal demokratik ve barış içinde iki devlet ümit ediyoruz. Türkiye’de de Suriye’de de barışın, kardeşliğin, demokrasinin hakim olmasını, iki tarafta da tam anlamıyla bir barışın hakim olmasını, Türkiye ile Suriye arasında iyi ilişkileri sınırın iki yanındaki kardeşliğin iki ülkenin yarınlara birlikte güvenle adım atmasını ümit ediyoruz. Türkiye ile Suriye arasında ilişkileri, sınırın her iki yanındaki kardeşleri, iki ülkenin yarınlarını birlikte ve güvenli şekilde kurmasının hem Türkiye’ye hem Suriye’ye hem Türkler hem Kürtlere hem de bütün Ortadoğu‘ya ve insanlığa iyi geleceğini ümit ederek sözü sayın başkanlarıma bırakıyorum."
‘Herkes Elini Taşın Altına Koymalı’
Ardından konuşan Pervin Buldan, sürecin geldiği aşamanın detaylarını konuştukların belirterek, CHP’nin yapıcı rolüne önem verdiklerini dile getirdi. Buldan, “Çünkü Kürt sorunu siyaset üstü bir meseledir ve bu meseleyi çözmek hepimizin görevi ve sorumluluğudur. Barış elbette ki Türkiye’ye yakışan bir şey. Uzun yıllar çatışmalı bir süreç yaşadık bu ülkede. Bu coğrafyada çokça kan aktı. Anneler ağladı. Gencecik insanlar toprağın altına girdi. Gencecik bedenler toprağın altına girdi. Dolayısıyla bundan sonra böylesi bir sürecin yaşanmaması için hepimizin elini artık gövdesini taşın altına koyma zamanı gelmiştir diye düşünüyorum” dedi.
Müzakere Sürecidir
Mithat Sancar da “Önemli bir görüşmeydi. Bu sürecin çok boyutlu ve zorlu olduğunu her seferinde dile getiriyoruz. Farklı yaklaşımlar, karşılıklı eleştiriler süreç içinde ortaya çıkabilir. Fakat bu süreçlerin ruhunun münazara değil. Bir kez daha hatırlamamız gerekiyor. Münazara birbirini alt etme ve kendini haklı çıkarma anlayışıdır. Müzakere ise birbirini dinleme, diyalog, diyalogla ilerleme sanatıdır. Bizler de bugün müzakerenin çok değerli bir örneğini birlikte yaşadık. Kaygıları, eleştirileri, itirazları karşılıklı birbirimizle paylaştık ama bir konuda da mutabıkız. Süreç müzakereyle, diyalogla, karşılıklı görüşmelerle yürüyecektir” ifadelerini kullandı.
Siyasal Mutabakat Hayati Önemde
Sancar devamla şunları söyledi:
“Bu konuda da siyasal mutabakat ve toplumsal uzlaşma hayati önemdedir. Bir kez daha gördük ki Cumhuriyet Halk Partisi bu süreçte bu rolü olumlu bir şekilde oynamaya devam edecek iradeyi gösteriyor. Bu son derece önemli. Bizler yayılmak istenen gerilim, çatışma, ırkçı tahrik ortamına karşı hep birlikte demokrasinin ve barışın birlikteliğiyle ortak mücadeleyi yürütmek zorundayız. Bunun da önümüze barışın ve demokrasinin yolunu gerçekten sonuna kadar açacağına inanıyoruz.”




