İHD, yayımladığı raporda OHAL’in resmi olarak kalkmasına rağmen yasal ve idari uygulamalarla fiilen devam ettiğini belirtti.
Raporda öne çıkan ihlaller şunlar:
Yaşam Hakkı İhlalleri
2024 yılında İHD’nin tespitine göre en az 6.094 kişi yaşamını yitirdi, 434 kişi yaralandı.
Silahlı çatışmalar ve askeri operasyonlarda en az 3.262 kişi hayatını kaybetti; ölenlerin 38’i asker, 1’i korucu, 1.530’u silahlı militan.
İş cinayetlerinde 1.897 işçi hayatını kaybetti; bunların 94’ü göçmen ve mülteci işçilerdi. 71 çocuk işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
Kadın cinayetlerinde 378 kadın toplumsal cinsiyete dayalı şiddet sonucu hayatını kaybetti, 645 kadın yaralandı.
Irkçı ve nefret saldırıları sonucunda en az 14 kişi hayatını kaybetti; Kayseri’de Suriyeli mültecilere yönelik saldırılar sonucu yaklaşık 3.000 kişi kenti terk etmek zorunda kaldı.
İşkence ve Kötü Muamele
Kolluk güçlerinin müdahalesiyle en az 2.651 kişi barışçıl toplantı ve gösterilerde işkence ve kötü muameleye maruz kaldı.
Resmi gözaltı yerlerinde en az 501 kişi, resmi olmayan gözaltı yerlerinde ise en az 102 kişi işkence gördü.
Hapishaneler
Hapishanelerde en az 20 şüpheli ölüm, 223 işkence ve kötü muamele vakası tespit edildi.
1.176 kişi hapishanelerde verilen yemek nedeniyle zehirlendi.
İfade Özgürlüğü ve Toplantı Hakkı
2024 yılında 24 ilde toplamda 458 gün her türlü eylem ve etkinlik yasaklandı.
Sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle 1.607 kişi hakkında soruşturma açıldı, 738 kişi gözaltına alındı, 127 kişi tutuklandı.
313 barışçıl toplantı ve gösteriye kolluk müdahale etti, en az 1.811 kişi gözaltına alındı, 40 kişi yaralandı.
Kamu Görevinden Uzaklaştırmalar ve Kayyım Atamaları
2024 yılında toplam 8 belediyeye kayyım atandı. Çok sayıda muhalif siyasetçi "keyfi" gözaltı ve tutuklamalara maruz kaldı.
İHD, raporun yalnızca kamuoyuna yansıyan ve derneğe ulaşan bilgilerle hazırlandığını, Türkiye’deki hak ihlallerinin “buzdağının görünen yüzü” olduğunu vurguladı.
Raporda, Kürtler, Aleviler, LGBTİ+’lar, mülteciler ve diğer ötekileştirilen gruplara yönelik ayrımcı ve nefret içerikli uygulamaların endişe verici boyutlara ulaştığı ifade edildi.




